Biliyorsunuz ABD’de lobicilik meşru bir kurum. Orada ücret karşılığı yasal olarak lobi faaliyeti yapılıyor. Nancy Pelosi’den önceki temsilciler meclisi başkanı Cumhuriyetçi Partili John Boehner lobi şirketi kurmuş. Çin lobiciliği yapıyor. Bunun gibi başka lobiler var. Jeffrey Sach gibi tanınmış akademisyenler Çin’i savunuyorlar. Çin lehine yazıp çiziyorlar.

Çin, büyük ticari ilişkileri olan dev holdinglerin yöneticilerine de “ilişkili olduğunuz çevreler bizi savunsun” diyor. ABD’de şimdilerde görüşülen köle işçiliği engelleme yasası var. Coca Cola dahil pek çok büyük şirket şimdi bu yasanın çıkmasını istemiyor. Kendileri de faydalanıyor çünkü.

ABD’de Uygur konusunda 2018 sonuna kadar yaprak bile kımıldamadı. İstanbul’da ailem nerede diye ortaya çıkan, sesini duyurmak isteyen, Çin Başkonsolosluğuna dilekçe sunmak isteyen arkadaşlar gibi bizler de Batı’da kapı kapı dolaşıp her mecradan sesimizi duyurmaya çalıştık. Bugün hâlâ yeterli olmayan belli bir bilinç oluştuysa yıllara yayılan emeğimizin, çabamızın sonucu.

ABD’de ifade hürriyeti var ama bundan en iyi faydalanan gene Çin. Çin’de Twitter yasak, Facebook yasak, Instagram yasak. Ama Çin dışında bunları en etkili kullanan Çin rejimi. Batı’daki ifade özgürlüğü ortamından yararlanarak kendi propagandasını ulaştırıyor. Akademisyenlere para dağıtıyor, öğrenci bursları dağıtıyor. Hollywood Çin’in hoşuna giden filmler yapılınca Çin’den para kazanıyor.

İstanbul ziyaretinizin özel bir amacı var mı? 

Ben anneyim. Doğu Türkistanlı annelerin birçoğu depresyonda. Çocukları için, eşleri için milyonlarca insan kampta geri kalanlar korku kampında. 3 farklı kamp hayatı aslında. Üçüncü grupta diasporadaki Uygurlar. Uygur Hareketi olarak buradaki annelere yardımcı ve destek olmak için geldik. Dertlerini dinleyeceğiz, destek vereceğiz, paylaşacağız. Çin’e gidip savaşması değil. Ama insanlarımızın büyük düş kırıklıkları var. Camilerde Filistin için dualar ediliyor ve hep birlikte ediyoruz. O zulme karşı haykırıyoruz. Filistin, Keşmir, bütün dünya Müslümanları için dualar ediliyor ama Doğu Türkistan akıllara gelmiyor. İnsanlarımız çok üzülüyor, “bizim ailemiz de zulüm görüyor niye bahsedilmiyor” diyor. Türkiye’de halktan beklentim bir selam verin, bir dertlerini dinleyin.

Geçtiğimiz haftasonu Volkswagen’in Urumçi’deki fabrikasını kapatması talebiyle 12 ülkede protesto gösterileri yapıldı. Soykırım bölgesinde üretim yapılması ve fabrikada zorla çalıştırılan köle işçiler olduğu iddiasına dair Volkswagen yönetimine bazı raporlar sunuldu. Bunlara bir yanıt alındı mı?

Dünya Uygur Kongresi yöneticileri Volkswagen CEO’su ile görüştü. CEO bunu bilmiyorum diye yanıtladı. Daha önce Reuters muhabiri Urumçi’deki fabrikayı kapatacak mısınız diye sorduğunda, “Biz siyasi konulara girmiyoruz” demişti.

Volkswagen meselesi önemli çünkü Nazi iktidarı zamanı da Yahudi toplumundan köle-işçi çalıştırmıştı. Yahudi Soykırımında Volkswagen’in tarihe düştüğü bir kara leke var. Volkswagen ders almamış, 21. yüzyılda tekrarlıyor bu suçu. Volkswagen, Çin hükümetinin soykırım suçuna ortak oluyor.

Urumçi’deki fabrika açılmadan önce de Dünya Uygur Kongresi Almanya temsilcileri şirket yöneticileriyle görüştü. Volkswagen yetkilileri, Uygurlara çok istihdam sağlayacağız, fabrikadaki işçilerin yüzde 70’i Doğu Türkistanlı olacak diye söz verdi. Fabrika açıldığında bu söz de tutulmadı.

Sadece Volkswagen değil diğer büyük şirketlere de bu çağrıyı yapıyoruz. Köle işçiliğe izin vermeyin. Buradan elde edilecek kâr insan kanıyla elde edilmiş olur. Bugün bunu yapanlar itibarlarını kaybedecek ve her yerden çekilmek zorunda kalacak.

BMW’nin otomotiv alanında farklı şirketleri var. Çin’in ürettiği otomobillerin parçalarını satıyor. Continental’in çeşitli işbirlikleri var. Mercedes Benz yıllık kârının yüzde 40’ını Çin pazarından elde etti. İnsan haklarına saygılıyız derken Çin’i ve soykırımcı politikalarını güçlendiren bu şirketlerin yöneticilerine sesleniyoruz. Çin’in büyük teknoloji şirketlerine teknolojik destek Alman Siemens’den gidiyor.

ABD’den açıklama geldiği zamanlarda Çin yanıt veriyor ama Almanya ile çok zıtlaşmamaya çalışıyor. Pandeminin başında tüm seferler durdu, bir tek Almanya ile devam etti. Almanya ile Çin arasında havayolları hep çalıştı. Almanlar bu konuda duyarlı olmalı. Yahudi Soykırımından sonra “Bir daha asla” diyorlardı, unuttular mı?

Kaynak :  https://serbestiyet.com/haberler/roportaj-rushan-abbas-cin-hicbir-devlete-benzemiyor-sadece-sucladigini-degil-yakinlarini-da-hedef-aliyor-62850/?