logo

trugen jacn
18 Şubat 2016

Dr.MUHAMMED İKBAL’IN DOĞU TÜRKİSTAN’A BAKIŞI VE PAKİSTAN SİYASETİNİN HİYANETİ (1.BÖLÜM)

Ellame-5

Mirkamil KAŞGARLI

Son dönemlerde Pakistan devleti üst düzey yöneticilerinin Çin’e şirin görünmek için Çin işgali altındaki Doğu Türkistan Müslümanlarına yönelik peş peşe yaptığı düşmanca açıklamalar, Uygurları ümmetin ve İslam dünyasının bir parçası olarak gören bütün duyarlı insanları son derece hayal kırıklığına uğratmış ve bu bir İslam cumhuriyetine yakışmayacak tavır olarak değerlendirilmiştir.
Nitekim Pakistan cumhurbaşkanı Memnun Hüseyin 16 Aralık 2015 tarihinde yaptığı Çin ziyareti esnasında, “Ordumuz ülkemizde bulunan Uygur Mücahitleri tamamen temizledi” diye açıklamalarda bulunmuş ve bu açıklamalardan memnun kalan Çin yönetimi de, Pakistan’dan hayatta kalan Doğu Türkistanlı Müslümanlara karşı operasyonların devam etmesini istemiştir.

Ellame-1
Çin’i ziyaret eden Pakistan Halkla İlişkiler Direktörü General Asım Selim Becva da Çin’in ‘Global Times’ gazetesine yaptığı açıklamasında ülkesindeki Doğu Türkistanlı sığınmacıları işaret ederek , “Çin’in düşmanlarına karşı yılmadan savaşacağız. Çin’in düşmanları bizim de düşmanımızdır. Çin’in düşmanlarını ezmekten ve yok etmekten çekinmeyeceğiz…” şeklinde Pakistan’ın devlet egemenliği ile bağdaşmayan ve yakışmayan açıklaması ile tepki çekmişti.
Oysa Pakistan siyasilerinin yok ettiği ve yok edeceğini ileri sürdüğü Doğu Türkistanlılar, Çinin dini baskılarından kaçarak sadece İslami yaşayabilmek için değişik yollarla Pakistan’a gelmiş ve Çine iade edilme korkusundan dolayı açıkça sığınma talep edemeyip, Pakistan’ın aşiret bölgelerinde hayatlarını korumaya çalışan gayrı resmi mülteci statüsündeki Müslümanlar olup, Çinin onlara yönelik ‘terörist’ ithamları Pakistan dışında hiçbir ülke tarafından kabul görmemiştir. Çünkü onların bugüne kadar Çin’e ya da Pakistan’a karşı gerçekleştirdiği hiçbir silahlı eylemi olmamıştır. Ayrıca Çinin iddia ettiği ve 2001 den buyana kayıplara karıştığı sözde ‘Doğu Türkistan İslam hareketi’ Örgütü’nün de Pakistan’da varlığı hala kanıtlanmış değildir. Buna rağmen şuana kadar yüzlerce Doğu Türkistanlının Pakistan askerleri tarafından bombalanarak oldurulduğu ve yine yüzlercesinin de Çine ölümüne iade edildiği bilinmektedir.
Dolaysıyla Pakistan’ın İslam Kardeşliği ile bağdaşmayan, sadece Çine yaranma amacı taşıyan bu tür eylem ve söylemleri, özellikle Çin’in Doğu Türkistan Müslümanlarına yönelik emsalsiz dini baskıları, son süratle uygulamakta olduğu sinsi asimle ve yok etme politikaları altında, canları pahasına milli ve dini değerlerini koruma mücadelesi vermekte olan Müslüman Uygur Türklerini kahretmektedir. Binlerce yıllık komşusu, çok derin akrabalıları ve kültürel bağları olan, en önemlisi Müslüman kardeşleri olan Pakistan’ın birkaç zengini ve kapitalistlerinin Çin’deki menfaatleri uğruna 25 milyonluk Doğu Türkistan Müslümanlarını her fırsatta kurbanlık koyun olarak görmesi kalplerde telafisi mümkün olmayan yaralar açmaktadır.

