logo

trugen jacn
27 Mart 2015

ÇİN ÇÖKÜYOR.UYGURLAR NA YAPMALI..? (5.BÖLÜM)

ÇİN ÇÖKÜYOR.UYGURLAR NA YAPMALI..?  (5.BÖLÜM)

Ahmet Muhammet /Uygur Haber ve Araştırma Merkezi(UYHAM)

 

      Uygurlar Ne Yapıyor,Ne Yapabilir,Ne Yapmalı?

             (5.Bölüm) 

 

   Doğu Türkistan’da yaşayan Müslüman Uygur halkı, 05 Temmuz 2009’den  beri bilinçli  bir direniş sürecine girmiş bulunmaktadır.  Bu direnişin en belirgin göstergesi,Uygurların kitlesel olarak İslami değerlere yeniden  yönelmiş olmasıdır.

    İşgalci Çin Komünist yönetimi,Uygurları İslamdan ,İslamı  Uygurlardan ayırmak ve bunu başarmadan  Müslüman Uygurlara  uygulanan asimilasyon politikasının başarıya ulaşamayacağını anlamış ve bütün devlet gücünü kullanarak Doğu Türkistan’da İslama ait her şeyi  engellemeye, yasaklamaya,yok etmeye  yönelmiştir. Çin’in bu niyetini tam olarak anlayan ve Çine sırtını dönen  Uygurlar  Milletçe  İslami değerlere  yönelmiş ve toplum olarak hayatta kalmanın tek  yolu ve barınağı  olan İslamiyete  sığınmıştır.

   Çin kültürünün şiddetli saldırıları , Çin akınının bir sel ve kasırga gibi Doğu Türkistan’a akmasına rağmen,    İslami değerler ile  İslam kültürü Uygurları  çelikten bir bir zırh gibi korumaktadır.Uygurlar  ancak,  Allah’ın ipine sarılarak hayatta kalmayı başarmıştır.Bugün,Organize olma imkanı olmayan,iç güdü ile hareket ederek kitleler halinde yön bulmaya çalışan Uygurlar tarihe doğru adımlarla  ile ilerlemektedir ler.

 Gerçi Kazakistan,Özbekistan,Kırgızistan,Tacikistan,Afganistan,Pakistan,hatta Malezya,Endonezya…gibi kardeş ve Müslüman ülke yönetimleri, çıkarları karşılığında defalarca,sayıları yüzlerle ifade edilen, kendi ülkelerine sığınan Mülteci Uygurları Çin’e iade ederek onların ölümüne neden olmuş olsalar da,biz  yine de onlardan  nefret etmeyiz.Çünkü onlar bizim kardeşlerimizdir.Çin zulmünden kaçarak,Müslüman olmayan batı ülkelerine ulaşabilen Uygurlar güven içinde yaşamakla birlikte, Uygur sorununu dünyaya anlatabilecek demokratik haklara kavuşmuş ve bu hakları  de serbestçe kullanabilmektedirler. Uygurlar Müslüman ülkeler içinde tek Türkiye de korkusuz, güven ve huzur içinde yaşamaktadırlar.Çin’in Uygurları  toptan imha etme politikasına dünyadaki tüm Müslüman ülkeler  bir şekilde bulaşmış durumdadır.   Bu ülkeler Çin ile sıkı iş birliğine gitmiş olmaları,bizim yüce İslam inancımızı hiçbir şekilde etkilemeyecektir ve etkilememelidir de. İslam demek,Kur’an demektir.Müslüman dünyasının biz Müslüman Uygurlara karşı takındığı olumsuz tavırlar  ve  kötü örnekler imanımızın  ve inanacımızın sarsılmasına ve  zayıflamasına neden olmamalı.Bu kardeş Ülkelerin bütün bu ihanetlerine  rağmen,onlarla olan İslam Kardeşliği bağlarımızı  asla koparamayız. Çünkü  “Mü’minler ancak kardeştirler.” (Hucurat süresi 10.ayet)

        İslam  dünyasında biz  mazlum Müslüman Uygurların kurtuluşu  için dua edecek milyonlarca  mü’min Kardeşimiz  vardır. Bu milyonların  sevgisi,duası ve ferdi destekleri bize   yeter.

