logo

trugen jacn

ÇİN’İN UYGURLAR ÜZERİNDEN KUTSAL TOPRAKLARA KADAR UZATTIĞI “ BERLİN DUVARI “

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta ve açık hava

Rukiye Turduş (Toronto – Kanada)
Çin,işgalı altındaki Doğu Türkistan’da tüm dini ibadetleri yasaklarken,İslam dinin bütün ümdeleri dönüştürek tahrip etmeye çalışırken,diğer yandan  İslam  dünyasının gözünü boyamak için bu yıl ÇKP:’ye bağlı İslam dini cemiyeti kanalı ile resmi görevlilerin gözetiminde kendi seçtikleri Uygur hacı adaylarını hac yaptırmak amacı ile kutsal topraklara getirmiştir. ”Hac Omeki – Hac Kafilesi” adını verdikleri bu seçilmiş resmi hacı adayları  günlük hayatları Çin polis ve Ajanlarını gözetiminde  sürdüğü söyleniyor. Kutsal topraklardaki ibadetleri,alış veriş, ziyaret yerleri hatta yemek yemeleri bile Çinli yetkililerin gözetiminde,onların talimat ve yönlendirmesi  ve onların iznine tabidir.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar ve yazı

Uygur  Hacı Adaylarının Kutsal Topraklarda diğer Uygurlar ile Temasları Yasak
Çin,Doğu Türkistan’daki baskı,zulüm ve işkencelerini bu hacı adaylarının yanına kattıkları Uygur isimleri taşıyan Çin yönetimin  işbirlikiçi-Yardakçı görevlileri kanalı ile mukaddes topraklarda da aynen sürdürmektedir.Uygur hacı adaylarının  Uygur yemeklerin yapıldığı Uygur Lokanta ve Restoranlarında yemek yemeleri yasaktır.Uygurların açtığı dükkanlardan alış veriş yapmaları dahi  tehditler ve şantajlar yapılarak  engellenmiştir. Mekke’de yaşayan ve taksicilik  yapan bir Uygur’un anlattıkları buna açık bir kanıt ve örnektir.  ” Geçtiğimiz günlerde benim taksi  olarak kiraladığım otomobilime bir Uygur hacı  adayı bindi .Ancak,benim Uygurca konuştuğumu duyunca  hiç bir şey söylemeden derhal  taksiden indi ve hızla uzaklaşarak bir anda kayboldu.”
Bu Uygur hacı adayları onlarca yıldan beri görüşme imkanı olmayan ve bu topraklarda yaşayan yakınlarını ve akrabaları ile görüşmeleri dahi engellenmiştir.Bunların hayatlarında son kez dahi olsa bu yakınlarını ziyaret etmeleri Doğu Türkistan’daki ailelerinin selamlarını iletmeleri ve belki de son kez gördükleri bu akrabaları ile görüşmeleri dahi yasaktı,
Ancak,buna karşılık ana dilleri Çince ve  etnik olarak Han ırkından olan Çinli Müslüman Tungan hacı adaylarına Türkçe konuşan Uygurlara yasak olan bütün bunlar tamamen serbesttir.Onlar,Uygur Lokanta ve restoranlarında serbestçe yemek yiyebilmekte ve Uygurların dükkanlarında  alış veriş yapabilmektedir.
Şu husus çok açık ve nettir ; Çin Doğu Türkistan’daki dini ve ibadet yasaklarını gizlemek ve İslam alemine şirin görünebilmeke için sadece aldatma ve Doğu Türkistan’daki cinayetlerini gizleme adına kendilerinin titizlikle seçtiği vee çoğunluğu yaşlılardan oluşan bu Uygur hacı adaylarını göstermelik olarak kutsal topraklara getirseler dahi onların Çin’in Doğu Türkistan’daki insanlık dışı baskı,zulüm ve cinayetlerini anlatmalarından son derece korkmaktadır. Kendilerinin güvenerek seçtiği bu Uygur hacı adaylarına da asla itimat etmemektedirler.

Çin,Doğu Türkistan’ın Çevresine inşa Ettikleri Berlin Duvarını Kutsal Toprakalara Kadar Uzatmıştır
2.dünya savaşından sonra Almanya’nın başkenti Berlin’i  işgal eden ve daha sonra  Sovyetler ile Batılı ülkeler  bu kenti aralarında bölüşmüşlerdi. Daha sonraki yıllarda Sovyetlerin kontrölünde kalan bölümden ABD’nın denetiminde olan batı bölgesine kaçak yollardan büyük göçler meydana geldi. Sovyet bölgesinde komünist baskısında yaşayan Alman gençleri batı’ya yanı hürriyete devamlı kaçıyorlardı. Sovyetler bu kaçışları önlemek amacı ile 1960’lı yılların başında kendi kontrol ettikleri toprakların çevresini beton ve çelikten  bir yüksek duvar örerek  Berlin Duvarını inşa etti  ve bu kaçışlara engel olmak istedi. Ancak Sovyetler bütün bu caydırıcı ve ölümle sonuçlanan böylesi aşırı önlemlerine rağmen,hiçbir zaman bu hürriyete kaçışları önleyemedi. Yaklaşık 30 yıl süre ile ayakta kalan Berlin Duvarı 1989 yılında Almanlar tarafından  tahrip edilerek ve yıkılarak ortadan kaldırıldı.

