logo

trugen jacn
31 August 2019

MİLLİ KURTULUŞ YOLUNDA DÜŞÜNCELER- (2.BÖLÜM)

Mehmet Emin Hazret

Mehmet Emin HAZRET

Doğu Türkistan’ı Karıştıracak Yalnız Çin olmayacaktır

Kendi halimize bırakılırsak, Doğu Türkistan  içinde ortaya çıkabilecek kargaşa ve  bölünme potansiyelini iyi organizasyon ile kontrol etmek ve büyük hedef doğrultusunda Uygur  toplumunu  eğiterek bilinçli  bir hale getirmek çok zor değildir. En zor olanı ise,  yurt dışından uzanacak elleri fark etmek ve onların bizi karıştırmalarını ve kargaşaya sürklemelerini  önleyebilmektir.

Doğu Türkistan’da bağımsızlık süreci başladığında dondurulmuş bütün sorunlar  bir anda ve aniden ortaya çıkacaktır. Bugün Uygurları acımasızca piyon olarak kullanmakta olan Büyük, Hakim  Ülke ve güçler ve komşu ülkeler kendi çıkarlarını garanti altına almak için  bizim üzerimizden güç kazanmaya çalışacak ve yukarda bahsettiğim Uygur toplumunun  donmuş ideolojik farklılıklarından yararlanarak kendi organizasyonlarını kolayca  yapabileceklerdir.

Bugün bir  çok ülkede milli davanın ön saflarında yer   alan aktörler arasında, bu kutsal  davayı bir  şahsi çıkar ve şöhret olma  kapısı olarak gören ve “Doğu Türkistan”,  ve  “Uygur” kelimelerini kendi amacı doğrultunda araç olarak kullanan,yaşadıkları  ülke ve diğer ülke istihbaratlarına (ek iş olarak) gizli ajanlık görevini üstlenerek ikili oynayan sözde Uygurlar bulunmaktadır. Bu tür insanların  kötü ve kirli sicili, Doğu Türkistan davası ile  hiç bir şekilde gönül veya organik bağı bulunmadığını kanıtlamaktadır. İlerde onlar, arkasına dayandıkları ve nemalandıkıları  Doğu Türkistan üzerinde emeli olan devletlerin ve güçlerin   desteğini alarak savaş ortamına düşen Doğu Türkistan’a  gönderileceklerdir. Farklı  ülkelerin çeşitli amaçlarlar için kullanageldikleri ve kullanacakları “Uygur” etiketli  bu maşaların bilinçli  olarak yapacakları yıkıcı eylemlerinin   etkisi,  Doğu Türkistan bağımsızlık  hareketini  kargaşaya  ve çıkmaza dönüştürmede,bölge’de Pekin’in  bu yöndeki yıkıcı organizasyon ve  hareketlerini bilinçli veya farkında olmadan,  tamamlayıcı bir faktör olacaktır. Her türlü  ideolojik ve mezhepsel gruplara, nereden geldiği belli olmayan silah ve lojistik  destekler artmaya başladıkça, Tarım ve İli nehirleri kırmızı renkle boyanıp akmaya başlayacaktır. O zaman sadece biz bize ağlayacağız. Bu duruma düşmemek için Komşumuz Afganistan’ın yaşadıklarına bir göz atmamızda   çok yarar vardır, diye düşünüyorum.

Afganistan Neden ve Nasıl Bu Hale Geldi  ?

