logo

trugen jacn
22 October 2016

ÇİN’İN TÜRK- İSLAM ÜLKELERİNE YAPTIĞI SON ŞANTAJ VE DAYATMALARININ PERDE ARKASI

plain-blue-background-wallpaper-3

Mehmet Emin HAZRET

Çin komünist yönetimi  ülkede günden güne artmakta olan siyasi,toplumsal ve sosyal gerginlikleri  tüm diktatör sistemelerin yaptığının tıpkısını yaparak “Dış Tehdit Algısı ” icat ederek azaltmaya ve bu gerginliklerden kurutulmaya çalışmaktadır. Ekonomik krizden bir türlü çıkamayan Rusya ve devlet başkanı Putin’in agresif dış politikasının, Rus iç kamuoyunu kontrol etmede çok etkili  olduğu ve büyük avantajlar  sağladığını gören Çin devlet başkanı Şi, Putin’in dış politikasını Çin’de aynen uygulamak sureti ile, Çin milliyetçiliği  popülürizmi ile, Çin komünist parti iktidarının ömrünü uzatmak ve iç muhalefeti rahatça temizlemek programını  uygulamaya çalışmaktadır.

Ayrıca, Çin yönetimi, 15 Temmuz FETÖ hainlerinin darbe girişimi ve sonrasında Müttefiklerinin kendisine ihanet ederek yalnız bırakmasını fırsata çevirmek isteyen bazı girişimlerde bulunmaktadır. Çin, Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak için  Doğu Türkistan  ve Uygur Türkleri konusunda  yıllardır ileri sürdükleri iddialarını bir kez  daha ısıtarak gündeme getirmiştir. ÇKP.Yönetimi bu fırsatperestlığınde büyük ve tarihi bir yanılgı içerisindedir.Türkiye değil,Soydaş,Dindaş ve Kardeşlerini  ; kendilerine sığınan her hangi bir insanı düşmanlarına asla  teslim etmez ve etmemiştir. Türk Devletinin tarihinde böyle bir aşağılık bir uygulama asla varit değildir. Müslüman Türklerde diğer Milletlerdeki gibi, kendilerine sığınan Mazlumları Düşmanlarına ve onların Katillerine teslim etme geleneği ve zilleti asla yoktur ve olamaz da. Asil  Türk Milleti böyle bir  alçaklık ve zilleti asla kabul etmez  ve bundan sonra da asla kabul etmeyecektir. 

Japonya ve Filipinler

1 ekim 2016  günü Çin Halk Cumhuriyeti’nin  kuruluş   yıldönümünün   sabahında  Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun Kara,Hava ve Deniz   kuvvetlerine  mensup  on binlerce  asker savaş gemileri ile, Japonya egemenliği altına bulunan Sankaku (Çince, Diyao yü dao ) adasına  büyük bir çıkartma operasyonu gerçekleştirdiler.  Adaya çıkan askerler  Çin bayrağını salladılar. Çin’in 2 uçak gemisi ve onlarca savaş gemisi,  adaya çıkarma yapan  askerleri korumak için Japon  kara sularına girdi.  Japonya’ya ait Sankaku  adası Çin ile Japonya arasında  yıllardan beri gerginliğe sebep olmaktadır.  Ancak, Çin son zamanlarda bu  ve benzeri   iki ülke arasında çatışmalara sebep olabilecek  kışkırıtıcı ve tehlikeli  eylemlere baş vurmaktan çekinmemektedir . ÇKP.yönetiminin emrindeki Çin medyası ise  adaya çıkarma yapan muzaffer ordusunun kahramanlık öykülerini büyük popagandalarla reklamını yapmakla meşguller. Bu suretle  ÇKP.’nin silah zoru ile  Çin’e hakım olduğu bu günü  bu şekilde yeni başarı haberleri ile kutluyor ve Şövenis duygularla bilenmiş Çin toplumunu daha de tahrik etmiş oldular.

