logo

trugen jacn

TÜRKİYE – ÇİN İLİŞKİLERİ VE DOĞU TÜRKİSTAN MESELESİ

Abdullah HAKİM

Bir Doğu Türkistanlı Uygur Türkü’nün Yürek Sözleri  

Dışişleri Bakanımıız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun geçtiğimiz hafta Çin’e yaptığı ziyaret esnasında Doğu Türkistan ve Uygur Türkleri konusu bir kez daha gündeme gelmiş ve bu konu  halen tartışılmaya devam etmektedir. Çin dış işleri bakanının haddını aşan açıklamaları ve Doğu Türkistan hakkındaki saldırgan söz ve açıklamaları Türkiye’de yaşayan  ve T.C.Vatandaşı olan bir Doğu Türkistanlı olarak beni çok üzmüştür.
Uluslararası ilişkilerde ve karşılıklı ziyaret esnasında sarfedilen söz ve açıklamalar taraf ülkeleri tatmin edecek ve nezaket kaidelerine uygun yapılması bir gelenektir.Ayrıca,karşılıklı ilişkilerde mütekabileyet esas olmalıdır. Ziyaretler ve diplomatik görüşmelerin iki devlet arasında ortak noktası ve dengi olması gerekiyor. Konuşma,söz ve davranışlarda iki devlet arasındaki siyasi konularda birbirine saygı göstermesi gerekiyor . Dış işleri bakanı Sayın Çavuşoğlu Pekin’deki konuşmasında Türkiye’deki Uygurların Çin’e karşı her türlü faaliyetlerinin yasaklanacağını  söylediği basına yansımıştır.

