Son Dakika



Dr. Recep KANALGA (Erciyes Ün. Kayseri Araştırma Merkezi(KAYHAM) Uzmanı)
Doğu Türkistan Türklerinin 20.yüzyılın 2. yarısında Afganistan üzerinden Türkiye’ye göç etmeleri, asırlar öncesinde Türklerin dünyaya yayılması/açılması anlamına gelen göçlerin 20. yüzyıldaki bir yansıması olmuştur. Sebepler farklı olsa da bin yıl önce Anadolu’ya akan Türkler 1900’lu yılların ikinci yarısında yeniden Batı Asya’ya gelmişlerdir. Bu kez göç, Çin işgaline direnişin sembolü olarak tarih sayfalarına kaydedilecektir. Dayanılmaz Çin zulmü, özgürlüklerine düşkün Doğu Türkistan Türklerini Doğu Türkistan Liderlerinden Merhum Mehmet Emin Buğra ve İsa Yusuf Alptekin’lerin ifadesi ile ” Vatan için vatandan ayrılmışlardır”. Bu ayrılış, şahsi ikbal uğruna değil, vatanın bağımsızlığı için yaşanmıştır. Askerî, siyasî ve iktisadî anlamda güçlü olan ve işgal ve istilacı nitelikteki ezici nüfus çoğunluğuna sahip olan Çin karşısında hemen her özgürlük direnişi katliamlarla sonuçlanmıştır. Bu durum Doğu Türkistanlıları son çözüm olarak ülkelerini terk etmek zorunda kalmışlardır. Zira yakın dönemde yaşanan yüzlerce ayaklanmanın büyük kısmı Çin kuvvetlerince insanlık dışı yöntemlerle bastırılmış, binlerce soydaşımız şehit edilmiş ve on binlercesi komşu ülkelere sığınmak zorunda kalmıştır.
İşgalci Çin yönetimlerine karşı gerçekleştirilen bu özgürlük ayaklanmalarından sadece ikisi başarıya ulaşmış, 12 Kasım 1933 yılında Kaşgar’da Şarkî Türkistan İslam Cumhuriyeti, 11 yıl sonra 1944 yılında Gulca kentinde Şarkî Türkistan Cumhuriyeti kurulmuştur. Birincisi 4 yıl ikincisi ise 6 yıl bağımsız kalabilen bu devletler Çin ve Rus işbirliği sonucunda ortadan kaldırılmıştır. Hürriyete âşık olan Doğu Türkistanlıların imkân bulabilenleri esaret altında yaşamaktansa muhacerete çıkmayı tercih etmişlerdir.
İlk olarak 1934 yılında Altay ve Tarbağatay bölgesinde yaşayan Kazak Türklerinin başlattığı bu göç hareketleri, bir süre Doğu Türkistan içinde ve bu ülkeye doğudan komşu Kansu eyaletine gerçekleştirilmiştir. Kafileler halinde yürütülen göç hareketi sık sık Çin askerlerinin saldırıları altında devam etmiş, binlerce Doğu Türkistanlı bu süreçte şehit düşmüştür. Çinliler ile savaşa savaşa göç eden Kazak Türklerinin büyük bir bölümü Hindistan’in Keşmir bölgesine az bir kısmı ise Pakistan’a gelmeyi başarmışlardır. On binlerce kişinin katıldığı göç kafileleri Pakistan ve Keşmir’e ulaştığında sınırı geçebilen kişi sayısı üç bin civarında olmuştur. Sadece bir yıl sonra hastalıktan kaynaklanan ölümler neticesinde göçmen sayısı bin iki yüze düşmüş, 1943 senesinde ise hayatta kalan Doğu Türkistanlı göçmen sayısı bine düşmüştür.