Kardeşlerine yönelik bu haksız tutum Türkiye ve Azerbaycan başta olmak üzere Türk ve İslam dünyasındaki duyarlı yazar ve gazetecilerin de büyük tepkisini çekmiş, TV programlarına, gazete ve köşe yazılarına kadar taşınmıştır . Türk gazeteci yazar Yücel Tunay bey köşe yazısında ‘ Artık Pakistan bir İslam Cumhuriyeti değildir, Çin’e hizmet eden ve onun her dediğine evet diyen kukla bir Çin kolonisidir. Çin ile Pakistan’ı ortak düşmanları Hindistan’a karşı birleştiren güç nedir bilir misiniz? Pakistan’ın mazlumların yanında yer almak yerine, zalimleri tercih etmesidir. Ey gafiller! unutmayın Hindistan büyük eksiklerine rağmen Çin’de baskı ve zulüm gören Tibetli, Doğu Türkistanlı ve İç Moğolistanlı binlerce mülteciye kucak açıp, onların özgürlük mücadelesini desteklemiştir, sizin kafir dediğiniz bu Hindu devleti sizin gibi din kardeşlerini Çin’e satmamıştır…’ şeklinde Pakistan siyasilerine ağır eleştiriler yöneltmiştir.[1]
Pakistanlı ünlü Yazar Faraz Talat efendi de Pakistan hükümetinin bu tavrına isyan bayrağı çekmiş ve Pakistan’ın önde gelen yayın organlarından ‘Şafak Gazetesi’nde yayınlanan “Komünist Çin’in İslam Düşmanlığı ve Pakistan’ın Sessizliği” başlıklı makalesinde, Doğu Türkistan’ın Kaşgar Şehrinde sakal bırakan bir Müslüman Uygur ile onun tesettürlü kıyafetinde ısrar eden eşinin ağır hapis cezasına çarptırıldığını hatırlatarak, ‘Pakistan yönetiminin Batı’daki islamofobi’yi şiddetle eleştirirken, Komünist Çin’in İslam düşmanlığını Görmemezlikten gelmesi tamamen bir Çifte standartlı davranıştır ve kabul edilemez” İfadelerini kullanmış ve yazısını şöyle sürdürmüştür.

“Pakistan’ımızın fikir babası, Ünlü İslam düşünürü ve Şairi Allame Dr. Muhammed İkbal örnek şiirinde Tarihi Kaşgar’ı “ Mukaddes Haremeyn’i (yanı Mekke ve Medine’yi) Koruyan doğu sınırındaki İslam’ın En Müstahkem Kalesi’ olarak tarif etmiştir. Uygur Müslümanların bu şehrini İslam’ın En Önemli mübarek Şehirlerinden biri ve Müslümanların Gözdesi olarak işaret etmiştir. Ancak, olayın en düşündürücü yanı ise, Yüce Islama ve Müslüman Uygurlara karşı yapılmakta olan Çin zulmünün, Üstad İkbal’in bu kadar çok önemsediği ve övdüğü Kaşgar şehrinde cereyan etmesidir. Günümüzde Doğu Türkistan’daki Komünist Çin zulmüne ve İslam düşmanlığına Pakistanlı siyasilerin sessiz kalması hayret uyandırmaktadır. Halbuki, Pakistanlı siyasiler her fırsatta Batı’daki İslam düşmanlığını şiddetle eleştirmektedir. Peki, Komünist Çin’in Müslüman Uygurlara yaptığı zulmün ve İslam düşmanlığının batı’dakinden farkı nedir? Pakistan Yönetimi ve siyasilerini “Her gün daha da şiddetlenen ve her gün daha da çığırdan taşan Çin’in zulmünü ve İslam Düşmanlığını da görmeye davet ediyorum. Bizim Samimi ve çok yakın Komşumuz Komünist Çin ile oturup konuşmamızın zamanı gelmiştir. Onunla Ülkesindeki İslam Düşmanlığı uygulamalarını konuşmalıyız. Bunun sırasının geldiğini düşünüyorum.”

M.İkbal
Şimdi gelelim Hindistan’daki Müslümanlara özgürlük fikirleri aşılayarak Pakistan’ın kuruluşuna öncülük eden, Pakistan İslam cumhuriyetinin manevi kurucusu, fikir babası, İslam düşünürü ve milli şairi Allame Muhammed İkbal(1877-1938)’in Doğu Türkistan’a yönelik bakışı ve sevgisine…

Ben Pakistan’da İslami eğitim görmüş bir Doğu Türkistanlı olarak, Yazar Faraz Talat efendinin de dile getirdiği Pakistan İslam cumhuriyetinin manevi kurucusu ve İslam düşünürü Muhammed İkbal’in KAŞGAR hakkındaki meşhur örnek şiirini küçükken ezberlemiştim. Bu şiir Hindistan ve Pakistan’da günümüze kadar İslam birliği ve kardeşliği konusundaki her konferansta başlık olarak kullanılmaya ve afişlerde yer almaya devam etmektedir. Aynı zamanda İlkokul ve ortaokulların müfredatlarında da yer alan bu şiir ümmetin birlik bilincini öğrencilere aşılamaya yönelik çok önemli edebi miras olarak görülmektedir.
İslam düşünürü Muhammed İkbal’ın 1924 te kaleme aldığı
ایک ہوں مسلم حرم کی پاسبانی کے لئے
نیل کے ساحل سے لے کر تا بخاک کاشغر
Bir olsun Müslümanlar harem’ı korumak için
Nil sahilinden taa Kaşgar topraklarına kadar
(Bâng-ı Derâ) 1924