Çin, Türk,Türkiye,Türkçe Adlar ile Türk Bayrağını Yasaklamıştır

Bu ziyarette eğer karşılıklı  saygı, çıkar  ve işbirliği söz konusu ise Çin yönetiminin Türk halkına ve Türk bayrağına aynı şekilde saygı göstermesi gerekmez mi ? Çünkü,Türkiye’de yüzlerce Çin menşe’ili Şirket vardır ve bu Şirketlerin önlerindeki gönderde beş yıldızlı kızıl Çin bayrağı dalgalanmaktadır. Otellerin önünde de Çin bayraklarının göndere asıldığına şahit oluyoruz. Türkiye’de Çin devletine ve onun sembolü olan Çin bayrağına saygı ve tahammül bu durumda iken, Doğu Türkistan da durum tam tersinedir. Doğu Türkistan’da Uygur Türkleri Değil sokaklara ve evlerinin içine  Türk  bayrağı  asmak,Uygur gençlerinin sırf Türkiye sevgisini göstermek ve ay yıldızlı şanlı albayrağımızın basıldığı tişörtleri giymeleri dahi yasaktır. Ayrıca, Tişörtlerin üzerine Türk,Türkiye İstanbul gibi Türkiye’yi çağrıştıran isimlerinin dahi yazılması menedilmiştir.Ayrıca,geçtiğimiz aylarda Türkiye’de ve Türklüğü çağrıştıran isimlerin örneğin,Türkizat, Türkmen ve benzeri isimlerin konuşma ve yazılarda kullanılması yasaklar kapsamına  alınmıştır. Komünist Çin yönetiminin  Türk,Türkiye,İstanbul vebenzeri isimlerden son derece rahatsızlık duymaktadır. Bu  drum ve uygulama ise,ancak Türkiye ve Türk düşmanlığı ve nefreti ile açıklanabilir. Türk bayrağı ile Türkiye ve Türklüğü çağrıştıran ve bu yazıların yer aldığı bu tür giysileri giyen bu giysilerle dışarıda dolaşın Türk gençlerini  Çin polisleri Karakolara gütürüp işkence etmekte ve çok ağır cezalara  çarptırmaktadır.  Uygur Türklerinin Türk halkına ve Türk bayrağına sevgisinden dolayı cep telefonlarında sakladığı Türk bayrağı resimleri onların suçlu duruma düşmesine sebep olmaktadır. Bu sebepten binlerce Uygur Türkü genç  hapishanelerde çile doldurmaktadır.
Günümüzde Türkiye’yi Ziyaret Eden Bütün Uygurlar Hapishanelerde
Son yıllarda Çin yönetiminin pasaport verme kolaylığından yararlanarak pasaport  alabilen ve Türkiye’ye gelen Uygur Türkleri geçtiğimiz yılın Kasım ayından itibaren  ülkelerine döndüklerinde tutuklanmakta ve ” Terbiyeleş Merkezleri ”  adı verilen ama,  aslında birer işkence yeri ve hapishane olan kamplara tıkılmakta ve sorgulanmaktadır.Türkiye’ye ne maksatla ve neden gititikleri,Türkiye’de bulunduğu sırada nerelere gittiği ve kimlerle temas ettiği ve neler konuştuğu hakkında bilgi vermeye zorlanmaktadır.Bunun adı ise İtirafname olarak anılmaktadır. Bu kamplara kapatılan kişilerin ailesi,yakınları ve akrabaları ile görüşmesi yasaklanmıştır, 2 yıl önce Türkiye’ye gelen ve Zeytinburnu’nda ev satın alarak yerleşen ve daha sonra fikir değiştirerek evini satarak Doğu Türkistan’a dönen bir aile daha Urumçi hava alanında tutuklanmış ve bu “Terbiyeleş/Eğitim Merkezi’ne kapatılmıştır. Onun 6 yaşındaki oğlu bir hafta sonra serbest bırakılarak yakınlarına teslim edilmiş ve 15 yaşındaki kızı ise,Mart ayında  ancak serbest kalabilmiştir. Karı hoca halen bu merkezde tutularak “Terbiye”edilmektedir.
Türk Mallarının Satışı Yasaklanmıştır.
Son yıllarda Doğu Türkistan’da beden,renk ve zevk benzerliği ve en önemlisi Türkiye sevgisinden dolayı Türk malları çok revaçtadır ve Pazar payı oldukça yükselmiştir. Bu durum Çin yönetimini çok rahatsız etmiştir.Çin Polisleri Türk mallarının satıldığı mağaza ve dükkanlara baskın yaparak Türk mallarını derhal dükkandan kaldırmalarını yoksa kendilerini tutuklayacakları tehdidini savurmaktadır.Çin’in bütün dünya’ya mal sattığını,Uygurların niçin Çin mallarını değil,ta Türkiye’den mal alarak sattıklarının sebeplerini  sogulamaktadırlar. Türkiye’den resmi yollar ve Çin hava yolları kargosu ile Doğu Türkistan’a taşınan ve Çin’in gümrüklerinden gümrük vergileri ödenerek ithal edilen bütün Türk malları toplatılmıştır. Bir çok dükkanlar Türk malları sattıkları için mühürlenmiş ve Türk malı satanlar iflas ettirilmiştir. Çin hükümeti. Günümüzde resmi platformlarda Türkiye’yi stratejik ve Tarihi Dost “Bir kuşak –Yol “ Çin projesinini ortağı olarak lanse ederken.uygulamalarında bunun tam tersini sergilemektedir.Çin, Türkiye’nin her şeyine açıktan açık düşmen olmuştur.

” Çin’in Güvenliği,Türkiye’nin Güvenliği ” Söylemi Bizleri Üzmüştür  

Türk devleti  tarihte binlerce yıl önce kurulan  Türk devletlerinin varisi  olup, v kadim bir  Türk devlet geleneğine sahip olan ulu bir devlettir.Biz Türklerin yegane devletimizdir. Türkiye Cumhuriyeti devletimiz binlerce yıllık devlet geleneği olan ve bundan onur ve gurur duyduğumuz seçkin bir yapıya sahip bir ülkedir. Türk,Türkiye sözleri ile Türk bayrağının resmini bile İşgal altında tuttuğu Doğu Türkistan’da görmeye tahammül edemeyip düşman ilan eden Çin devletine “Senin güvenliğim,benim güvenliğim- senin toprak bütünlüğünü koruyacağım “ söylemleri bizleri derinden üzmüş ve  yaralamıştır.Ayrıca,bu söylemler Doğu Türkistanlı bir Türk vatandaşı olarak şahsen benim yaralı ve mahzun kalbime “ Bir Zehirli Hançer “ olarak saplanmıştır. Türk devletinin İtibarını  dünya’da ve Çin’de korumakla görevli sayın Dış işleri Bakanımızın bu açıklamaları tamamen ve oldukça tek taraflı kalmış olup, Çin Dışişleri bakanının mütecaviz ve hiçte iyi niyetli olmayan söz oyunları karşısında çok zayıf kaldığını düşünüyorum .