Çin’de yaşanan iç savaşı 1949 yılında komünist Çinlilerin kazanması ile Doğu Türkistan’dan yeni bir göç hareketi başlamiştir. Doğu Türkistan Liderleri Dr.Mesut Sabri Boykuzu, Mehmet Emin Buğra ve İsa Yusuf Alptekin(3 Efendiler) ve Kazak Türklerinin ileri gelen önderleri uzun istişarelerden sonra Doğu Türkistan’in özgürlük mücadelesini yurt dışında sürdürme kararı almışlardır. Dr.Mesut Sabri Baykuzu ülkede kalmayı tercih etmiş diğer 2 Milli Lider 1946 yılında başlattıkları yeniden öze dönüş ve Türkçülük kampanyasının önde gelen faaliyetlerinin de içinde bulunduğu 1.850 kişi ile beraber Hindistan üzerinden Türkiye’ye gitmek üzere an Doğu Türkistan’dan ayrılmışlardır. Altay’da yaşayan Kazak Türklerinin Önderlerinden Ali Bek Hakim de Kazak Türklerinden teşkil eden bir kafile ile aynı yolu takip ederek Hindistan’a ulaşmışlardır. Komünist Çin Kuvvetlerinin işgali öncesinden çok kısa bir süre önce Urumçi’den ayrılan Göç Kafilesi yollarda zayiatlar vererek 1949 yılının sonlarında Keşmir bölgesine gelmeyi başarmışlardır. ulaşmışlardır.
Doğu Türkistan Liderleri Mehmet Emin Buğra ve İsa Yusuf Alptekin 1951 yılında Doğu Türkistanlı bu sığınmacıların Türkiye alınabilmesi için ülkemize gelmişlerdir. Devlet ve hükümet nezdinde yaptıkları girişimler neticesinde dönemin Türkiye Cumhuriyeti hükümeti tarafından 13 Mart 1952 tarihinde Bakanlar Kurulunda aldığı karar ile 1850 Doğu Türkistanlının Türkiye’ye iskanlı Göçmen olarak kabulü kararlaştırılmıştır. Doğu Türkistanlı bu göçmenler 1952-1954 yıllarında peyderpey Hindistan ve Pakistan’dan gemi ile Irak’in basra kentine oradan da trenle Türkiye’ye gelmişler ve aralarında Kayseri’nin de olduğu çeşitli şehirlere iskân edilmişlerdir. Kayseri’ye iskan edilen Kazak Türkü göçmenler Develi, Yahyalı ilçelerinin Musahacılı, Sindelhöyük, Kocahacılı, Karacaviran, Kocu ve İlyaslı köylerine yerleştirilmişlerdir.

Afganistan Üzerinden Kayseri’ye Göç Eden Doğu Türkistanlılar
1949’da Çin’deki iç Savaşı kazanan Çin Komünist Partisi rejimi ilk olarak Stalin’in de yardımı ile Doğu Türkistan’ı işgal etmiştir. ÇKP İşgal yönetiminde de Doğu Türkistan’da yeni bir göç hareketi yaşanmıştır. Komünist Çin yönetiminin uyguladığı baskı, zulüm ve etnik soykırıma varan politikalar nedeniyle ülkelerinden göç edenlerin bir bölümü Afganistan’a sığınmışlardır. 1960’lı yılların başlarında Afganistan ile Çin arasında yeni bir göç anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşmadan haberdar olan Yarkent, Kaşgar ve Gulca kentlerinde yaşayan bazı Doğu Türkistanlı Uygur Türkleri söz konusu anlaşmadan yararlanarak Afganistan’a göç etme talebini Pekin’deki Afganistan Büyükelçiliğine başvurmuşlardır. Çin yönetimi kendisini son tanıyan Afganistan Krallığının Pekin Büyükelçisinin Afganistan’a göç edenlere izin verilmesi talebini hemen kabul etmiş 1961 yılının Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında toplamda yaklaşık bin kişi Afganistan’a göç etmişlerdir.