Şeklindeki bu mısralar, İslam mütefekkiri Muhammed İkbal’in mücadelesinin sadece Hindistan ve Pakistan ile sınırlı olmadığı ve bütün İslam dünyasını kapsadığının önemli bir kanıtı olmakla beraber, özellikle 1924 te Çin Mançurya işgali altında bağımsızlık mücadelesi yapmakta olan KAŞGAR (yada KAŞGARİYE DEVLETİ olarak da bilenen Doğu Türkistan)’ın, Çin,in değil tam aksine İslam dünyasının bir parçası ve İslam birliğinin en doğudaki kalesi ve mihenk taşı olduğunu ortaya koymaktadır.
Ayrıca Merhum Üstad Muhammed İkbal 1924 te Çin işgaline karşı tarihi Hoten şehrinden başlayan bağımsızlık mücadelesine ‘Peyami Maşrık’ adlı meşhur esirinde özellikle yer vermiş ve ‘vatanının sert kumu, Senin ayağına yasemindir Ey Hoten! geyiğine benzeyen devem, Daha çabuk adım at! Konağımız (hedefimiz) uzak değildir’ mısraları ile Doğu Türkistan mücahitlerine gayret vermekle beraber, Doğu Türkistan’ın bağımsızlığını kendi gayesi ve hedefi olarak ifade etmiştir.
Üstad Muhammed İkbal Doğu Türkistan’a o kadar gönül vermiş ki, çoğu kez Doğu Türkistan’ın tarihi, kültürü ve o dönemdeki durumu hakkında kıymetli değerlendirmelerde bulunmuş, basın açıklamaları yayınlamış, hatta 12 Kasım 1933’de bağımsızlığını ilan eden Kaşgar merkezli ‘Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti’ kısa sure sonra tekrar Çin’in işgaline uğradığında, Hindistan’a hicret etmek zorunda kalan efsane lider Mehmet Emin Buğra (12 şubat 1901- 29 Nisan 1965) ile Lahor’da buluşmuş ve uzun uzun fikir alışverişinde bulunmuştur.
1930’lu yıllarda Doğu Türkistan genelinde başlayan Milli kurtuluş hareketi önderlerinden, Hoten Cephesi Başkomutanı ve 12 Kasım 1933’de Kaşgar merkezli kurulan Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti devletinin kurucusu ve Doğu Türkistan Türklerinin efsanevi Liderlerinden, din bilgini, şair,yazar, Tarihçi ve Devlet Adamı Mehmet Emin Buğra(Emir Hazretim) 27 Nısan 1958 de Pakistan’ın Lahor şehrinde düzenlenen ALLAME İKBALİ ANMA TÖRENİNE özel davet ile konuşmacı olarak katılmış ve merhum İkbal ile gerçekleştirdiği buluşmasını Urduca şu şekilde aktarmıştır.(Türkçe tercümesi)


LOHARDA AKDEDİLEN İKBALİ ANMA TÖRENİNDE SÖYLEDİĞİM KONUŞMA [2]