Afganistan kralı Zahir Şah 1964 tarihindeKayınbiraderi Serdar Muhammed Han’ı Başbakanlıktan azlederek  iktidarı tekrar  ele aldı ve Amerikan anayasasını örnek alarak  yaptığı yeni Afgan anayasası yürürlüğe koydu. Geniş özgürlükler ve demokratik haklar tanıyan bu  anayasa  zemininden yararlanan Sovyetler birliği ve Çin, Afganistan’da kendi  yıkıcı taraftar ve  oluşumlarını  organize etmeye başladılar.  Moskova tarafından beslenen Afganistan komünistlerini, daha sonraki yıllarda Pekin,  iki zıt gruba ayırmayı başardı. 1968 yılında  Moskova yanlıları “Perçem”, Pekin yanlıları ise, “Şüle” adında gazete etrafında toplanan iki zıt ve düşman Komünist parti’ye dönüştü. Daha sonra Çin, Moskova yanlısı “Perçem-Bayrak” komünistlerini de tekrar ikiye bölmeyi başardı. Perçem’den ayrılan Tahir Badakşi  Önderliğindeki  bir grup “Milli Sistem” partisini kurdu . Bu Parti  Afganistan’ın kırsal kesiminde Mao’un toprağı devletleştirme sitemini kendilerine ilke olarak benimsedi. Muhafazakar bir toplumlar,Kavimler ve Aşiretler  ülkesi olan Afganistan’da,bu ülkenin iki büyük komünist komşusu, İslam dinini ret eden ve kendi aralarında bir birine düşman olan ve çekişen  3 komünist parti’yi, Müslüman Afganistan’ın başına musallat ettiler. Bunun üzerine Geniş Müslüman kitleler  ve aşiretler sesleri yükseltti  ve bu sesler zamanla isyana dönüştü. Ülke günden güne çok kötü bir şekilde büyük  kargaşaya sürükleniyordu. 17 Temmuz 1973 tarihinde Kral Zahirşah’ın daha önce Başbakanlıktan uzaklaştırdığı Kayınbiraderi de olan General Muhammed Davuthan Moskova’daki Harp Okullarında eğitim alan Afgan Ordusu subaylarının  desteğini arkasına alarak bir askeri darbe ile İtalya’da ziyarette bulunan Kral  Zahir Şah’ı devirdi ve ülkede Cumhuriyet kurulduğunu ilan etti. Cumhurbaşkanı ve başbakan olarak kendini tayın etti. Rus ve Çin rekabeti Afganistan’da Siyasi ve sosyal çalkantıları  çok tehlikeli noktalara taşımakta idi. Moskova’nın ara buluculuğu ile tekrar birleşen Afgan Marksistleri 27 Nisan 1977 tarihinde bir askeri darbe ile  Cumhurbaşkanı Muhammed Davut Han’ı  sarayını bombardıman ederek öldürdü ve onun iktidarına son verdi. 28 Nisan 1977 günü “Demokratik Afganistan Cumhuriyeti”’nın  kurulduğunu dünyaya ilan ettiler. Darbecilerin Lideri Nurmuhammet Taraki önce Çin yanlısı komünistleri ve ardından kendi içindeki muhalif grupları temizleyerek ortadan kaldırdı. 1978′ de sayıları 5 bini bulan Sovyet uzmanları Afganistan’a  yerleşti. Kabil sokaklarında akşamları transparan giyimili ve bacakları açık sarışın Rus kadınları ile sarhoş dolaşan Afgan subayları çoğalıyordu. Bunun üzerine Dindar ve Milliyetçi kesimler komünist rejime karşı  mahalli silahlı direniş başlattı. Direniş hızla ülkeye yayıldı. 1979  yılı başlarında ülkenin yarısı mücahitlerin eline geçmişti. Afgan halkının isyanını durduramayan  Afganistan devlet Başkanı, İhtilal konseyi başkanı,başbakan ve ordu Başkomutanı Taraki,  resmi olarak Sovyet kızıl ordusunu ülkesine  yardıma çağırdı. (Çünkü,Taraki 5 aralık 1978.tarihinde Moskova’ya yaptığı ziyarette yaptığı anlaşma ile Sovyet   ordusunun Afganistan’a giriş yolunu açmıştı.) 1979 yılının  ilk yarasında Afganistan’a 20 binden fazla Sovyet ordusu gelmesine rağmen, isyan ateşi tüm ülkeyi sardı. Taraki’ye karşı ihtilal yapan Hafizullah Amin liderliğindeki grup daha radikal tedbir almaya başladı. 24 aralık 1979 tarihinde Sovyet savaş uçakları Kabil havaalanına asker indirmeye başladı. 27 aralık’ta  ise, Sovyet Ordusu iktidara resmen el koyduğunu açıkladı.  Bir kısım Afgan ordusu silahsızlandırıldı. Daha önce Taraki tarafından ülkeden kovulan ve sığındığı Moskova’dan Sovyet kızıl ordusu ile beraber gelen Babrak Karmal’ın ilk işi rakibi Hafizullah amin’i idam ettirmek ve diğer komünist yoldaşlarını hapse attırmak oldu. Sovyet kızıl ordusu bombardımanı altındaki Afganistan arazileri ceset tarlasına dönüştü.