Kayseri’deki Doğu Türkistan Cemaatinin önderlerinden, Kaşgar’daki Hanlık Medresedeki uzun tahsil hayatında Farsça ve Arapça dillerini çok iyi öğrenen ve aynı zamanda bir din adamı olan Mehmet Cantürk Hoca Afganistan’a göç etmek isteyenlerin bir çoğunun Afganistan Büyükelçiliğine göç talebini bildiren dilekçelerini Farsça kaleme alarak onlara yardımcı olmuştur. Afganistan Büyükelçiliğinin Pekin yönetimi nezdindeki girişimleri ile Afganistan’a göç etme talepleri kabul edilen Doğu Türkistanlılar toplam 3 kafile 1961 yılındaki bu göçte Doğu Türkistanlılar dört kafile halinde Kaşgar’a ve oradan da çok önemli ve stratajik bir Sınır noktası olan Pamir dağlarının zirvelerinde yer alan Taşkurgan’a Kamyonlarla ve oradan Çin Polis ve askerlerinin gözetiminde sürekli gün batımından sonra Kotuz(Yak Öküzü) Esek ve atlarla 5 gün süren zorlu ve maşakkatlı bir yolculuktan sonra Afganistan sınır noktasında son bulmuştur. İnsan ayağının değmediği tarihi ipek yolunun pek kullanılmayan 350 Km. uzunluğundaki Vahan Koridorunu doğu batı doğrultusunda boydan boya kat ederek yaklaşık 2 ay süren zorlu bir yolculuktan sonra Afganistan’in Feyizabat İli’nin merkezi Bedahşan kentine ulaşmışlardır. Yaklaşık 50 ay( 4 yıl kadar) Afganistan’da kalan Doğu Türkistanlıların bir kısmı Bedahşan, Kunduz(Hanabat) büyük bölümü ise Kabil’e yerleşmişlerdir.

Sığınmacı Doğu Türkistanlıların Çin’e Geri Teslim Tehlikesi ve Türkiye’nin Girişimleri
Komünist rejiminin çok tehlikeli sayıldığı ve bu rejimden kaçanların de şüpheli olarak algılandığı bu yıllarda Doğu Türkistanlı bu göçmenlerin Çin’e iadesi söz konusu olmuştur. Doğu Türkistanlı göçmenlerin Çin’e iade edilme haberlerinin Türkiye’ye yansıması üzerine konu Milletvekili Ahmet Nihat Akay tarafından TBMM.’de gündeme getirilmiş ve basında geniş yer almıştır. Bunun üzerine Türkçülük hareketinin lider isimlerinden Türkçüler Derneği Genel Başkanı Hüseyin Nihal Atsız ile birlikte Türkçüler Derneğinin Kayseri Ocağı başkanı olan Av. Nevzat Türkten Afganistan yönetiminin Çin’in iade etmek istediği Uygur sığınmacıların geri gönderilmemesi için Dışişleri Bakanlığına ortak bir mektup göndermiştir. Dışişleri Bakanlığı Türkcüler Derneğinin bu mektuba cevabı yazıda bu konuda Kabil Büyükelçiliğine Doğu Türkistanlı Sığınmacıların Çin’e geri gönderilmemesi için Afganistan makamları nezdinde gerekli girişimlerde bulunulması için talimat verildiği bildirmiştir. Afganistan’a sığınan Cemaat Önderlerimizin Afganistan yönetimi nezdindeki itirazları ve Türkiye’mizin etkin girişimleri sonucu bu iade kararından vaz geçilmiştir. Bu olay sonrası zaten nihai hedeflerin Türkiye’ye gelme niyetinde olan Doğu Türkistanlılar bu yöndeki girişimlerini hızlandırmışlardır. Afganistan’a göç eden Uygurların Cemaat önderlerinden Mehmet Cantürk başta Seyit Abdülveli Efendigil, Abdülhalil Türkmen, Mansur Can Halife gibi bir gurup dava arkadaşları ile birlikte önce Birleşmiş Milletler Kabil temsilciliğine müracaat etmiştir. Birleşmiş Milletler temsilciliğine müracaatları ile birlikte Türkiye’nin Kabil Büyükelçiliğine de Türkiye’ye kabul edilmeleri talebi ile başvurmuşlardır. Bu arada Türkiye’de yaşayan Doğu Türkistan Liderleri Mehmet Emin Buğra ve İsi Yusuf Alptekin ile iletişim kurulmuş ve Türkiye’ye göçmen olarak kabul edilmeleri ile ilgili