İkbal ve bir Türkistanlı mülteci – 27.04.1958

«Sayın Başkanlarım ve dinleyiciler ! İkbal merhumun yıl dönümü törenine katılmaktan duyduğum sevinç ve gurur sonsuzdur.
Benim Urduca konuşmam o kadar düzgün değilse de yine size bu dil ile hitapta bulunmayı tercih ediyorum. Çünkü bir Pakistanlı şairin ” Zebani yar’i men Türki, ve men Türki nemi danem ” mısrasındaki şikayetine hedef olmak istemiyorum. (Sevgilimin dili Türkçedir, ne yazık ki ben Türkçe bilmiyorum- demektir)
Merhum Allame İkbalin dünya çapındaki İslam reformu nazariyesinin doğru ve zaruri bir ıslah yolu olduğu bütün dünya Müslümanlarının nazarlarında gün geçtikçe vuzuh kesbetmektedir. Çünkü onun bütün ömrü boyunca müdafaa etmiş olduğu Hakiki İslam mefkuresi, millet nazariyesi, vatan nazariyesi ve maddi ve manevi hayat nazariyesi- gerçi bazı kimseler tarafından ” tatbiki çok zor olan nazariyeler ” olarak vasıflandırılmış ise de benim edindiğim kanaatlere göre İkbalin hayat nazariyesi benimsenmedikçe ve yaşama usulü buna göre tanzim edilmedikçe Müslümanlar için bugünkü durumdan kurtuluş yolu göze çarpmamaktadır. Bu yıl içerisinde yapmakta olduğum İslam dünyası seyahati esnasında müşahedelerime göre bu nazariye mektebine intisap edenlerin sayısı süratle çoğalmaktadır. Kuvvetle Ümit ediyorum ki bu yüksek nazariye er veya geç tatbik sahasına intikal edecektir ve bu suretle İkbalin İslam tarihinde edebileşen büyük değerlerden biri olduğu meydana çıkacaktır. Ben, burada, İkbal ile görüştüğüm sırada edindiğim şahsi intibalarımı ve bizim hürriyet mücadelemizin en karanlık devrinde onun bizim yolumuza nasıl ışık vermiş olduğunu size kısaca arz etmek isterim:
Doğu Türkistan’da 1931-1934 arasında vuku bulan hürriyet savaşının kan içici Çin ve Rus müdahalesi neticesi olarak akim kalması ve milli kuvvetlerin dağılması üzerine Hindistan’a iltica ettiğim sırada, Lahor’a gelerek merhum Allameyi ziyaret etmiş idim ve Hımalaya dağlarını geçerken yazdığım bir Arapça şiirimi kendisine sunmuştum. Şiir şu beyitle başlıyordu:
Ey Himalaya ! Kalk yardım et bize
Başımıza felaketler getiren zamaneye karşı koy
Çünkü sen bizim anamızsın ve ilelebet bölesin
Biz, senin çocuklarınız ey kahramanlar anası !
İkbal merhum bu şiiri okuyarak çok müteessir oldu, bana şefkatle tesellide bulundu, hürriyet mücadelemizde muvaffak olacağımızı müjdeledi ve diğer birçok nasihatleri içine alan şiirlerinde bazı parçaları hep beraber hatırlamamızı daha faydalı bulmaktayım. (burada İkbalin muhtelif eserlerine serpilmiş olan şiirlerinden bir çok parçalar okudum)
Allame merhum, nasihatlerini bitirdikten sonra Peyami Maşrık (onun meşhur eserlerinden biri)dan bir cilt bana hediye etti ve kitabı hemen açtım, ilk gözüme ilişen şiir, ” Hicaz devecisinin türküsü ” başlıklı kasidenin şu parçası idi: (Türkçe tercümesi)
Vatanın sert kumu
Senin ayağına yasemindir Ey Hoten
geyiğine benzeyen devem !
Daha çabuk adım at
Konağımız (Hedefimiz) uzak değildir.
(Peyami Maşrık 1924)


İlk gözüme ilişen bu şiir parçası benim için büyük bir sürpriz mahiyetinde idi şöyle ki: Doğduğum Hoten şehrinin adı geçiyordu, vatanın sert kumunun vatanı seven için yasemin gibi latif tasvir edilişi, nihayet erişilecek gayenin yakınlığı müjdesi, bir araya toplamıştı. Bu sürprizin bana vermiş olduğu heyecanı siz de takdir edersiniz.
Şunu da esefle arz edeyim ki: Bu görüşmeden birkaç gün sonra ben, Hint toprağını terk etmek zorunda kaldım ve Allame merhumu bir daha ziyaret etmek fırsatı elime geçmedi.