1979 da bölgedeki en güvenilir müttefiki İran’ı İslam devrimi nedeni ile kaybeden ve Afganistan’ı Sovyet kızıl ordusuna kaptıran ABD. durumu şaşkınlık içinde izlemek zorunda kaldı. ABD. hemen kendini toparlaladı ve  Suudi Arabistan ve Pakistan’ı yanına alarak, Pakistan topraklarında askeri eğitim verdiği Dünyanın çeşitli bölgelerinden gelen Müslüman  Mücahitler ordusunun Sovyet işgal ordusuna karşı Afganistan’da savaşmalarını  organize etmeye başladı…

Günümüzde 36  yıldır,  iç savaş ortamı içinde tutulan Afganistan’da Moskova’nın organizasyonu ile Marksizm’i ülkeye getiren yoldaş Liderler de, Washington’un teşvik ve desteği ile efsanevi kahramanlara dönüşen mücahit Liderler de Afgan iç savaşında tarihi rolünü tamamladıktan sonra ortadan kaldırılmışlardır. Afganistan için savaşan bu insanların çoğunun bugün Afganistan’da  mezarı veya  isimlerinin anıldığı bir mezar taşı dahi  bulunmamaktadır. Marksizm’e inanan  Afgan Komünist yoldaşlar da, Allah rızası için cihat yapan  Mücahitler de, ilk yola çıktıklarında hayalindeki “Cennet Afganistan”i hedeflemişlerdir. Afganistan’a onlardan acı,ıstırap  ve  göz yaşı miras kalacağını hiç  biri akıllarına  getirmemişlerdi bile.  Bugünkü Afganistan’ın acıklı ve dramatik ve kaoslu   durumu tüm uluslar için bir ibret müzesi olarak  algılanmalıdır.  Kahraman, temiz kalpli,misafirperver,çeşitli etnik grupların  bir birlerini severek hak ve hukuklarını gözeterek,tarihten beri  din kardeşliği  ve barış içinde bir arada yaşayabilen Afgan toplumu, kendi elitlerinin yaptığı tarihi hatalar sonucu, Müslümanlığın aşağılanması adına  çağdaş dünyadan  yüzlerce yıl  gerilere atılmış   ve kasten  itilmiş durumdadır.

Bugün Çin,Taliban Liderlerini Pekin ve Urumçi’de ağırlamaktadır. Taliban’in Dubai Ofisini  en çok ziyaret  edenlerin başında Çinli diplomatlar gelmektedir.  Çin, Sovyetlerin,  ve ABD.’ nin tamamlayamadığı hangi  uluslararası sinsi ve kirli projenin peşinde olabilir acaba? Afganistan’da büyük güçlerin bilek güreşi  daha  son aşamaya gelmiş değildir.

Virüs, insan bedenine dışarıdan bulaşır, bedeni yoklar, müsait ise iç organlara yerleşir ve tüm organları bir bir çürütmeye başlar. Bir toplum,bir ülkede bir beden gibidir. Afgan toplumu Marksizm virüsünü kapmamış olsaydı, Sovyetlerin Afganistan’a olan istilası gerçekleşmezdi. Sovyet kızıl ordusu Afganistan’ı işgal etmeseydi, ABD. ordusu 20 bin Km.  uzaklıktaki Okyanus ötesinden gelip bu toprakları bombalamazdı.

