logo

trugen jacn
13 Ağustos 2015

“EN UZAKTAKİ TÜRKLER”İN BİTMEYEN DRAMI ; ÇİN’İN DOĞU TÜRKİSTAN’DA SOYKIRIMI

 

Zehra Ulucak’ın kaleminden…

ÇİN’İN DOĞU TÜRKİSTAN SOYKIRIMI
Arkasında milyonlarca ölü ve işkence görmüş insan bırakarak ölen Çin Halk Cuumhuriyet’inin kurusucusu Mao’dan sonra da Çin dünyanın gözü önünde insan katline ve işkenceye devam etmekte.
Katı bir bürokrasi anlayışına sahip Çin’deki komünizm ve müslüman düşmanlığının geçmişi; Komünist Parti lideri Mao’ya ve onun ardından gelen naylon demokrat lider Deng’e ve aradan geçen yıllara rağmen, Çin halkını aynı baskıcı rejim altında ezen günümüz yöneticilerine dayanır.
Özellikle 1992 yılından beri asılsız iddialarla tutuklanan binlerce Doğu Türkistanlı, çalışma kamplarında halen esir hayatı yaşamakta ve birçoğu ağır işkencelerle can vermektedir ve tek suçları Müslüman olmalarıdır.
Çin’in işgal altında bulundurduğu ve adını ‘Sincan Özerk Bölgesi’ olarak değiştirdiği Doğu Türkistan’da ise Mao daha iktidarı ilk ele geçirdiğinde; “Sincan iki bin yıldır Çin’in ayrılmaz bir parçasıdır, bu nedenle Çin’i federe devletlere bölmenin hiçbir manası yoktur. Bu talep tarihe ve sosyalizme düşmanlık anlamına gelir.” diyerek niyetini açıkça belli etmiş ve günümüze kadar uzanan, başkaldırı olduğu iddialarına karşı durumu kontrol altında tuttukları gerekçesiyle gerçekleştirecekleri katliamların ilk sinyallerini vermişti.
‘Çin işkencesi olarak’ da bilinen:
Soğuk hava deposu cezası
Kolay doğum cezası
Kolektif kürtaj cezası
El, ayak ve gözleri bağlayıp suya

HER ŞEY YASAK!

Doğu Türkistan’ın özerk bir yönetim değil, sömürge ülkesi olduğunun bir diğer göstergesi de, Uygurlu vatandaşlarının kendi topraklarında seyahat etme özgürlüğüne dahi sahip olamamaları.

Herhangi bir sabıkası olmamasına rağmen Uygurların yurt dışına çıkmaları, Çin içinde başka bölgelere seyahat etmeleri ve özellikle Hac ibadetlerini yerine getirmeleri yasak.

Çin aynı zamanda, Uygur türklerinin soyunu azaltmak için, zorunlu kürtaj politikası uygulayarak, 9 aylık bile olsa bebekleri kürtaj edip öldürmekten çekinmiyor. Soy azaltmak için kullanılan bir başka yöntem ise, idam. En çok idam vakası Doğu Türkistan’da gerçekleşmektedir.

Doğu Türkistan’da her Müslüman Türk, Komünist Parti’nin kendisine vermiş olduğu mecburi bir işi senenin belli bir döneminde ücret almadan yerine getirmek zorunda. Fakat bu süre 5 – 6 aya kadar çıkabiliyor. Yer altı kaynakları yönünden bereketli topraklara sahip Doğu Türkistan’da Müslüman çiftçiler topraklarını bırakmaya zorlanıyor yahut kendi topraklarında köle olarak çalıştırılıyor.

Doğu Türkistan sınırlarındaki Taklamakan Çölü dünyanın en zengin petrol rezervleri arasında yer alıyor ve petrolün yanı sıra uranyum, doğal gaz ve altın zengini olan Doğu Türkistan’ın doğal kaynaklarının kullanım ve denetim hakkı Çin Hükümetinin elinde bulunuyor. Bu yüzden Doğu Türkistan halkı varlık içerisinde yokluk çekiyor.

İBADET HAKLARI BİLE YOK

Doğu Türkistan’da memurların ve 18 yaşından küçüklerin oruç tutmaları ve camiye girmeleri yasak. Aynı zamanda işçi, memur, emekli ve öğrencilerin Ramazan ayında özel faaliyetlerde bulunması yasaklanmış durumda. Bu yasağın denetlenmesi için Müslüman aileler 10’ar gruba ayrılmış ve kendi gruplarındaki ailelerde Ramazan yasaklarını ihlal eden olursa onları devlete bildirme zorunluluğu var. Bir “ihlal” gerçekleştiğinde o ailenin yer aldığı gruptaki 10 aile birden cezalandırılacak.

Doğu Türkistan’daki Müslüman kardeşlerimiz de İsrail zulmü altındaki Filistinli kardeşlerimiz kadar zor durumdalar. Her gün onlarca Müslüman kendilerine atılan mesnetsiz suçlar yüzünden haksız yere işkence ile cezalandırılmakta ve idam edilmekte.

Doğu Türkistan’da yaşayan Uygurlar; Suriye’deki, Mısır’daki, Filistin’deki Müslümanlar kadar önemsenmeyi elbette hak ediyor.