   Çin komünist yönetimin emrini değil, Allah’ın Emrini yerine getirmek için kitle halinde, birlikte ve  beraberce   hareket etmemiz,biz Uygurların azımsanmayacak kitlesel duruşumuzdur, pasif direnişimizdir. Biz Uygurlar, yarım yüz yıldan fazla zamanımızı harcayarak ve milyonların  şehadeti  pahasına Bu olgunluğa erişmiş bulunmaktayız.Tekrar uykuya dalamayız,dalmamalıyız de.Ancak,Çin’in sürekli  ve sinsi tahriklerine  rağmen kitlesel isyana kesinlikle kalkışmamalıyız.

    Bugün yurdumuzdaki her Uygur tüm zorluk ve olumsuzluklara rağmen,morali  yerinde ve  başı dik  olarak yaşamına devam etmektedir. Çünkü,  Yurdumuzun her  bölge ve köşesinde milli  ve tarihsel onurumuza yakışır bir şekilde gerilla savaşı başlamış ve sürmektedir.  Ancak şartlar benzeri görülmemiş derecede çetin ve zordur. Çinliler,Uygurlardan asker almadıkları için,aramızda silah kullanmayı bilenler  yok denecek kadar azdır. Doğu Türkistan’da Uygurlara kibrit ,bidonlarda parça benzin satışı  genelge ile çoktan yasaklanmıştı.Uygurların arabalarının deposunu %50 den fazla benzin dolduran benzin istasyon sahipleri   yasal işleme tabı tutulmaktadır.Bölgede tüm Uygur aileler tek tek kontrol edilmekte, mutfaklarında  kullandıkları  bıçaklar ve balta gibi kesici aletler Çin polislerince  kayıt altına alınmakta, fazla kesici aletler  el konularak  götürülmektedir.Alıcının kimlik kaydı,adres,meslek,aile bilgisini Polise kayıt yaptırmadan bıçak yada balta  satan mağaza  sahibi “Teröre Yataklık” suçundan savcılığa teslim edilmekte.10 adetten fazla ekmek alan Uygur’u fırın sahibi hemen karakola ihbar etme zorunluluğu getirilmiştir.  Kimyasal gübreler jandarma nezaretinde köylere dağıtılmakta,en son kilosuna kadar kullanım aşamaları takip edilmektedir.1 Mart 2015.tarihinden başlayarak Doğu Türkistanda eski kimlik kullanma tamamen yürürlükten kaldırıldı ve yasaklandı. Çip yerleştirilmiş yeni kimlik olmadan otobüs,tren,uçak,otel hastane,devlet dairlerine… girişlerde revervasyon yapılamamakta, bilet  satın alınamamaktadır.Tarayıcı cihazlar çipli kimlik sahiplerinin kendi ve ailesine ait fotoğrafları,siciline anında ulaşabiliyor,hareket yön ve süreçlerini izleyebiliyor.Doğu Türkistan halkı, çip takılan uçar kuş ve yabanı hayvanlarla aynı konumda ÇKP tarafında izlenmektedir.

    Hoten vilayetinde Uygur ailelere tüp gaz satışı tamamen yasaklandı.3 milyona yakın Nüfusun %98 Müslüman Uygur olan bölge  halkının gündelik hayatı hiç görülmemiş bir şekilde zor ve çekilmez hale getirilmiştir.  Uygurlara yönelik internet,telefon,sosyal medya dünyanın hiçbir yerinde örneği görülmeyecek şekilde  kısıtlama,engelleme,  yasaklama  ve  sansüre tabı tutulmaktadır.Uygurların bir köyden diğer köye,bir kasabadan diğer kasabaya geçişi polis karakolunun verdiği izin belgesi olmadan gerçekleşememektedir.Elinde izin belgesi olan bir yolcu namaz saatinde geçmekte olan mahalle camiinde köy muhtarına kaydını yaptırmaksızın namaz kılması suç kapsamına alınmıştır.

    Dünyaya kafa tutmaya çalışan sözde “Dev Çin”  Uygurların her şeyi silah ve bombaya dönüştürerek karşı koyabileceği,serbest dolaşımdan ve sosyal medyadan yararlanarak temas kurulabileceği  korkusundan aşırı stres ve deprasyona   girmiş bulunmaktadır. Çinli Diktatörler Tienenmin Sarayında huzurlu ve güvenli bir şekilde ve rahat uyuyamaktadırlar.  İşgalci Çin Yönetimini  bu kadar stres ve deprasyona sokan  ve huzursuz edebilen  bu  güç,  mutlaka  kendine güvenmeli,yürüdüğü büyük hedef ile onur duymalıdır.