Doğu Türkistan bir Çin Toprağı Asla Değildir
Doğu Türkistan, 1949’a kadar hür ve bağımsız bir devlet iken.Yalta konferansında  Sovyet diktatörü Stalin’in  ihaneti ve batılı hakim güçlerin lakıyıtlık ve vurdumduymazlığı ve tarihi bir yanılgı olarak anılan tutumları yüzünden Çin işgaline bırakılmıştır. Doğu Türkistan tarihin hiçbir devresinde hiçbir zaman bir Çin toprağı olmamıştır. Bu tarihi gerçekleri Çin dahil bütün dünya çok iyi bilmektedir. Durum böyle iken,bu durumu sayın Dış işleri bakanımızın de çok iyi bildiğini düşünüyorum. Doğu Türkistan Çin’in değil, Türklerin kadim ve tarihi topraklarıdır. Bnlerce yıl öncesine dayanan  ve kadim   tarihe sabitlenen Türk kültür ve medeniyeti bu topraklarda teşekkül etmiş ve Türk coğrafyasına ve tüm dünya’ya bu topraklar üzerinde   neşvü nüma olmuştur.

 Bugün,  Doğu Türkistan’da yaşayan ve bu topraklarının gerçek ve öz sahipleri olan Uygurlar,Kazaklar,Kırgizlan,Özbekler.Tatarlar,Salurlar ve diğer bütün Türkler olarak Çinlilere hiç benzemeyiz. Dinimiz,dilimiz,örf adet,gelenek ve göreneklerimiz  tamamen  ayrıdır.   Ne biz Çinlilere benziyoruz ne de Çinliler bize benzerler.Tek ortak yanımız ise insan olarak yaratılmış olmamızdır. İnsanımız dilimiz ve dinimiz havamız toprağımız geleneğimiz örf adet yiyecek içecek düşünce tarzımız dahil hiçbir şeyimiz aynı ve bir değilidir. Allah bizim hiç bir şeyimizi (insan olmamız hariç) Çinlilere benzeyemeyecek şekilde yaratmıştır. Doğu Türkistan 68 yıl önce Kızıl Çin Orduları tarafından güç kullanılarak işgal edilmiştir. Bunun görmemizlikten gelinmesi asla kabul edilemez bir tutumdur.

Sayın Cumuhurbaşkanımızın Umut Veren Sözleri : Biz Daima Mazlumların Yanındayız

Sayın Cumhurbaşkanımızın sürekli sarfettiği bir sözü vardır ; “ Biz mazlumların daima yanındayız. Cumhurbaşkanımızın bu sözleri biz mazlum ve mağdur Doğu Türkistan Türkleri için bir umut ve teselli kaynağı olmuştur. Çünkü, günümüzde dünyada Müslüman Uygur Türkleri kadar mazlum ve mağdur olan bir topluluk  asla yoktur. Bugün Çin çok güçlüdür ve elini her yere uzatabilme imkanına sahip olabilir.Ama Çin yönetimi hiçbir zaman ve asla haklı değildir, , Türkiye Cumhuriyetimizin Ali Manfaatları  elbette her şeyin üzerindedir ve biz Türk Vatandaşı Doğu Türkistanlılar olarak buna yürekten inanıyor ve bağlıyız. Türkiye Cumhuriyeti devletimizin  korunması ve geleceği  için her T.C.Vatandaşı gibi kanımızı ve canımızı vermekten asla çekinmeyiz ve belimiz bağlı olarak her zaman devletimizin emrinde hazır ve naziriz.
Ancak, ana yurdumuz Doğu Türkistan’’da Çin yönetiminin Müslüman Kardeşlerimize yaptığı baskı,zulüm.asimilasyon,dini,kültürel ve etnik soykırım uygulamalarına göz yummak hele hele son günlerde yüce dinimizin hükümlerinin değiştirilmesi ve ortadan kaldırılmasına yönelik saldırı ve imha uygulamalarını kabul etmek asla mümkün değildir.Bu görmeme ,duymama ve sırt çevirime zilletine inancımız göreneklerimiz,vicdanımız,insanlığımız ve imanımız asla cevaz vermeyecektir. “ Zülme sessiz kalmanın zalimle ortak olmaktır.” Hadisine ve inancımıza tamamen aykırı bir tutum ve davranış olacaktır. Bunu asla kabul  etmeyiz.  Bu durumu kabullenmek ise, Doğu Türkistan’da varlık mücadelesi vermekte olan Kardeşlerimize ihanet olacaktır.

Uygurlar ; Çin – Türkiye İlişkilerinde Bir Köprü iken,Çin Bu Köprüyü Yıkmıştır.