Japonya,  bu işgal olayını Çin’e nota vermekle geçiştirmeye çalıştı ve askeri her hangi bir karşılık vermedi.Ancak, Japon deniz kuvvetleri ve ABD’nin  Pasifik okyanusundaki savaş filosunu de yanına alarak  doğu Çin denizine girdi ve Çin deniz kuvvetleri ile karşı karşıya geldi. Halbuki,  Çin, güney Çin denizinde  askeri  gerginlikler  yarattığı  son iki yıl içerisinde, doğu  Çin denizinde Japonlar ile olan gerginliği yumuşatmaya çalışmıştı.  Çin bu kez   durduk yerde hiç bir sebep göstermeden   binlerce Çin askeri Sankaku adasına  çıkarma yaparak baskın yapmasının sebebi nedir? Bu baskının arkasında neler vardır ?  Neden  bu kadar  tehlikeli bir girişime imza attı ve savaş riskini göze alıyor?   ÇKP. Merkezi yönetimi 40  yıldan beri  yakından  izlediği,  ” Barış içinde beraber  Yaşama ve Kalkınma ” olarak tanımladığı  yumuşak dış politikasını terk ederek, Putin varı sert dış politikaya geçme kararı almıştır ?

Çin, bu dış politikayı uygulamak için bir elinde sopa, bir elinde havuç yola çıkmıştır. Ezeli düşmanı Japonya’nın savaşı göze alamayacağını, ayrıca müttefiki ABD’nin doğu Çin denizinde iki ülke arasında çıkması mühtemel savaşa dahil olamayacağı varsayımı ile hareket eden Çin,  bir elindeki sopayı Japonya’ya, diğer elindeki  havucu ise, 13,5 milyar dolar rüşvet karşılığı Filipinlere göstererek ve ona teslim ederek  her iki taraftan de  ilk anda  başarılı   sonuçlar  elde ettiğini düşünmektedir.

Suudi Arabistan

Diğer yandan Çin elindeki sopanın etkisini göstermek için Ortadoğu’da güya kendince  güçsüz ve muhtaç saydığı Türkiye başta  İslam  dünyasına  karşı de denemek  girişimlerinde bulunmaktadır.  Çin elindeki bu sopayı  bir tehdit ve şantaj olarak ilk kez geçtiğimiz Ramazan ayında Suudi yönetimine göstermiş oldu.   Suudi Arabistan’a  Umre yapmak amacı ile gelen ancak,diğer bir çok Müslüman Ülkelerden gelen Umrecilerin başvurduğu  bir yola başvuran  Uygur Hacı adaylarını tutukladı ve hayatındaki  tek arzu ve  ukdeleri olan Hac için kutsal Kabe’de ibadet ederek kendilerini gizleyen Uygur Hacı adaylarının  gözünün yaşına ve feryat ve figanlarına kulak asmadan Cidde alanına  getirerek Çin’e teslim etti. Bu  Uygur Hacı adaylarının kandırılması ve Mina’da toplanarak tutuklanmasını sağlayarak bu işi organize eden elebaşı   Cidde’deki Çin Başkonsolosu Çin’in yardakçı ve kölesi Çin kafalı sözde  Uygur Başkonsolos’un tertibi ve yönlendirmesi ile  gerçekleşmiştir.  Suudi Polisi Çin Başkonsolosunun ispiyonlaması ve yönlendirimesi ile hacca bir kaç gün kala bunların ahu feryaktlarına aldırmadan (İsrail bordormanı altında inleyen Filistinli Müslüman Arapları duymadığı ve aldırmadığı gibi ) Cidde Hava alanında Çin’in getirdiği uçaklara zorla bindirerek Urumçi’ye göndermiştir. Çin bu zavallı ve yaşlı Hacı adaylarını  günlerce sorgulanarak işkencelere tabi tutmuş ve ağır para cezalarına çarptırmışlardır. 40 senedir Çinin böyle taleplerine pek kulak asmayan Suudi hükümeti, bu defa Uygur hacıları yakalayıp tutuklamış ve hepsini toplu halde uçağa yükleyip Çine teslim etmiştir.

Mısır

Suudilerin Uygur Hacılar konusunda  kendilerine boyun eğmesinden cesaretlenen  Çinli diplomatlar,  bu kez geçtiğimiz hafta Mısırda din öğrenimi görmekte olan  birkaç bin Uygur öğrenci içinde “bölücülük” eğilimi olduğunu ileri sürerek  öğrencilerin listesini Mısır hükümetine vererek, onların tutuklanıp Çine teslim edilmesi veya ülke dışına çıkarılması için baskı yapmaya başlamıştır. Mısır’ın darbe ile iş başına gelen yönetimi , Çin’ın  bu  taleplerini itirazsız uygulamaya koymuş ve ülkelerine El Ezhar İslam Üniversitesi başta yüksek öğrenim için gelen bin civarındaki Uygur öğrenecilerin oturma izinlerini iptal etmiş ve yeni gelenlere öğrenim izni vermeyerek ülke’den kovmaya çalışmaktadır.