talepleri hakkında bilgi verilmiş ve bu konuda T.C. Devleti nezdinde girişimlerde bulunmaları yolunda yardımları talep edilmiştir. Yıllar süren çalışmalar sonucunda zamanın Kabil Büyükelçi Talat Benler ve büyükelçilik genel sekreteri Kaya Toperi başta Kabil Büyükelçiliği yetkilerinin yakın ilgisi ve yardımları ve Doğu Türkistan Liderleri Mehmet Emin Buğra ve İsa Yusuf Alptekin Beylerin devlet nezdindeki etkili girişimleri sonucunda dönemin Türkiye Cumhuriyeti hükümeti göçmenlerin kabulü kararını almıştır. Afganistan’daki göçmenlerin içinde bulundukları durum o yıllarda Türkiye kamuoyunda da gündeme gelmiştir. Başta Nevzat Türkten olmak üzere Kayseri’nin önde gelen Türkçü- Milliyetçi aydınları Av.Nevzat Türkten başta olmak üzere Afganistan’daki bu sığınmacı Doğu Türkistanlı göçmenlerin Kayseri’ye yerleştirilmeleri için hükümet nezdinde büyük çabalar sarf etmiştir. Yapılan tüm bu girişimler sonucunda 1865 yılının 8-10 ve 13 Ekim tarihlerinde BM. Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından adlarına düzenlenen Mülteci Pasaportları/Belgeleri ile 3 kafile halinde toplam 234 kişi yine BM.lerin kiraladığı uçaklarla Türkiye’ye getirilmişlerdir. Ankara Esenboğa Hava alanında Hükümet Yetkilileri ve Türkiye’ye daha önce gelip yerleşen Türkistanlar tarafından karşılanmışlardır. Resmi işlemlerden sonra aynı gün geç saatlerde otobüslerle Kayseri’ye gelmişlerdir. Devlet tarafından kendileri için yapımına başlanan evler tamamlanamadığı için Düven önündeki Sivas ve Meydan Otelleri ile Cami kebir civarındaki Sakarya ve Vatan Otellerinde yaklaşık 5 ay süre ile misafir edilmişlerdir. Afganistan’da kalan Uygurlardan 74 Doğu Türkistanlı ise Kasım 1967 yılında Kayseri’ye yerleştirilmiştir.

Kayseri Halkı Doğu Türkistanlı Kardeşlerini Bağrına Basıyor
Kayseri’nin duyarlı şafkat ve merhamet abidesi halkı kentlerine getirilen bu Doğu Türkistanlı Soydaşlarını kucaklamış ve bağırlarına basmış ve Çin zulmünden kurtulmak için ülkelerini terk eden soydaşlarına sahip çıkmıştır. Doğu Türkistanlıların Kayseri’yi tanıması, intibaklarının sağlanması hayatı ihtiyaçlarının karşılanması ve diğer hususlarda Devlet, Belediye ve Kayseri halkı birlikte hareket etmiş ve adeta seferber olmuşlardır. Dönemin Kayseri Valisi ve özellikle dönemin Vali Yardımcısı Osman Gümrükçüoğlu, Belediye Başkanı Mehmet Çalık, İl Müftüsü Abdullah Saraçoğlu, Toprak ve İskân Müdürü Cemil Nakipler başta Kayseri ‘nin ileri gelen kanaat önderlerinden Kültür Derneği Başkanı de olan Av. Nevzat Türkten’in girişimleri ile Göçmenlere Yardım Derneği adıyla bir dernek kurulmuştur. Göçmenler hem otellerde kalırlarken hem de kendileri için yaptırılan evlere taşındıktan sonra bahsi geçen dernek vasıtasıyla yardım görmüşlerdir. Ekim 1965’de Kayseri’ye gelen göçmenlere, üç ay gibi kısa bir süre sonra, 1966 yılının Şubat ayında kırk altı ev teslim edilmiştir. Kalan evler de yakın zamanda bitirilerek teslim edilmiştir. Halk arasında “Göçmen evleri, Türkistan mahallesi” gibi ifadelerle tarif edilen evler At Yarışı, Koruçayırı mevki olarak da tanımlanan bu bölgede eskiden Anadolu Fuarının düzenlendiği, şimdi ise Dünya Ticaret Merkezi ve kültür parkı olarak hizmet veren alanın yakınında inşa edilmiştir. Bu evlerin bulunduğu mahalle günümüzde Hoca Ahmet Yesevî ismini taşımaktadır.

