logo

trugen jacn

DOĞU TÜRKİSTAN TÜRKLERİNİN ÇİN İŞGAL VE SÖMÜRGECİLİĞİNE KARŞI MÜCADELE TARİHİ

Yücel TANAY  ( Araştırmacı-Yazar)

Doğu Türkistan Türkleri ,  ilk Çin işgal ve Çin sömürgeciliğine maruz kaladıkları  1759 yılından beri İşgalçı Çin’den kurtulmak için müçadelelerini hiz ara vermeden  sürdürmüş  ve bu güne kadar  60 kezden fazla  büyük çapta silâhlı büyük ayaklanmalar gerçekleştirmişlerdir.Bunlardan bir kısmında başarılı olmuş ve 1863  ,1933 ve 1944 yıllarında  olmak üzere  ülkelerini 3  dafa Çin işgal  ve sömürgeciliğinden kurtararak bağımsız devletlerini kurmayı başarmışlardır.

Böylece Doğu Türkistan’da son 200 sene zarfında bir istila devrini bir kurtuluş devri takip etmiş ve bu Türk ülkesi uzun tarihi süreçte  5 defa Çinlilerin istilasına maruz kalmıştır.

Bunlar, 1759/1863 senesine kadar 103/104 sene devam eden birinci istilâ (imparatorluk) devri. 1876 senesinden 1911 senesine kadar 35 sene devam eden ikinci istilâ (imparatorluk) devri. 1911’den 1943 senesine kadar devam eden üçüncü istilâ (yan müstakil askerî umumi valiler) devri. 1943’den 1949 senesine kadar devam eden dördüncü istila (Milliyetçi Çin) devri.

1949 senesinden beri halen devam etmekte olan beşinci istila (Kızıl Çin) devridir. Bu son devir, Doğu Türkistan tarihinin en karanlık devridir. Zira kızıl Çin işgali pek kanlı imha ve terör havası içinde ve bütün şiddetiyle hâlâ devam etmektedir. Bu beş istila devri arasında Doğu Türkistan 3 defa hürriyet ve istiklâline kavuşmuş, kısa bir müddet içinde olsa tam müstakil devlet kurmaya muvaffak olmuştur.

Doğu Türkistan’da Çin sömürgeciliğine karşı yapılan ayaklanmalara bir göz atarsak, tarih boyunca Büyük Hun İmparatorluğu, Göktürkler (551-745), Orhun Uygur Devleti (744-850), Kansu Uygur Devleti (850-1209) ile Karahanlı Devleti (840-1212), Karahitaylılar (1124-1211) ve Saidiye Hanlığı (1504-1678) gibi çeşitli Türk yönetimlerinin egemen olduğu bugünkü Doğu Türkistan toprakları, 1760’ta Çin-Mançu istilasına maruz kalır. O dönemden bugüne bölge halkı, gerek Çin işgaline ve zulmüne karşı gerekse bağımsızlık talebiyle sık sık ayaklanır; ancak bunların tamamı şiddetle bastırılır. Milyonlarca insanın ölümüne yol açan ayaklanmaların tarihine göz atmak, Doğu Türkistan meselesini anlamak açısından önemlidir:

Çin 1911’de cumhuriyet rejimine geçer. Merkezin zayıflığı sebebiyle mahalli idarecilerin tamamen bağımsız hareket ettiği bu dönemde Doğu Türkistan’da ayaklanmalar hiç kesilmez. Yerli idarecilerin halk üzerindeki baskılarının artması üzerine 1930-33 döneminde Kumul’da önce Tömür Halife ve sonra Hoca Niyaz Hacı, Turfan’da Mahmut Muhiti ve Hoten’de Mehmet Emin Buğra liderliğinde ayaklanmalar baş gösterir. Sonuçta Kaşgar’da Doğu Türkistan İslam Cumhuriyet kurulur (1934-36).

1949’da komünist Çin kuvvetlerinin istilasına uğrayan Doğu Türkistan’da, 1953’te Çinlilerin gayri insani uygulamalarına karşı genel bir silahlı ayaklanma baş gösterir. “Doğu Türkistan celladı” olarak bilinen Ordu Komutanı Vang Cin, “devrim aleyhtarı unsurları yok etme” sloganıyla 250 binden fazla din adamı ile aydını tutuklayarak işkencelerle öldürür.