Türkiye 

Çin  elde ettiği bu başarılarından ve siyasi hesaplarındaki gidişattan çok memnun olmuş olacak ki , bu kez  şantaj ve tehdit oklarını Türkiye’ye yöneltmiştir. Çin, bu defa aklına Türkiye’yi koymuştur.  15 Temmuz TETÖ  Hainlerinin darbe girişiminden sonra, dost ve  müttefik bildiği ülkelerden gördüğü  vefasızlıklardan  dolayı bazı sıkıntılara girdiğini düşündüğü Türkiye’mizi Doğu Türkistan ve  bu ülke’de yaşayan Uygur Türkleri üzerinden  sıkıştırmaya kalkışmaktadır. Türkiye’nin bu sıkıntılı durumunu istismar ve kendi çıkarı için kullanmak isteyen Çin, bu fili durumu Uygur Türkleri ve Doğu Türkistan konusunda Türkiye’yi köşeye sıkıştırmanın bulunmaz fırsatı olarak görmüştür. Çin yönetimi,T.C vatanadaşı olan veya  Türkiye’de  sığınmacı olarak  yaşayan  bir çok Uygur Türkünün “ Çin’in Toprak Bütünlüğü İçiin zararlı ve bölücü Unusurlar ” olduğu iddiası ile Türk hükümetine bu Uygurlar hakkında uydurma suçlar iftira ve yalanlarla dolu suç dosyaları teslim etmiştir. Daha emaresi okunmayan milyarlık Çin yatırımlarının  hayata geçirilmesi ve bu suretle  Çin sermayesinin Türkiye’ye gelmesinin   ön şartı  olarak  Türkiye’de yaşayan “Bölücü Uygur”ların Çine teslim edilmesini istemiştir.  Türkiye Cumhuriyeti  şerefli bir  mazi’ye, köklü bir demokrasi  ve hukuk devleti olduğundan,kendilerinden talep edilen Öz kardeşleri  Uygur Türklerini Çine teslimi kabul etmemektedir. Ancak, Türkiye’de 15 seneden beri ikamet etmekte olan Uygur  Cemaati ileri gelenlerinden   Abdulkadir Yapçan, Çin’in baskısı ile yaklaşık 2 aydan beri tutuklu bulunmaktadır.

Kazakistan

Çin bu tür sert diplomatik  şantaj,tehdit ve çıkışlarını  Türkistan  Cumhuriyetlerinde de denemektedir. Kazakistan’da Almata Çin Başkonsolosluğunu kapattığını açıklayan Çin, Kazak vatandaşlarına Çin vizesi vermeyi durdurmuştur. Kazakların Çin vizesi alabilmesi için, Kazakistan hükümeti, Çin vatandaşlarına saygı göstermesi, Kazakistan’a gelmek isteyen Çinlilere engelsiz vize vermesini şart koşmaktadır.Hatta, Kazakistan’daki Çin büyükelçisi “Çin’in bir nükleer güç ve Birleşmiş milletlerin 5 daimi üyesinden biri olduğu” hayasızca  ve diplomatik nezaket kurullarını çiğneyerek  külhanbeyi tavırları ile  Kazak Türklerini tehdit etmiş ve öfkesini kusmuştur.

Kırgizistan

 30  Ağustos  2016 tarihinde Kırgızistan başkenti Bişkekte Çin büyük elçiliğine yapılan saldırını bahane eden Çin Büyükelçiliği, Kırgız vatandaşlarına Çin vizesi vermemektedir. Çin’de burslu okumakta olan ve yazlık tatilde evine dönen 300 den fazla Kırgız öğrenci Orta Asya’daki ülkelerde bulunan hiçbir Çin temsilciliğinden vize alamadığı için yeni  öğrenim  yılında okuluna devam edememişlerdir.  Kırgız hükümetinin öğrencilerin mağduriyetini gidermek için Çin devleti ile yaptığı tüm görüşme ve çabaları da sonuçsuz kalmaktadır.

Tibet

Çin, dışta Türk ve Müslüman ellerindeki sert çıkışlarını devam ettirirken,  içeride ise Doğu Türkistan ve Tibet’e yönelik baskının dozunu bilinçli olarak artırmaktadır. Tibet’te Budist tapınakların içerisine Çin komünist liderlerin resimlerini asmaya mecburiyetini getirmesi. Dalaylamanın resmleri ve dini kitapların yakılması, Tibetlilerin kendini yakarak protesto etme eylemlerini artırmaktadır. Şimdiye kadar 160 civarında Tibetli  kendini yakarak Çin’in bu uygulamalarını protesto etmiştir.

