logo

trugen jacn

ÇİNCİ PERİNÇEK’E TEK CEVABIM : GAZİ BERAT HACI

Alperen Mehmet SEVİNÇ

Bir ayı aşkın süredir iş koşturmacası, dil sınavı, yüksek lisans tezi, hastalık vs. koşuşturmalarından köşe yazısı yazmaya kendimce vakit bulamıyordum ama bugün sosyal medyada karşıma çıkan Doğu Türkistan direnişinin timsal isimlerinden rahmetli Barat Hacı’nın resminin karşıma çıkmasıyla vicdani bir görev olarak tekrar Doğu Türkistan ile ilgili yakın gündeme dair açıklama yapma mecburiyeti hissettim. Biz ne kadar bunu anlatsakta Ayet-i Kerimeyle sabit olan “Gözleri kör, kulakları sağır, kalpleri mühürlü” olan dimağlara bunu anlatamayacağımı biliyorum. Ama en azından bir kişinin bile Onu tanımasına vesile olmak ümidiyle yazıyorum.

Siz hiç bir gün oruç tutup bir gün yemeseydim ölürdüm dediğiniz oldu mu? Sizin hiç 1.50 metreye 80 cm hücrede 22 yılınız geçti mi? Sizin hiç saçınız, sakalınız tıraş olamamaktan yerlere kadar uzadı mı? Siz hiç tırnaklarınızı duvara sürterek kısalttınız mı? Siz hiç çin işkencesini iliklerinize kadar yaşadınız mı? Size hiç o hücrede ya arkadaşın ya sen sağ çıkacaksınız diye şart koşuldu mu? Sizin hiç kıyafetleriniz yıllarca yıkanamamaktan çıtır çıtır kırıldı mı? Siz hiç güneş görmeden yaşadınız mı? Siz hiç sabah, akşam birer parça mısır ekmeği birer bardak ılık suyla yaşamayı denediniz mi? Siz hiç iki çanağın birisinden su içip diğerine abdest bozdunuz mu? Sizin hiç bağırsaklarınız yer değiştirdi mi?

İşte tüm bunları O yaşadı. Ve bu imtihandan Allah’a isyan etmeden başarıyla çıktı. Ölmemek için sabahları idman yaptı, geceleri ibadet etti. O kadar küçük hücrede nasıl idman yaptı, nasıl ibadet etti derseniz bunun tek cevabı “inanç ve adanmışlık” olsa gerek. Böylesine zorlu bir hayattan çıktıktan sonra da Ana Vatan’a gelerek kaldığı mücadeleyi devam ettirdi. 2003 yılının Şubat ayına kadar olan tüm Doğu Türkistan eylemlerinde en ön safta görebilirsiniz. Şuan elimizden telefonu alsalar 22 gün değil saat tahammül edemeyiz. Yaşamımızdan bahsetmiyorum bile.

bERAT hACI rESİMLERİ ile ilgili görsel sonucu

Onu Süleyman Çobanoğlu’nun şu sözleriyle anmak istiyorum.

   Yeryüzünde sevilmeye değer insanlardan biri daha eksildi.

    Özgür ruhlu bir karıncaydı, doksan dört yıl yürüdü ve gitti Kâbe’de teslim etti ruhunu.

    Bir kartaldı bir heybet timsali, Toprak gibi Müslüman ve ateş gibi Türk’tü.

    Adı Barat’ Yani Berat, Yani Kurtuluş.

    Beyaz sakalı bayrak gibi kucağında dalgalanan bu derviş adam, gök bayrağı tek başına taşıdı.

    Şimdi gitti.

    Tarihi Barat Hacılar yapıyor, nutuk atanlar değil,

    İnsan Barat Hacı… Entrikalar desiseler değil,

    Adı yaşayacak onun ölecek gibi değil,

    Doğan bebeklerin adı Barat olsun,

    Berat Hacı uçup gitti mekânı cennet olsun.

    Onu yedi yıl önce haberlerde görmüştüm. Yüzyıllık bir hüznün fışkırdığı gözlerinden iki iri yaş ırmağı, uzun gür ve beyaz sakallarına doğru devrilirken bir elini yumruk yapmış hıçkırıyordu. Diğer bileği ise Çin Konsolosluğunun demir parmaklıklarında kelepçeli.

    Başında Uygur takkesi, ayağında mestler lastik ayakkabılar.

    Diyebilirsiniz ki başı Türkistan ayağı Makedonya.

    İşte öyle bir adam Barat Hacı….Barat Hacı …!

    Seksen yedi yıllık ömrünün tam yirmi iki senesi kızıl Çin zindanlarında geçti.