1955’te Hoten, Atçu ve Aksu’da büyük çaplı ayaklanmalar meydana gelir. Çin işgal ordusu silahsız halk üzerine ağır silahlarla ateş açarak yüzlerce Uygur’u öldürür. 1962’de İli ve Çöçek’teki gösterileri Çin askerleri kanlı bir şekilde bastırır ve 1 milyondan fazla Uygur, Kazakistan’a ilticaya mecbur bırakılır.

1969’a gelindiğinde, Çin milli ordusunda önemli görevlerde bulanan Ahunoğlu (Ahunov) Mecit, beraber çalıştığı arkadaşları ile birlikte ayaklanma hazırlığındayken, yönetim tarafından haber alınınca, teşkilat üyeleri acımasızca öldürülür. 1970’te Eyalet Hükümet Başkan Yardımcısı Eminoğlu (Eminov)’nun organize ettiği Doğu Türkistan Halk Partisi, ülke çapında geniş kapsamlı bir ayaklanma planı yapar. Ancak 32 bini aşkın üyesi bulunan örgüt ayaklanma arifesinde bastırılır. Lider kadro idam edilirken, binlerce Uygur genç Çin güçleri tarafından öldürülür, bir kısmı da çalışma kamplarına sürülür.

Aralık 1985’te 10 bine yakın Müslüman Türk öğrenci, Urumçi Üniversitesi’nde dersleri bir hafta süre ile boykot ederek sokaklarda gösteri yapar. Pekin, Nancing ve Şanghay gibi büyük şehirlerdeki Türk öğrenciler de destek verir. Talepleri Doğu Türkistan’daki nükleer denemelerin durdurulması, Çinli göçmen akınına son verilmesi, seçme ve seçilme hakkının tanınması, insani ve milli hak ve hukuklarının iadesi gibi son derece meşru taleplerdir. Yine 1989’da Urumçi’de Müslümanlar, İslamiyet’e yapılan hakaret ve saldırıların durdurulması ve demokratik hakların verilmesini talep ederek gösteriler yapar.

1990’da Kaşgar’ın Baren kasabasında patlak veren silahlı ayaklanma kısa zamanda büyür. Kasaba havadan ve karadan ordu tarafından birkaç gün ateş altında tutulurken, genel bir “temizlik operasyonu” çerçevesinde Doğu Türkistan’ın her yerinde binlerce insan tutuklanır.

1997’de Gulca’da Kadir gecesi Kur’an okumak üzere bir evde toplanan Doğu Türkistanlı kadınların Çinli polislerin baskınıyla evden dışarı çıkarılması ve direnenlere ateş açılması ile başlayan olaylarda 300 civarında direnişçi hayatını kaybeder; 3.000’den fazlası hapse atılır ve 1.600’ünden bir daha haber alınamaz.

Mart 2008’de Hoten’de çoğunluğu kadın 1.000 civarında gösterici işkence karşıtı sloganlarla hükümet binasına doğru yürür. Güvenlik güçlerinin verdiği sert karşılığa dayanamayan halk, destek için sokağa dökülür. Hoten ve Karakaş’ta iki gün süren gösterilerde çoğu kadın yaklaşık 600 kişi tutuklanır.

Çin’in 05 Temmuz 2009 Urumçi Katliamı  Etnik Ayrımcı Han Faşizmi  Politikaları Körüklemiştir 

5 Temmuz’da Doğu Türkistan’ın merkezi Urumçi’de yaşanan halk ayaklanması ise yıllardır yürütülen vahşetin dayanılmaz boyutlara ulaşmasının bir sonucuydu. Kürtaj, dinî hayata yönelik baskı, iş hayatındaki ayrımcılık, ırz ve namusa yönelik saldırılar, geçmişi belgeleyen kaynak ve tarihî eserlerin imhası, aşırı Çinli göçü ve yerli halkın değişik bölgelere göçe zorlanması, Çinlilerin sözlü ve fiilî hakaretleri vs. bardağı taşıran damlalar oldu. Yakın zamanda yaşanan etnik ayrımcılık uygulamaları da bu olayları körükledi. Geçtiğimiz sene Kaşgar’da bir Uygur kız öğrenci ile Çin’in iç kısmında Çinli bir kız öğrenciye tecavüz eden iki Çinli öğretmene farklı hapis cezaları verilmesi, birkaç ay önce Kaşgar’daki tarihî mekanların yıkılması, Gulca’da bir köy halkının göçe zorlanması ve 26 Haziran’da bir oyuncak fabrikasında çalışan Uygur kızların yatakhanesine Çinlilerin baskını sonucu çok sayıda kızın öldürülmesi gibi olaylar, 5 Temmuz olayını hazırlayan en etkili sebeplerdi.