 Uygur mücahitlerimiz imkansızlık ve tecrübesizlik yüzünden  aşırı derecede  şehit vermektedir.Çin asker,polislerini pusuya düşürerek silahlarını ele geçiren Fedailerin  bazıları silahı kullanamaya daha fırsat bulamadan  şehit düşmeketedirler. Bu durum  mutlaka ve  zamanla bizim lehimize   değişecektir.Çünkü biz kendi ana vatanımızın toprağındayız. Kendimizi,toprağımızı,özgürlüğümüzü koruma uğruna savaşıyoruz.Çin’in  Komünist Partisi Lideri ve Diktatörü  Mao Zedong’un  bir  sözü vardır; “战争学习战争–  Sung cencing şöşi cencing -Savaş sanatı savaşta öğrenilir”. Her şey  tecrübe edinerek öğrenilir.Doğu Türkistan’da yeterince silah,mühimmat ,askeri araç ve gereç mevcuttur. Genç mücahitlerimiz  zamanla savaş sanatını öğrendikçe o silahları nasıl ele geçirecekleri konusunda da uzmanlaşacaktır. Doğu Türkistan toprakları çok büyüktür.Doğu Türkistan’ın Kuzey,batı,güney sınır hattında 8  komşu  ülke ile 5 bin 600 Km. uzunluğunda  sınırı bulunmaktadır.Gerilla savaşı için yurdumuz coğrafi olarak bulunmaz özelliklere  ve avantajlara  sahiptir.Bizim için  ilk etapta  başarmak değil, devamlılık önemlidir.

     Uygurların ezici çoğunluğun  yaşadığı ve Anavatanı Doğu Türkistan’da kayıp edeceği fazla bir maddi varlığı yoktur.Ama Çin  devletinin,göçmen Çinlilerin kaybedeceği çok şeyleri vardır.

  Örnek verecek olursak,Türkiye’nin PKK ile 30 yıllık mücadelesinin maliyeti 300 milyar dolardır.

     Amerikan Brown Üniversitesi Watson Uluslar arası Etütler Enstitüsü’nün 2011.de açıkladığı verilere göre,El Kaide  örgütünün 11 Eylül terör eylemi için harcadığı para 500 bin doları  geçmiyor.

     ABD’nin El Kaideye yönelik Afganistan,Irak savaşından sonra ve Bin Laden’i   ölü ele geçirene kadar  süre içinde  harcadığı para miktarı 2.3 trilyon dolardır. ABD için  bu konuda yapacağı harcama   henüz tamamlanmış değildir.

        Biz ne El Kaide’yiz,ne PKK. Biz sözün bittiği yerde işgalcilere karşı öz vatanımızda özgürlük savaşı vermeye mecbur olan, yurdumuza istikrar getirmek için istikrarsızlığa karşı koymaya zorlanmış mazlum Müslüman Uygur’larız. İşgalci Çin komünist Yönetimi’nin 65 yıldan beri ülkemizden elde edilen zenginliklerimizi  çalmak ve  sömürmek için topraklarımızda kurduğu dev  sanayi, ulaşım ve enerji  yatırımları, altı yapı tesisleri  sürekli  zarara  ve tahribata uğramaya başladığında Çin ekonomisini çöküşe sürükleyebilir. İşgalci Çin Komünist Yönetimi,bir Milleti kendi topraklarında tamamen imha etmeye yönelik güç gösterisinin ne kadar büyük maddi  zarar ve dev  mali  yük getireceğini gitgide iyi anlayacak ve bu masraflara katlanmaya mecbur kalacaktır. Çin yönetimi şimdiden Doğu Türkistan’a ayırdığı bütçenin %40’a  yakınını güvenlik için harcamaktadır. Uygurların hayat standartlarını artırmaya harcanmayan bu paralar,Uygurları kendi vatanında imha etmek için kullanılmakta ve sürekli arttırılmaktadır. Böylelikle  İşgalci Çin yönetimi Doğu Türkistan’da  güvenliğe dayalı suç ekonomisini çoktan şekillendirmiş bulunmaktadır.  

        Uygur mücahitlerin  silahsız olmalarına rağmen, savaş tecrübesi kazanmaya başladıklarını büyük bir memnuniyetle müşahede etmekteyiz.  Uygur Mücahitler  Doğu Türkistan davasını uluslar arası toplumun dikkatine sunmak ve duyurmak  için mücadelesini Merkezi Çin’e taşımıştır.  Hatta 28 Ekim 2013  Tienenmin saldırısı ile Çin’i kalbinden vurmuştur.Bu durum ABD.’lı ünlü Tv.programcı ve Yorumcu Dr.Farid Zekeriyya tarafından şu cümlelerle takdir edilmiştir, “ Uygur Mücahitlerin son Tienenmin eylemi çok akıllıca ve stratejik  olarak planlanmış ,   büyük ve  ses getirici  olmuştur.”

