logo

trugen jacn

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİMİZİN KURULUŞUNUN 93.YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN !

Osmanlı  Cihan devletimizin  Küllerinden doğan ve Anadolu Türklerinin Kanları ve canları pahasına  kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletimizin  93.kuruluş yıl dönümünü  Sevinç ve coşku ile kutluyoruz.

Tarihteki bütün devletlerimiz bir birlerinin devamı ve tamamlayıcısı olmuştur.Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz Türk-İslam Dünyasının karanlığa mahkum edilerek ortadan kaldırılmak istendiği bir dönemde ANADOLU TOPRAKLARINDAN GÜNEŞ gibi parlamış ve Türklerin ve Müslümanların yegane dayanağı, ümit ve ilham kaynağı, muhtaç olduğunda  ve yeri  geldiğinde  tek sığınağı ve korunağı olmuştur.

Cumhuriyetimizin 93.yılında  bu son ve yeni Türk devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere  bu yeni ve son devletimizin kurulmasında  emeği geçen  bütün devlet adamlarımızı ve bu uğurda  mübarek kanalarını ve aziz canlarını bizim istikbalımız ve yaşamamız için cömertçe feda eden aziz şehitlerimize rahmet diliyor ve minnet ve şükran ile anıyoruz. (UYHAM)

Muhsin İlyas Subaşı resimleri ile ilgili görsel sonucu

                          Muhsin İlyas SUBAŞI (Gazeteci- ve Şair-Yazar )

T.C. DEVLETİM  GELECEĞİM, OSMANLI CİHAN DEVLETİ  İSE GEÇMİŞİMDİR !

Cumhuriyetin ilk yıllarında, Japonya’dan bir bilim adamı ülkemize davet edilir. 10 yıl kadar burada çalışır ve ülkesine dönmeye karar verir. Dönmezden önce, İstanbul’un tarihi eserlerini gezmek ister. Kendisine refakat etmesi için Hamdullah Suphi Tanrıöver görevlendirilir.
Tanrıöver, misafirini İstanbul’un bütün tarihi eserlerini gezdirir. Japon’un önem verdiği yerler camilerdir. Hemen bütün camileri gezerler. Ancak, camilerin bitişiğindeki, o camiyi yaptıran Padişah’ın türbesi kapalıdır. Dolayısıyla türbeleri ziyaret edemez ve buraların içerisine girip görme şansı olmaz. Japon,Tanrıöver’e sorar: “Buraları niçin kapatıyorsunuz, üstelik çok da bakımsız bırakılmış, neden?” Tanrıöver, bir bilim adamına farklı şeyler söylemeyi düşünmez ve anlatır: “Biliyorsunuz, biz Osmanlı’nın yıkılmasından sonra yeni bir devlet kurduk. Bu devletin, Osmanlıyla bağının olmaması için de, Osmanlı’nın izlerini silmeyi tercih ettik. Bunun için de, buraları kapatıp, insanlarımızın bu padişahların kabirlerini ziyaret vasıtasıyla, onlara muhabbet duymasının önünü kesmek istedik.”

Türk Bayrağı resimleri ile ilgili görsel sonucu

Japon bilim adamı bu açıklamayı hayretle karşılar ve çok ilginç bir uyarıda bulunur: “Yanlış yapmışsınız, öyle yapmak yerine, onları tanıtıp, onların doğrularını ve yanlışlarını insanlarınıza öğretseydiniz, çok daha sağlıklı bir iş yapmış olurdunuz. Siz on asrı aşan bir devlet geleneğine sahipsiniz, Bu geleneği reddetmekle, bu defa çocuklarınızı başkalarının peşine düşecek bir altyapı zayıflığına sürüklemiş olursunuz.”
Tabii bunun sonucu olarak da gençler kendi tarihlerinden değil, başkalarının öne çıkardığı isimlere hayranlık duymaya başladılar. Bugün gençlerin temel bunalımının altında bu vahim hadise vardır. Batılı artistleri tanıdıkları kadar kendi geçmişini bilmeyen bir ucube nesildir bu!
Bu konuyu anlatan Prof. Dr. Celal Kırca dostum, bir de dikkate değer örnek verdi: “Bir yolculuk sırasında, yanımdaki üniversite öğrencisi kızın göğsünde bir kolye gördüm, baktım, Che Guavere’nin resmi. Tanıdığım bir ailenin kızıydı, kendisine; ‘Bunu niye taşıyorsun?’ diye sorduğumda, bana sert bir tepki verdi; ‘Sen ne diyorsun, onun için her şeyimi veririm ben!’ Ona herhangi bir karşılık vermedim, ama çok da üzüldüm.. Babasıyla karşılaşınca meseleyi ona söyledim, verdiği cevap düşündürücüydü: “Ah kardeşim, dişimden tırnağımdan artırdığım parayla onu okutayım istedim. Gitti, böyle bir bataklığa sürüklendi. Birkaç defa, gece silahı aldım yatağının başına gittim, vurup öldürmek istedim, ama nihayet öyle de olsa baba yüreği, yapamadım. Şimdi dua ediyorum; ‘bize ve devlete zarar vermeden aramızdan defolup gitse’ diye.”
Terör odaklarına bakın, hep böyle, aile kontrolünden uzaktaki militan ruhlu gençleri seçiyor ve onları başkalarının köleliğine sürüklüyorlar.
Burada şu noktaya gelmek istiyorum: Aslında Cumhuriyet Rejimine çok daha önce geçmeliydik. Demokrasinin standartlarını erken yakalasaydık, Türkiye çok daha farklı yerlerde olabilirdi. Böylece ne ittihatçıların, ne jön Türklerin, ne de Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki jakoben kadronun tahribatına bedel ödemezdik.
Bugün bir kesim, hala Osmanlı’ya mesafeli, hatta düşman tavrı içinde. Bu, babasını reddeden evlada benzeyen bir hâl gibidir. Kabul etseniz de etmeseniz de, biz o kültürün içinden gelen bir toplumuz. Üstelik Osmanlının fazileti kusurlarından çok da fazladır. Ona sahip çıksaydık, daha ilerilere gidebilirdik. Bunu yapmamakla on asırlık devlet tecrübesinin imkânlarından faydalanma kapılarını da tamamıyla kapatmış olduk.
Unutmayalım; bugünkü sağlam kurumlarımız olan hukukun, tıbbın, mühendisliğin temelleri Osmanlı’nın son döneminde atılmıştır.
Ben şöyle bir terkip düşünüyorum ;
Cumhuriyet geleceğim, Osmanlı ise geçmişimdir! Unutmayalım!

Birini diğerine tercih etmek bizi topal ördek durumuna düşürür!

Etiketler: » » » » » »
Share
900 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