Doğu Türkistan’in Anlatılması, Kültürünün Tanıtılması İçin Yapılan Çalışmalar
Ülkelerinde yaşanan zulmü dünyaya duyurmak amacıyla vatanlarından ayrılan Doğu Türkistanlı göçmenler Kayseri’ye yerleştikten hemen sonra çalışmalara başlamışlardır. İlk yapılan faaliyetlerden biri folklor/halk oyunu ekibi kurmak olmuştur. Genç yaştaki erkek ve kız göçmenlerden kurulan ekip, Doğu Türkistan’ın geleneksel halk oyunlarını sahnelemişlerdir. Müzik icrası için de geleneksel çalgı aletlerinin temini sağlanmış, temin edilemeyenler ise yaptırılmıştır. Ülke genelinde gösteriler düzenleyen halk oyunları ekibi Kayseri dışında Nevşehir, İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Çankırı gibi vilayetlerde sahne alarak büyük ilgi görmüşlerdir. 1966-1969 yılları arasında yaklaşık üç sene faaliyet gösteren ekip, mensuplarının evlenmeleri ile zamanla dağılmıştır. Doğu Türkistan kültürünü tanıtma ve yaşatma çabalarının ürünü olan halk oyunları çalışmaları 1980’li yıllarda yeniden başlamıştır. Bu sefer ilk ve ortaokul öğrencilerinden oluşturulan halk oyunları ekibi, gerek Kayseri’de gerekse başka şehirlerde düzenlenen programlara katılarak Uygur Türk kültürünü tanıtmıştır.
Türkistan’ın zulüm altında inleyen insanlarının avazını Kayseri’den Türkiye’ye hatta dünyaya duyurmaya çalışan göçmenler 1974 yılında dernek kurarak çalışmalarına kurumsal kimlik kazandırmışlardır. Mehmet Cantürk’ün başkanlığını üstlendiği Doğu Türkistan Göçmenleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği, Türkiye’deki Doğu Türkistan diasporasının önemli kurumlarından biri olmuştur. 1980 askerî müdahalesinden sonra ülke genelinde askıya alınan
sivil toplum kuruluşu faaliyetleri, Doğu Türkistanlı göçmenleri de etkilemiştir. Bugün halen
faaliyetini devam ettiren Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği ise yine Mehmet Cantürk’ün başkanlığında 1989 yılında kurulmuştur. Ellerindeki kısıtlı imkânlarla Doğu Türkistan için hizmette bulunan göçmenler Kayseri’de ellerine geçen her fırsatı değerlendirme gayretinde olmuşlardır. Bu doğrultuda yapılan
çalışmalardan bir diğeri Anadolu Fuarında yürütülmüştür. Kayseri’nin sanayi üretiminin tanıtılması amacıyla kurulmuş olan Anadolu Fuarı, ilk olarak Mehmet Çalık’ın belediye başkanlığı döneminde 1967 faaliyete geçmiştir. Her yıl yaz mevsiminde bir ay boyunca açı kalan fuarda sanayi ürünlerinin tanıtılmasının yanı sıra çeşitli etkinlikler de hayata geçirilmiştir. Fuar alanında oluşturulan sergi alanlarından biri de Doğu Türkistan göçmenlerine tahsis edilmiştir. Sergi alanının tahsisinde Anadolu Fuarı müdürlerinden İsmail Göver ve Şaban Canbazoğlu’nun ciddi destekleri olmuştur. Şehrimizdeki göçmenler, kendilerine ayrılan alanda Doğu Türkistan’ın geleneksel mutfak, kıyafet, müzik kültürleri ile ilgili tanıtımlar yapmışlar, açtıkları sergilerle Çin zulmünü gözler önüne sermişlerdir. Doğu Türkistan Türkleri için Kayseri adeta ikinci bir vatan olmuştur. Öyle ki hasret kaldıkları Tengri/Tanrı Dağlarının yerine Erciyes’i koymuşlardır. Erciyes onlara Tanrı Dağlarını hatırlatır olmuştur. Belki de bundan dolayı kader onlara vatanları için vatanlarından uzakta Erciyes’in eteklerinde hizmet etme imkânı vermiştir. Dünyanın en büyük açık hava toplantılarından olan Erciyes Zafer Kurultayı, yüz binlerce kişinin katılımı ile her yılın Ağustos ayında düzenlenmiştir. Kurultay tertip heyetinin daveti üzerine Kayseri’de yaşayan Doğu Türkistanlılar düzenli olarak Kurultay’a katılmışlardır. Kurultay için özel olarak yaptırılan yüz kişi kapasiteli otağ ile Doğu Türkistanlı göçmenler Tekir Yaylasında yerlerini almışlardır.