       Mücahitlerin şu andaki  hedefleri Stratejik noktalar, Polis Merkezleri,askeri Karakollar ve baskı ve zulmün yönetildiği  yerlerdir.  Uygur Mücahitler,sivil Çinlilerin zarar görmesinden özellikle kaçınmalıdır.Çin halkı  topyekün bizim düşmanımız değildir. Bizim  düşmanımız ve hedefimiz, bize zulüm yapan Çin yönetimi ve onların zulüm aracı olarak kullandığı  Çin Silahlı Kuvvetleridir.

    İşgalci Çin yönetimi, etnik savaş çıkarmak için sivil Çinlileri kasıtlı  ve sinsice  Müslüman Uygurların üzerine sürmekte ve her yerde Uygur toplumunu tahrik etmek için güç gösterisi yapmaktadır. Çin Sosyal medyasında İslam’a,Uygurlara yönelik çirkin yayınlar  sürekli yapılmaktadır.  Bunlar ise sinsice  programlanmış  bir tuzaktır. Bu tuzak, Uygurları sivil Çinlilerin üstüne gitmesini  temin ederek   sivil Çinlilerin ölmesini,zarar görmesini sağlamak ve mücadeleyi etnik zemine kaydırmaktır. Böylelikle bu propaganda malzemesi ile tüm Çin toplumunu etkileyerek,onların nezdinde Doğu Türkistan’da Uygurlara yönelik soykırımı meşru hale getirmek istemektedir. Dünyanın bilmediği,ama biz Uygurların çok iyi bildiğimiz önemeli   nokta şudur; ÇKP yalanlar özerine inşa edilmiş bir partidir.Bilhassa Uygurlar söz konusu olduğunda,yalanlar   tükendiğinde çaresiz bir iki  doğru söz   dile getirebiliyor.  Şark’taki   güler yüzlü   Çin Faşizm’ın Lugatinde “Utanma” kelimesi yoktur. Uygurlar bu kurnaz,ama sinsi ve kurnaz olduğu kadar da bir o kadar  acımasız hakimiyetin tuzağına kesinlikle düşmemelidir. Bizim gayemiz,Doğu Türkistan’da  yaşayan hiçbir insanı etnik kökeni,dini ve renginden dolayı dışlamamak olmalıdır. Hiç kimse, Etnik,  ayırımcı ve  farklı muamele görmemelidir. Bizim amacımız bütün insanların eşit,özgür,mutlu bireylerden oluşan adalet  ve hakkaniyet temeli üzerine  kurulu bir düzen ve   barışçıl  bir refah  toplumu oluşturmaktır. Çin komünistlerinin  bize yaptığı ırkçı ve faşist baskı ve zulümlerin  aynısını biz başkalarına yaparsak, Çinli  zalimlerinden bir farkımız kalmayacaktır.

           Doğu Türkistan’ın Güney bölgelerinde güvenliği sağlanamayan  etnik göçmen Çinliler bu topraklardan yavaş yavaş ve zamanla  ayrılacaklardır. O zaman  Lojistik alt yapısı eksik ve sağlam olmayan   Çin  İşgal güçleri   ile daha başarılı mücadele etme ortamı oluşacaktır.  Oluşacak bu ortamda Çince sosyal medya kanalları aracılığı ile Doğu Türkistan’ın güney bölgelerindeki  sivil Çinlilerin gitgide artacak savaş ortamından zarar görmemesi için kendi vatanlarına dönmesini teşvik edecek  Çinlileri çok iyi tanıyan ve Çince yazabilen bir Medya ve Kalem ordusunun  oluşturulması ve bu ordunun ivedilikle harekete geçmesi çok  önemlidir.

