logo

trugen jacn
22 Mayıs 2026

İŞGALCİ ÇİN’İN UYGUR SOYKIRIMINDAKİ 2 YÜZLÜ TUTUMU YALANI PAZARLAMA STRATEJİSİDİR

 Halil Ülker (Araştırmacı- Yazar)
Çin yönetimi 1949’da işgal ettiği Doğu Türkistan’da 77 yıldır  insanlık suçları ile baskı ve zulüm uyguladığı belgeleri ile kanıtlanan ve dünyanın da kabul ettiği  bir gerçektir.
Ancak, ÇKP despot rejimi Doğu Türkistan’da işlediği bu insanlık suçları le etnik soykırım uygulamalarının üzerine örterek insanlığın vicdanından gizlemek için  sinsi ve  iki yüzlü  bu yalanlarını  pazarlama stratejisi olarak kullanmaktadır.  
Çin yönetiminin bu insanlık suçlarını bu iki yüzlü  yalanları ile  gizleme Stratejisi ana  başlıkları ile şunlardır ;
  1. Uygur Türklerinin geleneksel  giyimlerini kullanmalarını ve dini inançlarına uygun  kılık ve kıyafetlerini yasaklamıştır. Bunların en önemlilerinin başında Uygur milli kimliğini aksettiren baş giyimi  Doppa gelmektedir.
  2.   Doğu Türkistan’da Uygur Türklerinin binlerce yıllık kültürel ve dini kimliğini ortadan kaldırmak amacıyla, eşine az rastlanır bir asimilasyon ve baskı politikası yürütüyor.
  3. Temel insan haklarından olan  meşru hak ve özgürlükleri “dini aşırılıkçılık” ve “radikalizm” gibi genel geçer suçlamaların arkasına saklanarak hedef  almaktadır.
  4. Uygurlar, bizzat devlet eliyle küresel kamuoyundan gizlenmeye çalışılan bir insanlık dramına maruz bırakılıyor.
  5. Geleneksel kıyafetler, dini semboller ve en sıradan günlük yaşam pratikleri dahi Çin hükümeti tarafından doğrudan birer “suç unsuru” ve tehdit olarak kabul ediliyor.

Çin Yönetimi İnanç ve Kültürel Sembollere  Karşı   Sistemli Şekilde Ağır Darbeler Vurmaktadır

  • Sızdırılan  ÇKP üst yönetimi toplantı tutanakları,  gizli Polis ve diğer çeşitli  resmi belgeler ile dijital kanıtlar, Çin’in “radikalleşmeyle mücadele” adı altında yürüttüğü algı operasyonunun gerçek yüzünü gözler önüne seriyor.
  • Uygur Türk kadınlarının inançlarının ve kültürlerinin bir gereği olan geleneksel başörtüsünün yasaklanmasının ötesinde, Uygur kimliğinin en köklü simgelerinden biri olan geleneksel erkek başlığı doppa bile resmî raporlarda “hassas ve tehlikeli unsur” olarak damgalanmış durumdadır.
  •  Çin rejiminin Uygurlara yönelik baskı ve zulmü  o kadar kontrolsüz bir boyuta ulaşmıştır ki, logolarında veya kurumsal kimliklerinde doppa figürüne yer veren ticari işletmeler dahi ağır cezalara çarptırılıyor.
  • Bu kültürel mirası yaşatmakta ısrar eden Uygur  bireyler ise dijital gözetim mekanizmalarıyla fişlenerek sistematik takibe ve açık hedef haline getirilmeye mahkûm ediliyor.
Çin’in İnsanlık suçlarının Gizlemede Kullandığı  İkiyüzlü Pazarlama Stratejisi
  1.  İnsan Hakları Gözlemevi(HRW) ile Uluslararası Af Örgütü(Aİ) başta bir çok Uluslararası gözlemciler ve insan hakları savunucuları, Çin yönetiminin bu süreçte izlediği derin çifte standardı şiddetle eleştiriyor.
  2. Pekin, uluslararası arenada ve devlet güdümlü turizm kampanyalarında Uygur kültürünü “Sincan’ın egzotik ve renkli zenginliği” olarak makyajlayıp küresel bir pazar malzemesi haline getiriyor.
  3. Ancak aynı kültürel unsurları turistik birer tiyatro sahnesinde değil de, kendi özgür iradesiyle günlük hayatında yaşatmak isteyen her Uygur Türkü anında “aşırılıkçı” ilan edilerek cezalandırılıyor.
  4. Bu durum, bir halkın kültürel mirasını hoyratça metalaştırırken, o mirasın asıl sahiplerini ve yaratıcılarını asimile etmeye dayalı ikiyüzlü bir stratejinin açık kanıtıdır.
Çin’in “Terörle Mücadele” Maskesi Altında  Uyguladığı Kültürel Kıyım
  1. Bağımsız araştırmacılar ve uluslararası insan hakları örgütleri, Doğu Türkistan’da uygulanan bu amansız politikaları net bir şekilde kültürel soykırım olarak tanımlıyor.
  2. Çin’in resmi söylemde sığındığı “terörle mücadele”, “güvenlik” ve “mesleki eğitim merkezleri” gibi kavramlar, toplama kamplarını ve yürütülen sistematik kimlik kıyımını perdelemek için kullanılan birer propaganda aracından ibaret kalıyor.
  3. Çin yönetiminin Uygur kimliğinin en temel unsurlarını dahi suç sayan bu çok boyutlu baskı  ve zulüm çarkı, yalnızca bireysel özgürlükleri çiğnemekle kalmıyor; küresel toplumun gözü önünde bir halkın tarihsel varlığını topluca yok etmeyi amaçlayan vahim bir insanlık suçu olarak varlığını kayıtsızca  sürdürüyor.
Share
57 Kez Görüntülendi.