Neden Afganistan’dan Bahsediyoruz?

Neden Afganistan’dan bahsediyorum? Afganistan,Doğu Türkistan’ın  tarihi komşusu , din ve kan kardeşidir. Afganistan’da Özbek,Türkmen,Uygur,Kazak,Kırgız  boylarından olmak üzere 8-10  milyona  civarında  Türk halkı  yaşamaktadır. Çarlık Rusyası, Batı Türkistan’ı, Çin ise,  Doğu Türkistanı işgal ederken, çok sayıda Türk boyları Afganistana akın etmişlerdir. Afganlı  kardeşlerimiz  her zaman kendilerine sığınan bu insanlara kucak  açmıştır.12 kasım 1933 tarihinde kurulan Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetini kutlayan ve ilk tanıyan ülke Afganistan Krallığı olmuştur. Sovyet Rusya  ve Çinlilerin ortak müdahalesi ile bağımsız Cumhuriyetimiz  yıkıldıktan sonra,bu devletin kuruluşunun temelini hazırlayan  Liderlerden,  Mehmet Emin Buğra bu ülkeye sığınmış ve hüsnü kabul görmüştür.Emir Hazretim’e kucak açan   ve yıllarca en aziz ve değerli bir  misafiri olarak ağırlayan yine Kabil yönetimi  olmuştur.

Orta Asya  Coğrafyasında,  kahramanlık ve özgürlük yolundaki mücadelesi ile  tarihte  komşu ve kardeş  halklara ümit ve  ilham kaynağı olagelen bu ülkede bugün,tarihte az rastlanabilecek bir  insanlık ve medeniyet yıkımı yaşanmaktadır.  Aynı  dram ve trajedinin , günden güne büyük bir hızla yeni bir savaş ortamına sürüklenmekte olan Doğu Türkistan’da tekrarlanmaması  için   Afganistan  örneğini bilgilerinize  bir ibret vesikası  olarak sunduk ve ondan bahsediyoruz.Uygur Türkü elitler, Din Adamlarımız, Aydınlar, Toplum  Liderleri,Kanaat önderleri, Kurtuluş Savaşçıları – Mücahitler, tüm akil  ve fikir sahipleri önümüze çıkması mukadder olan yeni bir bağımsızlık savaşında karşımıza çıkabilecek problem,engel ve tehlikeler konusunda şimdiden  fikirler ve yöntemler  üretmeli   ve çözüm noktasında tedbirler düşünmeliyiz.

“Bir Millet kendilerinde bulunanı (güzel ahlâk ve meziyetleri) değiştirinceye kadar Allah,  onlara verdiği nimeti değiştirmeyecektir. (Bundan dolayıdır.) Gerçekten Allah işitendir ve bilendir.”  (Enfal süresi 53.Ayet (Kur’an-i Kerim  Ve Yüce Mealı TDV.yayınları)

  Yukarıdaki Ayeti Kerime’de de emrolunduğu üzere ; Allah’in yardımı, bizim  toplum olarak kendimizi  iyi yönde değiştirmemiz ve dönüştürmemize  bağlıdır.

 Uygur Türkleri olarak : Okşadıkça uyuyan ve Tokatlanınca uyanan depresyonel psikolojik  ruh haletinden ve  hiç te arzu edilmeyen  günümüz  ortamından  kurtulup, bilinçli hareket eden bir  toplum hale gelme zamanımız  gelmiştir ve geçmektedir, diye düşünüyorum.

                                      “ Çalışmak Bizden,Yardım Allah Taala’dandır.”

(2.bölümün sonu – Yazı devam edecektir.)

Etiketler: » » » » » » » » » » »
Share
3383 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