          Ölümü göze alan bir insanın hedefine ulaşması için engel diye bir şey mevcut değildir. Bizim yurdumuza bizimle savaşmaya gelen Çin  işgal askerlerinin her biri, kendi  ailesinin tek şımarık çocuğudurlar. O ölürse o ailenin soyu sona erecektir.Yerine tekrar asker verme imkanı yoktur. Çünkü,yıllarca doğum kontrolü ile Çinli ailelere bir çocuk sahibi olma hakkı tanınmıştır. Üstelik Çin toplumu  maddi olarak  refaha kavuşmuştur. Bizim toprağımızda Onlar için uğrunda ölünebilecek bir şey yoktur. Bizim köy,kasabalarımızda her ailede en  az 4, en çok 13 çocuk bulunmaktadır. Aslında Doğu Türkistan’da  her kasaba bir kolordu’dur.İnsanlarımızın hepsi yoksulluğun,dışlanmanın,hor görülmenin  ve aşağılanmanın ne olduğunu çok iyi bilirler. Her mahallede,her ailede İşgalci Çin’den eziyet görmeyen,acı çekmeyen Uygur hemen hemen yok gibidir. Varsa da  çok nadır görülür.Bizde hayvan gibi yaşamaktansa,insan gibi ölmeye hazır  pek çok insan kaynağı ve Fedailer Ordusu  bulunmaktadır.Çünkü biz vatanımızı,onurunuzu koruma uğrunda öleceğiz.Üstelik bu uğurda  öldükten sonra Allah katında şehitlik mertebesine yükseleceğimizi çok iyi biliriz.Eğer avantajlarımızı doğru ve verimli kullanırsak, hem özgürlük menziline doğru daha çabuk ve çok yol alacağız,hem Çin’in tehdidi altındaki komşularımızı Kardeşlerimizi  Çin saldırısından uzaklaştırma ve onları koruma  adına önemli katkı sağlamış olacağız.

    Bugün Doğu Türkistan’da Çin İşgal Yönetiminin  elindeki maşa olarak Uygurlara karşı kullanılan ve onlara aşırı derecede  zarar vermeye başlayan hainler  öldürülerek cezalandırılmaktadır.  Hiç bir insan bünyesindeki hastalıktan kurtulmadan  kendi sağlığa kavuşamaz.Milletler de böyledir.  Uygurların ,paraya,Makama satılmış,düşman ile iş birliği yapan,öz halkını imha etme projesinde aktif rol üstlenen vatan hainlerini  içinde  barındırarak milli mücadelesinde başarıya ulaşması mümkün değildir.Aksine ,bu mücadelede işbirlikçi hainler yok olmaya mahkumdur. Kendi içimizi temizlemek sağlıklı milli bünyeye kavuşmamız için her şeyden çok daha önemlidir. İşgalci Çin’in tarihten beri sinsice uyguladığı “Uygur’un eli ile Uygur’un başını kesme” projesi kesinlikle bozulmalı, tamamen ortadan kaldırılmalı ve tarihin çöplüğüne ebediyen atılmalıdır.  Uygur  Mahalle, köy,kasaba ve şehirlerinde   düşman, komşular, akrabalarımız ve kardeşlerimiz hakkında  hiçbir istihbarat bilgisine erişemeyecek kadar safımız sıklaşana kadar bu mücadele sürmelidir. Kendi aramızda ve içimizde birlik beraberlik ortamı yaratılmadan düşmanla olan savaşı kazanmamız asla mümkün olmayacaktır.

    Ezilen Çin toplumu, Çinli Aydınlar ve muhalif  Çinliler,ÇKP’nin  baskı ve zulmünden   kurtuluşunda,  ümit kaynağı olarak biz Uygurları görmektedir.Tibetliler de kurtuluş yönteminde Uygurları ilham kaynağı olarak gördüklerini dillendirmeye başlamıştır.  Milli kurtuluş mücadelesinde sorumluluk üstlenen Uygur önderler,tefekkür sahipleri,aydınlar tarihi sorumluluğun bilincinde olmalıdırlar. Biz Çin’in değil,Çin Komünist Partisi rejiminin çökmesini istiyoruz.Özgürleşen  ve demokrasi değerlerine kavuşan insan haklarına saygılı yeni bir Çin yönetimi  biz Uygurların yararınadır. ÇKP’ni ortadan kaldırmak için Tibetlilerle,Muhalif Çinlilerle nasıl bir işbirliği ve  koordinasyona gidilebileceği konusunu da düşünmeliyiz.

   Doğu Türkistan’ın bağımsızlık mücadelesi çok uzun soluklu, çok çetin  ve zorlu bir mücadele sürecini içermektedir.Çin komünist iktidarın devrilmesi ile iş bitmeyecektir. Bizim meselemiz ve mücadelemiz  toprak dini ve etnik meseledir. ÇKP giderse de,1.5 milyar nüfuslu Çin toplumu yine yerinde kalacaktır.Milletler kanla kazandığı toprağı kansız asla  terk etmeyecektir.Biz Uygurlar 1.5 milyar Çinli ile savaşıp tükenmeyecek kadar nüfus yoğunluğuna sahip değiliz.Bu yüzden geniş ve derin düşünmeliyiz.Bugünkü dünya dengelerini çok iyi takip etmemiz,tarihte yaptığımız hataları bir daha tekrarlamamız gerekmektedir.