Ancak, Çin yönetimi Berlin duvarı yıkıldıktan yaklaşık 30 yıl sonra Doğu Türkistan’da aynı Berlin duvarını hatırlatan Çin usulü yeni bir “ Çin Seddi” inşa etti.Çin, günümüzde Müslüman Uygur Türklerini Sovyetlerden daha kötü ve  daha beter  bir  şekilde bu inşa ettikleri zulüm,kan ve göz yaşı duvarının arkasına hapsetmiş bulunuyor.Çin, Bu duvarı Doğu Türkistanlıların gittikleri her yere de bir şekilde onlarla birilikte uzatıyor. Çin’in sadece Doğu Türkistan’da kendi  esaretindeki Uygurları değil,yurt dışında hatta mukaddes topraklarda hac ibadeti için dünyanın gözünü boyamak için kendilerin seçerek getirdikleri yaşlı ve zavallı hacı adaylarına dahi bu baskı zulum ve işkenceleri devam ettirmekten ve  yapmaktan çekinmemektedir. Berlin Duvarını aşarak Hürriyete kaçmak isterken Sovyet askerlerince vurulan Almanların sayısının  30 yılda yaklaşık 200 kişi civarında olduğu biliniyor.Ancak,Çin’in  bu ” Berlin Duvarı”‘’ndan hürriyete kaçmak isterlerken acımasızca katledilenlerin sayısı bu sayının belki birkaç  yüz misli fazladır. Çin’in Uygur Türklerini özgür dünyadan ayırmak ve onları dünyadan tamamen tecrit ederek toptan yok etmek amacı ile bu esaret ve kölelik duvarından aşmak isterken katlettikleri Uygurların tam sayısını ancak,Doğu Türkistan’daki Çin işgal yönetimi tam  olarak bilebilir.
Çin’in Kutsal Topraklara Kadar Uzattığı Bu Duvar Özgürlük İle Kölelik’i Ayıran Bir Sed
İşgalcı çin’in kutsal topraklara kadar uzattığı bu korkunç ve lanetli duvar,aynı zamanda kölelik ile özgürlük, korkaklıkla ile cesaret ve kahramanlığı ayıran ve bu insan onurunun göstergesi olan duyguların bir sembolü olmaktadır.

Çin,Uygurların sadece onların  bedenlerini, gündelik iş ve hareketlerini kıskaç ve kontrol altına almakla yetirmiyor,onların hayallerini,duygularını hatta rüyalarını de  kontrol ve yönlendirmeye ve kıskaç altına almaya çalışıyor.Hatta mukaddes beldelerde Müslüman Uygurların kendilerini yaratan Ulug Allah ile aralarındaki gönül bağı ve manevi ilişkilerini dahi kontrol etmenın peşindeler.

Otomatik alternatif metin yok.
Berlin Duvarı Yıkıldı,Bu Çin Duvarı De Yıkılacaktır

Komünist görünümlü Çin’in faşist rejiminin günümüzdeki  genel durumu Sovyetler Birliği’nin 1980’lı yıllardaki kudurmuş ve kontrolden çıkan acımasız ve vahşet halini hatırlatan rejimini   andırıyor ve bize hatırlatıyor.

Berlin Duvarı taştan,kumdan ve çelikten inşa edilmişti. l989 yılında Alman ulusu bu duvarı, çıplak elleri, tırnakları ile,çekiçle,bıçakla ve eline geçen her aleti kullanarak bir gecede yıktı.Bu davar baskı, zulüm,kölelik ve esaretin sembolü idi. İnsanların özgürlük  ve bağımsızlık teşnalığı ile   insanlık onuru    bu duvarı  bir gecede yıkmıştır.
Çin’in Uygurlarla özgür dünya arasına set olarak inşa ettiği bu duvar Çin’in baskı,zulüm ve korkularının, Çin’in kendilerini tecrit ettiği acziyet ve korkaklıklarını bastırmak için   inşa edilmiştir.
Uygurların Özgürlük ve Kurtuluşa Olan Sarsılmaz Ve Güçlü  İnancı Bu Çin Duvarını  da Mutlaka Yıkacaktır.
Rus ırkçılığı ile Rus Şövenizminin ve emperyalizminin 20.yüzyıldaki tezahürü olan Sovyet rejimi, Çin’in günümüzdeki Çin ırkçılığı ve Han Faşizmi temeli üzerine kurulan insanlık dışı lanetli rejimi hemen hemen aynısı ve  bir birlerinin devamı niteliğinde gözükmektedir. Berlin Duvarını nasıl ki,Alman ulusunun özgürlük,bağımsızlık ve insanca yaşama arzu ve isteği yıktı ise, Çin’in Çin’e ve özellikle Doğu Türkistan’da inşa ettiği ve harcı masumların  ve Müslüman Uygur Türklerinin canı, kanı ve göz yaşı seli önünde mutlaka paramparça olacaktır. İnsanlık dışı Çin rejimi de Uygur Türklerinin özgürlük.bağımsızlık ve hürriyete olan dayanılmaz aşkı ve  ateşi  karşısında mutlaka yanacak ve tarihin karanlıkılarına gark olacaktır.  Çin’in bu  kan,göz yaşı ve zulüm üzerine inşa ettiği  Berlin duvarının yıkılma vakti  ve saatı gelmiştir ve geçmektedir bile.
Yazımızı bir Uygur ata sözü ile noktalayalım  :

“  Can Ketsun,Mal Ketsun velakin Kalpler Ketmisun = Can gitsin.mal gitsin Ancak,asla ve Kat’a Kalpler Gitmesin “

NOT : Bu yazı  Kanada’da yaşayan Doğu  Türkistanlı Uygur Türkü  aydın ve  İnsan hakları aktivist sayın Rukiye Turduş’ın Karlighach.com haber sitesinde  Uygurca olarak neşrettiği   ” Hitay’ning  Berlin Tamı = Çin’in Berlin Duvarı ” adlı makalesi  Türkiye Türkçesine  yeniden dzenlenerek aktarılmış ve yayınlanmıştır.  (UYHAM)

Share
1427 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