logo

trugen jacn

ÇİN’İN UYGUR KADINLARINA SALDIRILARI İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ BİR SUÇTUR

Mihrigül Tursun resimleri ile ilgili görsel sonucu

UYGUR HABER VE ARAŞTIRMA MERKEZİ (UYHAM)

Geçtiğimiz aylarda ABD.Kongresinin  bir  Toplantı salonunda  yapılan bir özel oturumda koyu sarı saçlı  ve gri ekose başörtüsü ile Çin’in Toplama kamplarında aylarca kalan ve daha sonra Mısır hükümetinin aracılığı ile kurtarılan Uygur  Mihrigül Tursun başından geçenleri anlatırken  birden duygulandı. O konuşmasında ülkesindeki yakınları ve arkadaşlarının dramatik durumunu anlatırken kendisini tutamadı ve ağlamaya başladı.  Tercümanı, Tursun’un Çin hükümeti tarafından Sincan’daki üç ayrı gözaltı Kampında başından geçenleri anlattıklarını sesli olarak tercüme etti.   Tercüman, Tursun’un ilk tutukluluğunu anlatırken ve serbest bırakıldığında, 4 aylık üçüzlerinden birinin öldüğünü öğrendi .Bundan sonra Mihrigül Tursun gözyaşlarını tutmaya çabaladı ise de bunda başarılı olamadı ve sürekli gözyaşları döktü. Tercüman Tursun işkenceyi anlattığında – kendilerine çok az miktarda yiyecek verildiğini bir işkence aleti olan tamamen metaldan yapıılmış kaplan  Koltuğu sandalyesini, elektrikle işkenceleri   ve kendisinin adet döngüsünü durduran ve muhtemelen ABD doktorları tarafından  da onaylanan kısırlaştırıldığına dair kanıtları ile yapılan   işkenceleri   ağlayarak anlatıyordu.  

Mihrigül Tursun resimleri ile ilgili görsel sonucu

Tursun’un tercümanı olarak, ABD merkezli Uygur İnsan Hakları Projesi’nin sosyal yardım koordinatörü olan Zubayra Şemsettin  Nisan ayında bir yazı  yazdı. O, bu yazısında  Çin hükümetinin  “Uygurların kültürünü  yok ederken,bunun yanında kadınları  zorla kısırlaştırdıklarını  ve böylece Uygurların tamamını bu yolla silerek yok etmek istediğini anlatıyordu.  Bayan Şemsettin, eğer bir insan ırkını yok etmek istiyorsan, kadınlarını yok etmelisin diyordu yazısında.  BM. Soykırım Sözleşmesine göre Çin’in uygulamalarının   insanlığa karşı işlenen suçlar kapsamına girdiğini belirtti.   Çin’in Mihrigül Tursun’a karşı Her iki uygulamasının de kadınlara karşı orantısız bir şekilde uygulanan ancak, ölümcül olmayan acımasız ve vahşice bir cinayet olduğunu ifade etti. Uygur kadınların doğumlarını engellemek ve onların çocuklarını ailelerinden zorla kopararak Çinli ailelere evlatlık vermek ve diğer benzeri etnik ayırımcı ve asimilasyon içerikli uygulamaların da tasarlanan soykırım olabileceğini açıkladı. Benzer şekilde kadınlara taciz, tecavüz, cinsel kölelik, zorla fuhuş, zorla hamile bırakma, zorla kısırlaştırma ve cinsel şiddet her biri insanlığa karşı suç teşkil ettiğini bildirdi.

Uluslararası hukuk, kitlesel zulümlerin toplumsal cinsiyetli doğasını kabul etse de, dünya Çin’in Uygurlara karşı yürüttüğü kampanyadaki cinsiyet eşitsizliği çok az dikkat çekmektedir. Uygur  Kadınlar,  , Çin’in Uygur bölgesinde açtığı toplama kamplarında tutulan 1,5 milyon Uygur ve diğer Türk Müslümanların yalnızca yüzde 27’sini oluşturuyor. Kadınların Uygur kültürü üzerinde büyük bir etkisi vardır. Çin, kadınları hedef alarak Uygur nüfusunu azaltmayı ve kadınlar üzerinden kültürünü tahrip etmeye çalışıyor.Tursun’un ifadesi, uluslararası toplumun Çin’in Toplama kamplarındaki kadınların adet döngüsünü bozan işkencelere maruz kaldıklarını ilk kez duymasıydı. 

Gülbahar Celilova  resimleri ile ilgili görsel sonucu

O zamandan beri diğer şahitler de bu işkeneceleri teyit ederek tekrarladılar. Kendisi Kazakistan Uyruklu bir iş kadını olan ve diğer 40 kadın ile bir hücrede tutulan bir başka Uygur Toplama kamplarının kurbanı olan Gülbahar Jelilova da , kadın mahkumlara, adet dönemlerini durduran bir maddeyi kendilerine haftalık olarak zorla enjekte edildiğini belirtti .