    1990’lı yıllardan başlayarak Uygurlar dünyanın dikkatini çekmeye başlamıştır.  Bugün Dünyada Uygurları tanımayan ülke veya Millet yoktur. Uygurların tanınmasından İşgalci Çin çok rahatsızdır. Pekin son yıllarda Uygurları uluslar arası teröre bulaştırmak için hatırı sayılır bütçe ayırmış  ve dış dünyada oluşturduğu ağlarla beraber bazı organizasyonda bulunmaktadır.

    Uygurlardan Müslüman ülkelerdeki savaş bölgelerine gidenler mevcuttur.Onlar kendi vatanlarında  çok  zulüm görmüş,ibadet ve  özgürlükleri  elindin alınmış dindar,vatan sever ter temiz insanlardır. Onlar savaş bölgelerine Askeri eğitim görmek,silah kullanmayı öğrenmek için gittiklerini ifade etmektedirler. Ancak,savaş bölgelerindeki savaşçılar “Cihatçılar”  olarak adlandırılıyor.Ancak,bu “Cihatçı”ların  karşılarında gayrimüslüm bir düşman bulunmamaktadır.  Savaşan tarafların hepsi Müslümandır.Bunların hepsinin koynunda  Kuran_i Kerim vardır. Namazlarını ve diğer dini vecibelerini yerine getirmeye çalışıyorlar. Bu “Cihat^’ta ölen de öldüren de  “Allahuekber” diye tekbir getiriyorlar. Suriye de 1000 den fazla Cihatçı grup olduğu biliniyor.Aslında Kuran’a   inanan Uygurlar için burası hiç uygun ortam değildir.Ancak, onlardaki İslami heyecan ve bilinmeyen ellerin yönlendirmesi, kararsız ve gidebileceği hiçbir yeri olmayan bir kısım ateşli gençlerimizin bu ateş çemberi içine girmesine neden olmuştur.Bu bölgede bulunan Uygur guruplar,savaşçılar tarafından sürekli el değiştirilen bu topraklarda değişik ideolojideki gruplar ile temas kurma ve hareket etme durumunda kalıyorlar.Bu durumun oluşmasını sabırsızlıkla bekleyen ve bölgeye gönderen gazeteci,ajanları ve hatta kiraladıkları  yabancı  ajanları kanalı ile elde ettiği bazı kanıtları ele geçiren Çin,bire yüz katarak abartmak sureti ile Çin ve dünya kamuoyuna Uygurları “Uluslar arası terörün bir parçası” olarak göstermek için kesesini cömertçe açmaktadır.  Amaç, Çin medyasını ve bazı yabancı medya kuruluşlarını harekete geçirmektir. Hatta Birleşmiş Milletlerde “Terör Mağduru Zavallı  Çin” rolünü oynayarak,yörüngesi altındaki bir çok (çoğu Müslüman ve Türk) ülkeyi yanına alarak Uygurlara karşı karalama kampanyası yapmaktadır.En üzücü olanı ise, Çin’in sıkılmadan ve utanmadan ,bir kısım Uygurların Suriye gibi ülkelerde bulunmasında direk Türkiye’ni sorumlu tutmasıdır. Pekin,Anadolu Türkü ile Uygur Türkünün arasını açmak için elinden gelen tüm sinsi, hile ve hain planlara baş vurmakta ve bunun el’an de devam ettirmektedir.

    Doğu Türkistan’ın içi ve dışındaki mücahit Liderler, Uygurları uluslar arası arenada zor duruma düşürecek hareket ve söylemlerden özellikle sakınmalıdırlar.Çünkü,bu husus çok  önemlidir. İslamı heyecan ve cehalet körlüğünün akınına kapılmadan, akılcı hareket etmeliyiz. Tarihte olduğu gibi milyonların canı bedeline gelen özgürlük ve bağımsızlığımızı akıla değil,duyguya kapılarak elden çıkardığımız hataları bir daha tekrarlamamalıyız.