Doğu Türkistan

Doğu Türkistan’da dini eğitim, dini ibadetler, giyim kuşam, sakal … gibi bir çok kültürel gelenekleri radikal dini eğilim olarak tanımlanmaktadır.Bunlar  için , kanun çıkartmak sureti ile yasaklamalar  getiren Çin yönetimi, bu defa ailede çocuklarına namaz suresi öğreten velileri de hukuki cezaya tabı tutulacağı konusunda genelge çıkarmıştır.  köyden köye, kasabadan kasabaya, şehirden şehre geçmek her kes için özel izne tabı tutulmaktadır. Son bir haftadır tüm pasaportlar toplanmakta, pasaportunu getirmeyenler cezalandırılacağı konusunda medya kanalı propaganda ve uyarılar yapılmaktadır. Bu işlemlere bu defa  Doğu Türkistan’da yaşayan göçmen Çinlilerde tabı tutulduğu için Çinliler isyan etmektedir. Doğu Türkistan’da yaşayan Zhang Haytao (张海涛) adındaki Çinli bir insan hakları savunucusu “Çin hükümeti Doğu Türkistan’daki  göçmen Çinlilerin selameti için Uygurların üzerindeki dayanılmaz baskıyı hafifletmeli.” diye yazdığı için “devleti devirmeye teşebbüs” ten 19  yıl  hapis cezasına çarptırılmıştır.  Oturduğu evine  Çin el koyduğu için eşi ise kucağındaki bebeği ile  birlikte sokağa atılmıştır. Bebeği ile birilikte sokakta kalan Çinli kadına acıyarak  ona yardım eden birkaç Uygur  komşusu  “Teröre yardım ve yataklık” suçundan tutuklanmıştır.

ÇKP. Yönetimindeki Çin’in Çıkmazları

Pekin yönetimi ise, ÇKP. ülkede  iktidardan giderse Doğu Türkistan ve Tibet, Tayvan, Hongkong  bağımsızlık ilan edeceği, Çin’in parçalanacağı konusunda Çin toplumuna korku salmaktadır ve bu korkuyu yaratmak için en fazla Müslüman Uygur Türkleri üzerindeki zulmü artırmaktadır.

İdeolojisi tamamen çökmüş, ekonomisi büyük buhrana doğru sürüklenmekte olan, gelir dağılımındaki çarpıklık, yolsuzluk, rüşvet Çin devlet yönetiminin bünyesini sarmış, sosyal patlama önlenemez hale gelen Çin’de yönetimin siyasi reform yapmama, iktidarı elden bırakmama  konusunda  baş vurduğu  tüm kaba kuvvet, şiddet kullanmaktan çekinmemesi, Çin muhaliflerin halkı silahlanmaya ve silahlı ayaklanmaya açıkça çağırmasına ve Çin halkının örgütlemesine  neden olmaktadır. Çin komünist parti iktidarının ömrü sona doğru yönelmiştir.  Ancak,  ÇKP.iktidarının ömrünü uzatmak için en son hamle ile dünyayı savaşına, kaosa, ve sonu Çin için felaket olacak sosyal ve ekonomik krize sürükleyebilir.

SONUÇ 

Türkiye Cumhuriyeti devletimiz,yöneticilerimiz,Aydınlarımız  ve Türk kamuoyunun  Çin’in  komşuları ve Türk – İslam dünyası üzerindeki baskı,tehdit,dayatma ve  ve şantajlarının arkasındaki nedenleri bilmek  durumunda ve zorunda olduğunu düşündüğüm için bu yazıyı kaleme alarak sizlerle paylaşmış bulunmaktayım.Bilgilerinize saygılarımla sunuyorum.

Kaynaklar :

  1. 新疆宗教控制延至下一代 立法禁鼓励子女信伊斯兰教
  2. 新疆石河子市要求居民上交护照 民众批评政策不合理“中国2030研究”场景
  3. 新疆律师致党委书记公开信:如此维稳更甚恐爆分子
  4. 杜特尔特忍辱擦鞋:北京之行为国骗回135亿美元张海涛煽颠罪重判19年

 

Etiketler: » » » » » » » » » » » » »
Share
1298 Kez Görüntülendi.