1990’lı yıllardaki Koalisyan hükümetleri zamanında Başbakan olan Merhum Bülent Ecevit,Türkiye’ye resmi bir ziyaret yapmakta olan Çin Başbakanına  karşı  Türkiye ziyareti esnasında yaptığı bir konuşmasında “Uygur Türklerinin Çin Türkiye ilişkilerinde bir Köprüdür.” Sözünü sarf etmişti. Bir Uygur Türkü’nün evladı olarak bu ifadeden çok sevinmiş ve duygulanmıştım. Bu söyleme göre “ Bu köprünün bir ayağı Türkiye diğer ayağı ise aziz Türkiyemiz idi.” Türklerin bu coğrafyaya gelişlerinden beri bu köprüden çok kervanlar geçmiştir. Ancak,Çin yönetimi Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine karşı yaptığı yok edici ve soykırım  içerikli uygulamaları ile bu barış köprüsünün Uygur Türkleri ayağını tahrip ederek tamamen yıkmıştır.

Uygur Türklerinin İnsan Hakları Sorunlarının Gündeme Getirilmemesi Hayal Kırıklığı Yaratmıştır
Türkiye Çin ilişkilerinde Uygur Türkleri en önemli bir sorun olarak öne çıkmaktadır.Bu sorun çözülmeden,baskı.zulüm ve asimilasyon ve soykırım durmadan Türkiye Çin ilişkilerinin ilerlemesi ve gerçek manada düzelmesi mümkün görünmemektedir.

Türk Milletinin öz kardeş ve soydaşları olan Uygur Türklerine karşı Çin’in yaptığı zulum işkence ve haksızlıklar ile Çin hükümetinin Türkiye ve Türk Düşmanlığı apaçık ve net olarak ortada iken, Sayın Dış İşleri bakanımızın Çin ziyareti esnasında bu konuları gündeme getirmemesi ve bu sorunlara hiç değinmemesini Doğu Türkistanlı Bir Türk vatandaşı olarak doğru bulmadığımı belirtmek istiyorum.

Suriye’deki İç Savaş  Ve Uygurlar
Çin, her fırsatta Uygurların Orta doğu ülkelerihe gelerek Terör örgütleri safında savaştıkladrını iddia etmektedir. Doğu Türkistan’dan ve ülkesi sınırlarından bir kuşun dahi uçarak geçmesine izin ve fırsat vermeyen Çin’in bundan şikayet etmesi ve son olarak Pekin’de “Doğu Türkistan İslami Hareketi” adındaki bir örgütü Terör örgütü olarak Türkiye’nin de kabul ettiğini iddia etmesi çok şaşırtıcı ve düşündürücüdür.

Bana göre bir kısım Uygurların suriye’de görülmesi tesadüf değildir. Yüzlerce Uygur’un Çin’den kaçak yollarla Türkiye’ye gelme gürüntüsü insanı derinden düşündürüyor. Uygurlardan bir kısmını Çin ajanlarının “Hicret adı altında yurt dışına gitmelerini sağladıklarını büyük bir bölümünün ise, Çin yönetiminin bilgi ve talimatı doğrultusunda Çir sınır Birlikleri tarafından kaçak süsü verilerek kaçırıldıkları bilgisi vardır. .Çin yönetimi bu mazlum Kardeşlerimizin Doğu Türkistan’da , sahip oldukları her şeylerini sattırarak elde ettikleri paraları rüşvet olarak aldıkları artık her kes tarafından bilinen bir gerçek olmuştur.
Çin bir yandan bunların sattıkları tüm varlıkılarından elde ettikleri paralarını rüşvet olarak ele geçirirken,diğer yandan ise,yerlerine binlerce Çinli göçömeni getirerek yerleştirmektedir.
Bana göre en çarpıcı olanı de Türkiye’ye gelebilen bu Uygurların bir süre sonra kolayca organize edilerek savaş bölgelerine gönderilmesidir. Çin bu suretle kendisinin organize ederek yarattığı bu Uygurları bu kez terörist olarak ilan etmektedir.Daha sonra Çin bu Uygurları örnek göstererek Uygurların tamamının Terörist oldukları iftırasını dünyaya ilan etmekte ve uluslara arası toplumu kandırma gayreti içindedir.

Uygur Türkleri Asla Terörist Ve Terörcü Değildir.