     Doğu Türkistan’ın dört bir yanında yanmakta olan alevler,müsait bir ortamda tüm yurdu saran  büyük bir yangına dönüşmesi kaçınılmazdır.Çünkü,Doğu Türkistan benzinle doldurulmuş bir denize benziyor.Ateş belli bir alanı kapladığı zamanda tüm denizi sarmasını kimse önleyemez.Savaş ortamı oluştuğunda yabancı savaşçıların Doğu Türkistan’a akın etmesi kaçınılmazdır.Müslüman’in  Müslüman’a yardıma koşması imanımızın gereğidir. Gerçek bir Müslüman şu ayeti çok iyi bilir; “Ne oluyor size ki zayıf ve aciz erkeklerle ,kadınlar ve çocuklar, Rabbimiz bizi ahalisi zalim olan şu şehirden çıkar, bize katından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı yolla deyip dururlarken siz, Allah yolunda savaşmıyorsunuz? “ (Nisa süresi 75.ayet)

      Dünyanın dört bir yanından cihatçıların bize yardıma gelmesi elbette bizim gücümüze güç,moralimize moral  katacaktır.Ancak biz,bugün kan ve göz yaşı  deryasında gark olmuş ülkeler gibi  olmak istemeyiz. Ülkeleri tamamen harap olmuş Afganistan,Irak,Suriye,Libya olmak istemiyoruz.Biz Çine karşı özgürlük savaşı verirken,batı karşısında “terör yuvası bir bölge” haline gelerek hedef tahtası olmak ve kendimizin toplu imhası için ortam hazırlamak istenmiyoruz.Biz özgürlük savaşında başarı ve istikrara kavuşan Müslüman halkların izinden gitmek istiyoruz.Mesela,Bosna-Hersek,Kosova vebenzeri bölgeler gibi. Bosna-Hersek Müslümanları soy kırıma uğradı,sonunda ülkeye NATO ordusu girdi barışı sağladı.Hayat kalanlar,şehitlerin toplu mezarlarını bulma ve cenazeleri defnetme,savaş suçlularının izini sürme,acılar içinde tekrar ülkeyi kalkındırma fırsat ve imkanlarına   kavuştular.Kosova da NATO sayesinde soy kırımdan korundu ve bağımsızlığına kavuştu.Irak’ta hala kan oluk  oluk akarken bazı bölgeler   çok zeki ve akılcı diplomasi yürütmesi sayesinde barış ve refaha kavuştu.   Doğu Türkistan’daki Müslüman halk soykırım tehlikesi altında kaldığında elbette bizde NATO’ya baş vurma seçeneğini masada tutmalıyız. NATO uzakta değil,komşumuz Afganıstanda mevcudiyetini sürdürüyor.Bir adım doğusu Doğu Türkistan topraklarıdır. NATO Çin’i dengeleyebilecek bir güçtür.NATO’ da Uygurların Kardeşi ve her şeyi  Türkiye  önemli bir üye olarak yer almaktadır.Türkiye NATO’nun sigortasıdır.NATO’nun Doğu Türkistan’a girmesini komşumuz Hindistan ve Orta Asya da ki tüm Türk cumhuriyetleri,hatta Rusya da destekleyecektir ve zamanı gelince katkıda bulunacaktır.(bunun nedenlerini ayrı bir yazıda kaleme alacağız)

Çünkü,Doğu Türkistan’da Çini dengeleyecek bir tampon bölgenin oluşması her kesin rahat nefes almasını sağlayacaktır.

     Uygurların solcuları,sağcıları,dindarları,aşırı dindarları her kes bu konuda tefekküre geçmeli,fikir alış verişinde bulunmalıdır.Uygurların konumu,Çin’in dünyadaki yeri,Çinin komşular ve büyük devletler ile olan ilişkilerin seyri,Kaçınılmaz savaş hazırlığı içinde bloklara ayrılan Asya ülkelerinin görünen ve görünmeyen karmaşık ilişkileri,güç dengeleri rasyonel bir şekilde incelenmelidir.Çin’in şu an komşuları ile kronikleşmiş sorunları,çevre ve dünyadaki dost,düşmanları sabitlenmiştir ve  bu durum değişmeyecektir.Ancak,Çin’de komünist rejim çöker,yerine demokratik rejim gelirse Çin’in bazı dost ve düşmanları yer değiştirebilir.Bütün bu tarihi süreç içinde Uygurların doğru zamanda,doğru yerde,doğru tarafta durabilmesi milli geleceğimizi belirlemede hayatı önem taşıyacaktır.