Artan ihtiyaca binaen sonraki yıllarda otağ sayısı ikiye çıkarılmıştır. Doğu Türkistan göçmenleri kurdukları otağda memleketlerinin kültürünü yansıtan çalışmalar yürütmüşlerdir. Kurulan yer sofralarında binlerce kişi ağırlanırken Uygur Türklerinin mutfak kültüründen örnekler sunulmuştur. Sergilenen geleneksel kıyafetler ile giyim kuşam kültürü tanıtılmıştır. Resim sergileri, kitap stantları ile de Doğu Türkistan’da yaşanan zulme dikkat çekilmiştir. Alparslan Türkeş’in kurultay alanını dolaşırken ilk ziyaret ettiği yer olan Doğu Türkistan otağı, Doğu Türkistan’ın hem Türkiye’ye hem de Türk dünyasına tanıtılmasında önemli işlev görmüştür. Doğu Türkistan Türklerinin 1965-67 yıllarında yerleşmeleri ile Kayseri, ülkemizde oluşan Doğu Türkistan diasporasının İstanbul’dan sonra en önemli merkezi olmuştur. Millî duruşları ve dinî hassasiyetleri ile dikkat çeken Doğu Türkistan göçmenleri Anadolu Türk kültürüne kısa sürede uyum sağlamışlardır. Zaten membaı Türkistan olan Anadolu Türk kültürü ile ata diyarı Doğu Türkistan Türk kültürü Kayseri’de altmış yıldan beri yan yana iç içe yaşaya gelmiştir. Halen bağırlarında vatan hasretini taşıyan göçmenler, Doğu Türkistan’dan getirdikleri geleneklerini koruyarak Kayseri’de küçük bir Türkistan kurmuşlardır. Kayseri de onlar sayesinde ciğerlerine Türkistan esintilerini doyasıya çekmektedir. Vatanlarından binlerce kilometre uzakta bir başka Türk yurdunda, Kayseri’de çalışmalar yapan göçmenlerin amaçları eğlenmek veya eğlendirmek olmamıştır. Halk oyunları ekipleri geleneksel Uygur müzikleri eşliğinde halk oyunlarını sergilerken Doğu Türkistan’ın Türklerin vatanı olduğunu anlatmaya çalışmışlardır. Anadolu Fuarında açtıkları sergilerde Doğu Türkistan’ın gözyaşını gösterme çabasında olmuşlardır. Erciyes’te otağ kurarken zulme lanet okumuşlardır. Zira Doğu Türkistan’dan Türkiye’ye yapılan göçü hicret olarak görmüşlerdir.
Doğu Türkistan Türklerinin Bir gün ana vatanlarına geri dönmek niyeti ile yapılan ve yaklaşık 5 yıl süren bu uzun ve meşekkatlı hicret Hz.Peygamber Efendimiz (SAV)’in hicret etmek zorunda kaldığı Medine’den Mekke’ye vakar ve büyük bir zafer vakarla dönmesi örneği, onların ana vatan hasreti ile yanıp tutuşan gönüllerini teselli ederek ferahlatan onlara güç ve moral veren bir örnek olarak hafızalarına kazınmıştır.
BENZER HABERLER