Çin’in açıklama ve suçlamaları ile siyasi oyunları alt alta toplandığında ortaya irsana acaip gelen bir manidar tablo ortaya çıkıyor. Aslında Uygurlar barışçıl,marhametli,sade ve şafkat dolu ve merhametlidirler. Halbuki,Çin’in Uygurları toptan Terörist olarak suçlaması tabiata aytkırı bir durumdur. Bütün bu olayları Çin, Uygunlara terörist damgasını vurmak için yapılan tuzaktır. Uygurlar özerinda oynanan bu oyun Çin’in tezgahlayarak sahnelemeye çalıştığı bir oyun ve uluslararası düzeydeki bir projesidir. Bir toplumun güçsüz olması onun haksız olması anlamına gelmez.Biz Uygur Türklerinin hak ve hukukumuz bilinmeyen gizli bir şey değildir. Bütün dünyanın bildiği halde hakikati  söylemekten aciz veya Çin’den gelebilecek menfaat için ardı edilmiştir.inşallah bir gün dünya, güçlünün yanında değil haklının yanında olur ◦
Aziz Türk  Mlletine  şu bir hakikati  istiyorum ; Çin yönetimi yıllardan beri Uygur Türklerini tüm dünyaya terörcü – terörist olarak kabul ettirebilmek için çalışmaktadır. Kendi icadi olan bazı sanal örgütlerinin adını  ortaya atmakta ve bu projesini onlar üzerinden yürütmek amacındadır. Eğer bu insanlar ülkelerinden kaçtılarsa neden kaçtı ? Bu sorunun cevabının bulunması gerekir. Bunun yanında bir de evlerinden ayrılan ancak Türkiye’ye gelemeyen ve kayıp durumunda olan onlarca insanın varlığı de bir gerçektir. Bu insanları terörcü ilan etmeden önce . Ülkenizi niye terk ettiniz diye sormak lazım. Çin bir kaç Uygur’un Suriye’de savaş bölgelerinde bulunmasını  ve  bu ülkelerdeki savaşlara katıldıklarını iddia etmekte ve kendi yarattığı bu durumu delil göstererek doğu Türkistan’da Çin devlet terörü estirmektedir. Çin,günümüzde Doğu Türkistan’da yaşayan bütün Uygurlara suçlu muamelesi yapmakta onları Terörcü olarak suçlayıp sorgulamakta ve baskı,zulüm ve işkencelere tabi tutmaktadır. Şu anda Doğu Türkistan’da binlerce Uygur genci kayıp durumdadır. Yüz binlerce insan sebepsiz olarak çeşitli bahanelerle hapislerde tutulmaktadır.
Çin’in Suriye’de bulunduğunu  ve iç  savaşa katıldıklarını iddia ettiği marjinal Uygur gurup veya guruplar  bütün Doğu Türkistan’ı halkını temsil etmiyor, Çn, bu küçük Uygur guruplarını öne sürerek  bütün Uygur  Türklerini  dünya ya terörist diye yutturmaya çalışıyor. Bazı devletler biz Uygurların hakkını  savunmak ve dillendirmek yerine  Çinlilerin yaptığı haksızlıklara ve işkencelere sessiz kalarak Çin’in yaptığı zulmü adeta onaylamaktadır. Bizim çok yakın akrabalarımız ve kardeşlerimiz olan Türkiye’de yaşayan 80 milyon Türk halkına Uygur Türklerine terörist ve suçlu olarak göstermeye çalışıyor.

İnsan Düşünmez Mi ?
Senin ülkende 1,3 milyar etnik Çinli Çinli rahat yaşıyor da niye 35 milyon Uygur halkına kendi ana vatanlarında huzurlu bir şekilde insanı haklarına sahip olarak yaşama hakkı vermiyorsun ?
Uygurları suçlamadan önce 1,3 milyar Çinlilerin sahip olduğu hakların Çin’in işgalindeki  Doğu Türkistanlılara neden vermediklerini sorgulamak gerekir
Türkiye’nin Doğu Türkistanlı Uygur Türklerine sahip çıkması Türkiyeyi zayıflatmaz aksine daha güçlü hale gelmesini sağlar.
Devlet ve Hükümet Büyüklerimiz  ve yetkililerimizden Türkiye ile Çin arasındaki ilişkilerde köprü olması gerekirken, ve Çin tarafından yıkılan Uygur Türkleri  tarafında yer alan bu köprü ayağının  yeniden  inşa ettirilmesi  dileği ile saygılarımı sunarım.

Share
868 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