    Yirmi iki yıl boyunca şu meşhur Çin işkencesinin en damıtık örnekleriyle karşılaştı.

    Bir buçuk metre uzunluğunda 80cm genişliğinde basık bir hücrede yirmi iki yıl boyunca çıldırmaya ve ölüme direndi.

    Gün ışığını günde yalnızca beş dakika görüyordu.

    O da birinden su içip yemek yediği, diğerinden de abdest bozduğu iki toprak kâseyi cellâtlarına uzatmak için,

    Elleri ayakları zincirliydi.

    Tam on altı okkalık zincirlerle…

    Ne et, ne yağ… Çeyrek asır boyu her gün bir parça mısır ekmeği…,

    Eğer diyordu… bir gün oruç tutup, bir gün yememiş olsaydım çoktan ölürdüm.

    Saçı ve sakalı beline inmişti.

    Tırnaklarını taşlara sürterek kısaltabiliyordu.

    Öyle kirlenmişlerdi ki pantolonları çıtır çıtır kırılıyorlardı.

    Yirmi iki yıl boyunca diyor Barat Hacı… geceleri kuran okuyup namaz kıldım,gündüzleri idman yaptım….Öyle olmasaydım..

    Her cümlesini Allah beni sakladı diyerek bitiriyor.

    Yirmi iki yıl böylece bitiyor.

    Çinliler burnuna acı biberle sirke karışımı döktükleri için gözleri biraz zayıf.

    Öyle işkenceler görmüş ki, bağırsakları bedeninde yer değiştirmiş.

    Bir operasyon ve böbreği de artık yok. Ama Barat Hacı dimdik ayakta.

    Öyle ayakta ki; Türkiye’de görmeğe başladığımız gök bayrağı o sallıyor.

    Sabah vakti gizlice girdiği Rum kesiminde askerlere namazdan sonra uyku tutmadı dolaşmaya çıktım da diyor.

    Hacca gidip orada bayrak açıyor, eylem yapıyor, Ben ayaktayım diyor Barat Hacı.

    En gayretlilerimiz bile nihayet haritaları açıp petrol boru hatlarının üstüne kırmızı işaretler koyuyoruz.

    Oysa Müslüman direncinin ne olduğuna, bireysel cehdin neye tekabül ettiğine gelince…

    Orada sözü Barat Hacı alıyor..

    Komünist derken sanki tükürüyor. ve sanki tükürürken gözetim altında tutulduğu üç yıl boyunca sırtında vatan haini göğsünde panislamist- Pantürkist yazılı beyaz mintanıyla temizlediği komünist helalarına tükürüyor.

    Ya istiklal ya ölüm diyor yumruklarını sıkarak Barat Hacı..!

    Barat Hacı… Barat Hacı bizim oyunumuzdaki eksik taşı tamamlıyor..

    Barat Hacı bir yaşamak dersi veriyor..

    Onun yumruğu bol füzeli Çini, bol petrollü Rusu ve bol çaşıtlı İngiliz’i tuz buz edecek.

    Onun elleri yeni doğan Türkistan’ın ceviz beşiği,

    Çünkü onun adı Barat Hacı.

    Yani Berat ..

    Yani Kurtuluş.

Geçen günlerde katıldığı televizyon programında o kadar basiretsiz cümleler kurdu ki bazı şeyler söylememek için kendimi zor tutuyorum. perinçek saçmalarından seçmeler isminin çok yakışacağını düşünüyorum. Kurduğu cümleler en az öcalan ziyaretinden gurur duyduğu kadar saçma. Program akışında söylemlerinden hep pkk seviciliği, kürdistan subliminali, çin hayranlığı, abd düşmanlığı. abd düşmanlığı yapmak diğer kirli düşüncelerini meşru kılmaz. Hatta Doğu Türkistan meseline tam tavır gösteremeyen Cumhurbaşkanımıza bile o kadar büyük teveccühler gösteriyor ki pek beklenmeyen bir perinçek tavrı. Buradan tasmasının ucunun kimde olduğu fazlasıyla aşikar. İnsanoğlu bazı şeylere sempati ve antipati duyabilir. Bu insani bir durumdur. Lakin gözü kör olmamalı.

“Çin, Uygur halkına eğitim veriyor.” Bu söze ne akıl ne sır ermez. Ama zehirli akıl ve fikri sadece öcalan’a gül vermeye yeter. İnanıyorum ki gün gelecek hesabını soracağız!

KAYNAK : https://www.turkulus.com/perinceke-tek-cevabim-barat-haci/?fbclid=IwAR1m_

Share
1093 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