Kamplarda tecavüz iddiaları da ortaya çıktı. Sincan’daki kadın kamplarından birinde çalışmaya zorlanan etnik bir Kazak olan Sayragul Sauytbay, İsrailli gazetesi Haaretz’e yaptığı açıklamada  her akşam Kamp gardiyanların genç ve güzel kadın mahkumları yanlarında götürdüklerini ve sabahları geri getirerek koğuşlarına bıraktıklarını söyledi . Ayrıca, Gardiyanların kadın tutuklulara zorla tecavüz ederken, diğer mahkumların da bu tecavüz sahnesini izlemeye zorlandığını bildirdi. Zübeyre  Şemesettin , tecavüzün kamplarda olduğu gibi – kampların dışında da yaşandığını belirtti. Çin yönetiminin Uygur kadınlarının, amir ve patron durumunda olan Han Çinlisi erkekleri Müslüman azınlıkların evlerine zorla kalmaya zorladıklarını bu uygulama sonucunda Uygur evlerinde zorla cinsel tacizlerin yaygın olduğunu duyduğunu söyledi.

Sayragül Savutbaykızı   resimleri ile ilgili görsel sonucu

Çin hükümetinin Uygur kadınlarında doğumlarını en aza indirme ve onların çocuklarını ellerinden zorla almaya yönelik çabalarının olduğu biliniyor. Cinsiyet araştırmaları uzmanı Leta Hong Fincher’ın son kitabında da vurgulandığı gibi , hükümet Uygur çiftlere daha az çocuk sahibi olmaları ve Uygur kadınlarının kendi ırkları dışındaki Han Çinilisi erkeklerle evlenmeleri için teşvikler sunuyor. Yakın tarihli bir rapora göre, Ana ve babaları Toplama kamplarına kapatılan ve ortada kalan Uygur çocuklarını bakımlarını Çin yönetimi üstleniyor. Onları bakmak ve büyütmek üzere  çok sayıda çocuk kampları açıyor. Bunlara Çince kıyafetler giydiriliyor,Çince öğretiliyor .Daha sonra bu Uygur çocukları Çince yatılı okullara yerleştirilmiştir .

Uygur kadınlarına karşı cinsel şiddet ve zorla kısırlaştırma, Uygur çocuklarının ailelerinden koparılarak dönüşme ve asimilasyona tabu tutulması da insanlığa karşı suç teşkil ediyor. 

Peki uluslararası toplum Uygurlara yönelik Çin’in bu soykırım uygulamalarına karşı neden bir tavır almıyor?

 Neden farklı kamplarda yaşayan ve benzer şekilde kamplarda baskı,zulüm ve tecavüz mağduru olan görgü tanığı Uygur kadınlara daha fazla dikkat edilmiyor? 

Çin yönetimi Özellikle Uygur bölgesinde   neler olup bittiğini özgürce araştırmak için uluslararası gözlemci gönderilmesi girişimlerine neden bu kadar katı şekilde direniyor ?

Birleşik Devletler Yönetimi Uygur bölgesindeki bu insani krize karşı bir şeyler yapmaya çalışan az sayıda ülkeden biri. Geçtiğimiz ay, tarihte nadir görülen hem demokrat ve de Cumuhuriyetçi Partilerin ortak desteği ile hazırlanan Uygur İnsan Hakları Politikası Yasasını  Parlamentonun üst kanadı Senato kabul etmiş bulunuyor. Bu durum Çin yönetiminde büyük telaş yaratmıştır.Çin yönetimi Uygur bölgesindeki bu insanlığa karşı işlenen suçlara adı karışan Çinili bürokratlar ile bu ülkede faaliyet gösteren Çin Şirketlerine karşı cezalar ve yaptırımlar uygulanabileceği için büyük bir telaşa kapılmış durumda.

Sayragül Savutbaykızı   resimleri ile ilgili görsel sonucu

Ancak Çin yönetiminin bu tepkilerinin hiçbirisinde Uygur kadınlara tecavüz, zorla kısırlaştırma veya cinsel taciz hikayelerinden hiç söz edilmediği görüldü.

Çin ileride bu toplama kampları kapatsa bile Çin’in bölgedeki ırkçı ve cinsiyetçi uygulamaları devam edecektir.  Çin hükümetinin kampları kapatmasını talep etmesinin yanı sıra, ABD. başta batılı ülkeler dünyanın geri kalan diğer devletleri de Çin yönetiminin Uygur kadınlara yönelik taciz,tecavüz ve ıırkı aşağılama ve benzeri insanlık dışı uygulamalarına son vermesi konusunda ısrar etmelidir.

Kaynak : www.washingtonpost.com/opinions/2019/10/21/ chinas-attacks-uighur-women-are-crimes-against-humanity/?f

NOT : Bu yazı Reuters için Elizabeth M. Lynch tarafından kaleme alınmış ve Hüseyin Özdemir tarafından Türkçeye çevrilmiştir. Elizabeth M.Lynch aynı zamanda China Law & Policy’nin kurucusu ve editörüdür .

Share
1151 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