    Bir milletin milli karakteri o milletin kaderini belirler. Biz Uygurlar siyası olgunluk yolunda hayli mesafe aldık. Uygurların milli karakteri kahramanlık,cömertlik,iyi kalplilik ve saflığın birikiminden oluşmuştur. Geçmiş esaret devirlerinde karakterimizdeki kahramanlık çok zayıfladı, hatta yok olma aşamasına geldi.Fedakar Uygur analar 1980-1990’lı yıllarından başlayarak kahraman Uygur çocukları doğurmaya başladı. DNA’mizdeki kahramanlık tohumları yeşermeye ve hayat bulmaya doğru yol aldı.  Şimdi sıra karakterimizdeki saflıktan sıyrılmaktır.Saflığın içine ahmaklık gizlenir.Yakın zaman tarihimizde bizim başımıza ne gelmişse milli karakterimizdeki saflıktan gelmiştir.Çetin şartlar bir ocaktır,milli karakter zaman sürecindeki o ocakta  tavlanıp çelikleşecektir.Biz Uygurlar,Hun ve Oğuzların soyundan geliyoruz.Bizimle aynı soydan gelen,aynı kanı taşıyan Anadolu Türkü 3 kıtada 24 milyon km toprak özerinde 600 yıldan fazla hakimiyet sürdürmüştür.Çanakkale ve kurtuluş savaşlarında gösterdikleri kahramanlıklar insan aklını zorlayacak cesaret ve fedakarlıkla doludur.Bir milletin hakiki karakterinin nasıl olduğu, o milletin vatanı düşman işgali altında kaldığında kendini  belli edecektir. İnsan anne babasız yaşayabilir,ama vatansız yaşayamaz.İnsan vefat eden çocuğunu toprağa gömüp dayanabilir,ama  vatansızlığa dayanmak zordur.Her peygamberin bir vatanı olmuştur.Peygamberler de önce kendi kavmine,ondan sonra  bütün insanlığa mal olmuşlardır. Vatansız insanın sokaktaki sahipsiz  başı boş gezen Mahluklardan  bir farkı yoktur.Biz Uygurlar bunu yaşıyoruz. Çin ne kadar güçlü olursa olsun,dünya bize yardım etsin yada Çin’e yardım etsin,Uygurların kadarını belirleyecek faktör yine Uygurların kendi elindedir. ”Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyorduk. Ve (istiyorduk ki) onları yeryüzünde ‘iktidar sahipleri olarak yerleşik kılalım’, Firavun’a, Haman’a ve askerlerine, onlardan sakındıkları şeyi gösterelim.” (Kasas süresi 5-6.ayet). Allah,bizim gibi “güçten düşürülenler” le beraberdir.Mesele,Biz günümüzün Firavun,Haman’larına karşı Allah’ın yanında sarsılmaz sadakat ile yer alabilecek miyiz?Allah bizi ‘iktidar sahipleri’ yapmaya söz vermişken,neden köle olmaya razı olalım?

     Uygurlar şunu bilmeli; Çin sınırları içindeki Moğollar tükenirse,Moğolistan vardır.Moğolların soyu sürecektir.Çin sınırları içindeki Tibetlilerin soyu tükenirse,Tibet kökenlilerin çoğunlukta olduğu Butan krallığı vardır. Doğu Türkistan’daki  Kazak,Kırgız, Özbek, Tacik kardeşlerimizin nesli tükenirse, Kazakistan, Kırgızistan,Özbekistan,Tacikistan vardır. Çeşitli Türk boyları olarak onların soyu ebediyen devam edecektir.Biz Uygurların yaşayacak,koruyacak,soyumuzu devam ettirecek tek bir vatanımız vardır. O Doğu Türkistan’dır. Bizim bu vatandan başka hiçbir vatanımız yoktur.Bu vatanı kimseye veremeyiz ve kimseyle de paylaşamayız.Bu vatanda yabancılara köle olarak bu vatanı ve bu vatan için 10 bin yıldan beri kan,can ve bin yıldan beri de şehit vererek bize emanet eden ecdatlarımızın ruhunu inciterek utanç içinde yaşayamayız.

      Biz Uygurları çok  zor ve çetin bir gelecek,ama  bir o kadar de parlak bir  istikbal  beklemektedir. Bu yolculukta herkese bir görev,bir sorumluluk düşecektir.

     Allah mazlumların yanındadır. Allah bize yardım edecektir….

 

 Kaynak:

1.毛泽东: 中國革命戰爭的戰略問題

2.Ayrılıkçı PKK Terörünün Ekonomik Maliyeti- Prof. Dr Servet Mutlu

3.Suriye krizi: Silahların ardında kimler var?

4.中国抓捕10名涉嫌变造护照的土耳其人
5. 10名土耳其人涉帮助维族人偷渡至叙利亚 外交部回应
土耳其确认公民在华被捕,未提涉恐
Etiketler: » » » » » » »
Share
2906 Kez Görüntülendi.