Devlet ölü sayısını 196 olarak açıklasa da bu rakamın binleri aştığı tahmin ediliyor. Yaralı ve tutuklu sayısı ise oldukça yüksek. Burada asıl korkulan, tarihteki birçok örneğe uygun olarak, yaralıların ölüme terk edilmesi ve tutukluların büyük çoğunluğunun idam edilecek olması. “Devleti parçalamaya çalışan suçluları cezalandırma yasası” çıkaracağını ve olaylara iştirak edenleri bu yasa ile cezalandıracağını duyuran Çin, anlaşılan o ki önce kılıfı uydurup sonra minareyi çalacak.

Çinin yalanları ayaklanmaların hep dış destekli olduğu tezidir.Halbuki Doğu Türkistandaki ayaklanmalar,Komünist dönemden çok ötelere gider.Doğu Türkistandaki ayaklanmalar,Çinin asimle politikasına,Doğu Türkistan Türklerini kısırlaştırma politikasına karşı bir başkaldırıdır.

İşgalci Çin devleti yalan söylüyor. Dış dünyayı kandırmak için Uygur Türklerine karşı uyguladığı sistematik işkenceyi kabullendirmek için kullandığı en önemli argüman Uygur Türklerinin radikal dinci akımların etkisi altında olduğu ve bölgedeki El-Kaide örgütlenmesinin çok güçlü olduğu tezidir.Çinin bu tezine inanan Türkiyede Türkçüler arasında bile insanlar var. Çin’e göre istisnasız bütün Uygur Türklerinin direnişinin arkasında islami terör örgütleri vardır. Böylelikle Uygur Türk’üne karşı Çin’in verdiği mücadele bir modernite, laiklik ve anti-terörizm sınıfına girer yalanıyla batı dünyasına servis ediyor.

İslamiyet ; Uygur Türklerinin  Milli Varlıklarını  ve  Kimliklerini Korumalarında En  Büyük Etken

Türkiye’deki bazı kesimler,İslamiyetin Uygur Türklerinin Milli  kimliklerinin  korunması ve sürdürülmesindeki halledici ve sağlamlatırıcı yolundaki çok önemli  rolünü göremiyorlar.Uygur Türklerinin  dini değerlerine sarılmalarındaki önemi Cami ve Mescit gibi İbadethaneleri  ve ibadet noktasındaki duyarlılıklarını maalesef göremiyorlar. Çin’in Türklerin ibadetlerini yasaklamaları,Cami ve Mescitlerini tahrip etmeleri ve  dini ibaretlerini yasaklamasının gerisindeki lanetli amaçlarının arka planını yeterince farkında değiller.  Çin,Müslüman   Uygurların   en kutsal varlığı olan  İslamiyet ortadan kaldırılırsa, Türklük de ortadan kalkacak ve asimilasyon politikaları başarıya ulaşabilecektir. Uygurlar,Mançular gibi asimle edilip ,sadece folklorik bir kimlik olarak kalacaklarını düşünüyorlar.

Ancak,İşgalcı Çin’in unuttuğu tek şey vardır ;  Koskoca Çin Kıtasını 400 yıl idare eden Mançurlar Müslüman değillerdi ve Müslüman Uygur Türkleri gibi  derin bir  kültür ve medeniyete sahip değillerdi.UYgur Türkleri ise,Türk Milletinin değerlerine kültür ve medeniyetine şekil ve yön veren çok kadim bir Türk boyudur. İşgalcı Çin’in UYgur Türklerini tamamen asimile edip yok etmesi asla ve kat’a mümkün değildir.

Kayanak  :  Ursad.org

Etiketler: » » » » » »
Share
1280 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