Burada İkbalin, istila altında bulunan Türkler hakkındaki yüce düşüncelerini açıklayan şiirlerinden birkaç parça okumak istiyorum:
1. Üstad İkbal ” TÜRKLÜĞÜN RÜYASI ” başlıklı şiiriyle mahkum Türklerin bu hale gelmiş olduğunun sebeplerini ve uğradıkları feci durumlarını ve kurtuluş yolunu canlandırmaktadır:
TÜRKLÜĞÜN RÜYASI
Bir çok seccadeli ve sarıklılar haydutluk ediyorlar
Bir çok Hıristiyan çocukları aç gözlülük ediyorlar
(Netice) Din ve milletin giyimleri paramparça oluyor
Memleket ve devletin kaftanı dilim dilim yırtılıyor
(Türklük söyleniyor) ” Benim elimde anca, Müslümanlık kalmıştır. Bu ışık da üstüne düşen paçavralar
altında sönüp gitmezse! ”
Semerkant ve Buhara (Türkistan) toprağını kuşatıyor (Türklük söyleniyor) ” Etrafıma ne kadar uzaklara
baksam da tehlike yüzüğün halkası ve ben yüzüğün taşı gibiyim! ”
Birdenbire Semerkant toprağı yarılıyor
Ve Timur’un mezarından bir ışık yükseliyor
Bu ışığın beyazına şafak rengi karışıktı
Bir ses gürlüyor «Ben Timur’un ruhuyum !
Eğer Türk erleri kuşatılmış bir duruma düşmüşse de
Allahın isteği katiyen kuşatılamaz
Acaba! Türklüğün yaşama şartları öyle bir ağır hale mi düştü ki?
Esir Türkler, hür Türklerin himayesinden mahrum kalıyor
Ey İslam’ın bayraktarı Türklük! Kendine yeniden bir düzen ver!
Dünya’ya yeni bir inkılâp örneği göster !»
2. İkbal, diğer bir beyitle Türkistan Türklerinin şimdi ki feci akıbetinin neden ileri gelmiş olduğunu anlayamadığını ve bu kahraman Türklerin böyle bir duruma düşmesinden duyduğu hayreti ifade ediyor:
‘’Hiç bir kimse Allah’ın takdirinin mantığını anlayamaz,
Yoksa Timurlu Türklerinin Osmanlı Türklerinden hiç bir eksikliği yoktur’’
3. Diğer bir beyitle Türkistan Türklerini Timur’un mirası olan hürriyet, kahramanlık ve başka değerlerini aramağa davet ediyor ve bu parlak tarih miraslarını unutulurlarsa, insanlığın bütün şerefli yaşama meziyetlerinden mahrum kalacaklarını ihtar ediyorlar
Timur’un miras metaını sokağa atan bir millet,
Ne fakir ve ne sultan yaşamaya layık olamaz.
Saygıdeğer beyefendiler! İkbalin İslam dünyasına miras bırakmış olduğu kıymetli hikmet hazinelerini layıkıyla kıymetlendirmek için, burada gördüğüm sizlerin gösterdiğiniz gayretler çok cesaret vericidir. Bu münasebetle sizlere samimi tebriklerimi sunarım ve hepinizi hürmetle selamlarım.»


Velhasıl, Doğu Türkistan’ın büyük mücahit lideri Mehmet Emin Buğra’nın yukarıdaki konuşmasında da gördüğümüz gibi, İslam ile özdeşleşen Türk sevgisi, özellikle ümmetin toplumsal tevhidi ve İslami vahdetini yeniden inşa etmek sevdası ile yanıp tutuşan Üstad Muhammed İkbal’e göre Timur’un evlatları da ve Osmanlının evlatları da İslam dünyasından ibaret büyük bir ailenin iki kahraman bayraktarlarıdır.
Dolaysıyla hint kıtası Müslümanları İngiliz istilasına karşı zorlu bir özgürlük mücadelesi surecinden geçmekte olduğuna rağmen Üstad Muhammed İkbal bir yandan İslam dünyasının batıdaki son kalesi olarak gördüğü Türkiye’nin Çanakkale savaşı için seferber olup, yer yer düzenlediği konferanslar neticesinde 1.5 milyon sterlin yardım toplayıp, Türkiye’ye göndermiş[3] ise, diğer yandan İslam dünyasının doğudaki son kalesi olarak gördüğü Doğu Türkistan’ın bağımsızlık mücadelesi ile yakından ilgileniyordu. Şiirleri ve eserleri ile onlara olan sevgisini ifade ettiği gibi zaman zaman yaptığı açıklamaları ile de Doğu Türkistan’ın geleceği ve bağımsızlığının Ümmete nasıl büyük güç katacağı konusundaki görüşlerini kamuoyu ile paylaşıyordu.
Doğu Türkistan’ın Efsane lideri Mehmet Emin Buğra Üstad İkbal’ın bu konudaki bakışı, tesviyeleri ve nasihatlerini söyle aktarıyor:
(1.bölümün sonu – devam edecek)

[1] http://www.uyghurnet.org/24214-2/

[2] Muhammed Emin Buğra arşivleri No: 5.11.5-02

[3] Bu 1.5 milyon sterlin ile daha sonra Türkiye cumhuriyeti tarafından şimdiki İş Bankası kurulmuştu ve büyük kısmı de dönemin CHP si için harcanmıştı.

Kaynak : Haber-Ajanda Aylık Dergi  Şubat-2016   Ankara

Etiketler: » » » » » » »
Share
2915 Kez Görüntülendi.