Temmuz 2009’da Urumçi’de yapılan miting esnasında Çin Hükümeti’nin Doğu Türkistanlı vatandaşlar üzerine ateş açması sonucu yüzlerce kişi öldü, binlerce insan yaralandı. Akabinde binden fazla Müslüman hiçbir gerekçe gösterilmeksizin sorgusuz sualsiz idam edildi. Peki, tüm bu olanlardan kaçımızın haberi oldu? Medya, neden bu hadiselere üçüncü sayfa haberi muamelesi yaptı?

Provokatör bir grup Uygurlunun çıkardığı bu olay esnasında ölen yüz küsur Çinli, Çin Hükümeti’nin Doğu Türkistan halkına yıllar boyunca ettiği eziyeti, uyguladığı asimilasyon politikalarını meşrulaştırdı ve Çin’in canice katlettiği milyonlarca Müslüman Türk’ü bir anda unutturuverdi.

ÇİN HERŞEYİ GİZLİYOR!

Çin’in, Doğu Türkistan halkına karşı yaptığı insan hakları ihlallerini ve zulmü gizlemek için uluslararası arenada öne sürdüğü iddialardan biri olan, bu bölgenin “Çin topraklarının bir parçası olduğu”, dolayısıyla da Doğu Türkistan’da yaşananların “Çin’in iç meselesi sayılması gerektiği” iddiası tamamen yalandır.

Milattan önce başlayan tarihi geçmişiyle Doğu Türkistan nüfus yapısı, dili, dini, sahip olduğu etnik köken, milli ve manevi birikimi açısından Çin’den tamamen bağımsızdır. Doğu Türkistan’ın tarihini anlatan tüm kaynaklara bakıldığında, Doğu Türkistan’ın Çin’in bir parçası değil, aksine Çin’in tarih boyunca topraklarına katmak istediği ayrı bir bölge olduğu açıkça ortaya konulmaktadır.

Türkçülük, milliyetçilik yaptıkları gerekçesiyle öldüren Çin yönetimi, Doğu Türkistan Türklerini yoksul, eğitimsiz, ekonomik bağımsızlığı olmayan, ana haklarından yoksun bir sömürge olarak kullanmakta.

Maocu Çin’in akıl almaz işkencelerle sindirmeye ve asimile etmeye çalıştığı Uygur Türkleri bizim soydaşımız… Doğu Türkistan, Türklerin Müslümanlığı kabul ettiği yerlerin başında geliyor. Doğu Türkistan, bugünkü ismiyle Uygur Özerk Belgesi, binlerce yıllık tarihiyle sadece Uygur Türklerinin değil, dünyadaki tüm Türk ırkının, köklü bir medeniyetin ana vatanıdır.

Yıllardır Çin zulmü altında yaşam mücadelesi veren Uygurların Tibetliler ’den farkı dünyaya seslerini duyuracak bir Dalay Lama’ya sahip olmamaları mı?

Tıpkı, İsrail’in Çin’e yaptığı yüklü miktardaki silah satışının ve Mossad aracılığıyla gerçekleşen nakliyelerin ve yapılan gizli anlaşmaların temelinde İslam düşmanlığının ve Müslümanları yok etme amacının yatması gibi, Çin’in onlarca yıldır Uygurlu Müslümanlara yaptığı bu eziyetlerin ve aşağılamaların temelinde de İslam düşmanlığı var.

ÇİN’İN TÜRK’E HINCI YÜZLERCE YILDIR SÜRÜYOR

Çin’in Doğu Türkistanlılara karşı tarif edilmesi mümkün olmayan hınçları, Barın katliamı sırasında beşikte yatan 7 aylık bir Müslüman Türk çocuğuna 77 adet mermi sıkabilecek boyutta.

ABD ve bazı Batılı ülkeler, yıllar önce yaşandığı varsayılan sözde ermeni soykırımı ile uğraşırken, günümüzde hala devam etmekte olan gerçek bir soykırımın yaşandığı Doğu Türkistan’ı gündeme getirmeye dahi lüzum görmüyorlar. Ama asıl vahim olan; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Çin’in uyguladığı bu korkunç yıldırma, sindirme ve soykırım politikalarına rağmen, bir Müslümanın asaletini ve vakarlılığını her daim muhafaza eden Uygurlu soydaşlarımızın verdiği mücadeleyi ve maruz kaldıkları muameleyi gündemine almıyor olması.

Verilen mücadele azınlıkların değil, Peygamber ümmetinin mücadelesi olmalı diyor ve yazıma Akif’in şu dörtlüğü ile son veriyorum.

“Ey dipdiri meyyit, ‘İki el bir baş içindir.’
Davransana… Eller de senin, baş da senindir!
His yok, hareket yok, acı yok… Leş mi kesildin?
Hayret veriyorsun bana… Sen böyle değildin.”

Kaynaklar:

www.doguturkistan.com

www. facebook.com – Doğu Türkistan Gerçeği – The Truth of East Turkestan

www.turkmeneliihd.com – Sadun KÖPRÜLÜ

blog.milliyet.com.tr/tanselcam

Milligazete

Kaynak : seninkosen.com.tr(Özel dosya)

Etiketler: » » » » » » » » »
Share
1664 Kez Görüntülendi.