logo

trugen jacn

DOĞU TÜRKİSTAN,BİZİM MİLLİ DAVAMIZDIR !

Ahmet Sargın

Ahmet SARGIN

Doğu Türkistan’da milyonlarca Müslüman toplama kamplarında tutulurken hapishaneler Uygur ve Kazak Türkü Müslümanlar ile dolup taşıyor. Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz akla hayale gelmedik baskı ve işkencelere maruz kalıyorlar !

Uydu görüntüleri, Doğu Türkistan çöllerinde inşa edilen ve içinde yüz binlerce Uygur Türkü’nün tutulduğu toplama kamplarının son bir yılda tam 3 katına çıktığını gösteriyor.

Zalim Çin hükümeti, Doğu Türkistan bölgesindeki Müslüman nüfusu gözetim altında tutmak ve bastırmak için toplama kampları ve hapishanelerden oluşan büyük bir esaret ağı kurmuş durumda.

 Doğu Türkistan’da son iki senede gözaltı, tutuklama ve hapis cezalarında rekor artış kaydedildi.
Çin hükümeti sürdürdüğü sert güvenlik tedbirleri ile Doğu Türkistan’daki Müslüman kardeşlerimiz üzerinde baskı kurarken, ülkede sanıklara verilen hakların oldukça sınırlı olmasından faydalanılıyor.

Uygur Haber’in NYTimes ve Mepa News’ten aktardığına göre Doğu Türkistan’daki Çin mahkemeleri, yarısından fazlası Müslüman olan bölgede son yılların rekorunu kırarak 2017 ve 2018 yılında toplamda 230 bin kişiyi mahkum etmiş durumda.

Doğu Türkistan’daki mahkemeler sadece 2017 yılında 87 bin kişi hakkında hapis cezası verdi. Bu sayı önceki yılın neredeyse tam beş katı durumundadır. Tutuklamalar sekiz kat, kovuşturmalar ise beş kat artmış vaziyettedir. Doğu Türkistan’da sanıkların beş yıl ve üzeri hapis cezası alma oranı %87 iken, bu oran diğer bölgelerde %14’tir.

Doğu Türkistan nüfusu, Çin nüfusunun% 2’sinden daha azını oluştururken, tutuklananlar 2017’de tutuklamaların% 21’ini oluşturdu; bu oran, on yıl öncesindeki tutuklama oranından on kat daha fazladır.

Uzmanlar, insan hakları savunucuları ve sürgündeki Uygurlar, Çin polisi, savcısı ve hakimlerinin uyum içinde çalıştığını belirtirken, bölgedeki Müslümanların Çin Komünist Partisi’nin sadık bir kölesi yapılmaya çalışıldığının altını çiziyorlar. 

Tutuklamalar genellikle asılsız suçlamalar ile gerçekleştiriliyor. Bir kez mahkumiyet kararı verildiğinde mağdurlar izole edilmiş, tesislerde taciz ve ağır cezalar ile karşı karşıya kalmış oluyorlar. 

Toplama kamplarında esirlerin Komünist Partisine olan sadakatlerini göstermeleri isteniyor! Direnç gösterenlerin mahkumiyeti belirsiz bir tarihe kadar uzatılıyor.

“İdam oranları diğer tüm ülkelerden fazla”
2017 yılında Doğu Türkistan’daki Çin mahkemelerinde 147,272 duruşma gerçekleşti. Ve bu dosyalarda sadece 22 kişi suçsuz bulundu. Bunun sonucunda bölgedeki hapishanelerde popülasyon arttı.
2018 yılında ise 133,198 kişi cezaya çarptırıldı. Hükümlülerin çoğu uzun yılları kapsayan hapis cezaları aldılar.

Doğu Türkistan’da çok sayıda geniş hapishaneler bulunuyor, bunların bir çoğu yeni yapılmış. 2017 yılında hükümetin bölgesel hapishane bütçesi ikiye katlandı, mevcut hapishaneler ise genişletildi. Bölgeden haber geçen Radio Free Asia servisi, mahkumlarla dolu trenlerin Çin’in diğer bölgelerine taşındığı bilgisini paylaşmıştır.

Uydu görüntülerini analiz eden bir sosyal medya kullanıcısı, Doğu Türkistan’da 23 adet ceza ve infaz kurumu bölgesi tespit etmiştir. Çin hükümetinin toplama kampı olarak da kullandığı bu yapılar çok sayıda duvar, çit ve gözlem kuleleri ile çevrilmiş durumdadır. 2016 yılından itibaren 9 yeni hapishane inşa edilmiş, 12 hapishane ise genişletilmiştir.

Doğu Türkistan davasına sahip çıkmak ve el uzatmak bizim milli meselemizdir. Doğu Türkistan meselesi tüm insanlığın meselesidir. Çin, bölgeyi uluslararası sivil gözlemcilere açmak zorundadır. Yaptıkları insanlık suçudur. Çin yönetimi, Müslüman Uygur Türklerini asimile etme politikasından vazgeçmelidir. 

Doğu Türkistan’da yaşayan Müslüman halkların temel hak ve hürriyetlerinin korunması insani bir görevdir. Bu dava sadece Doğu Türkistanlıların değil, tüm İslam aleminin ve insanlığın davasıdır. 
 Doğu Türkistan davası Türkiye’nin de milli davasıdır. Türkiye’nin Doğu Türkistan siyaseti belirlenmelidir. 

Doğu Türkistan davasının öncelikle İslam dünyasının gündemine alınması ve İslam ülkeleri arasında ortak bir dil ve eylem oluşturulabilmesi için Türkiye’nin organize ve ev sahipliğinde bir Uluslararası Doğu Türkistan Konferansı toplanmalıdır. Türkiye tüm diplomatik, siyasi, ekonomik ve ikili ilişkilerini bu konferansın başarılı olması için kullanmalıdır.

Doğu Türkistan’da yaşananları tespit edebilmek amacıyla uluslararası bağımsız bir inceleme heyeti oluşturularak acilen bölgeye gönderilmelidir. Heyetin bölgede sadece başkent Urumçi’de değil, diğer şehirlerde de incelemeler yapabilmesi sağlanmalıdır. 

İnsani yardım çalışmalarının önündeki tüm engeller kaldırılmalı, Doğu Türkistan’ın her noktasına da yardım dağıtımları götürülmelidir. İslam dünyasından sivil toplum kuruluşları bölgede insani yardım adına ofislerini açabilmelidir.

Asya, Ortadoğu, Avrupa veya Afrika’da; Türk Cumhuriyetlerinde, her nerede olursa olsun sivil ve resmî otoriteler, parlamentolar, STK’lar, uluslararası mahkemeler, uluslararası yapılar, Çin zulmüne karşı harekete geçirilmelidir.

Dünya kamuoyu bölgede yaşananlar hakkında sağlıklı bilgi edinememektedir. Bölgenin medya kanalları ve insan hakları örgütleri ile sürekli irtibat halinde olması sağlanmalı; bağımsız bir haber ajansı kurularak Doğu Türkistan meselesi ile ilgili veri paylaşımı yapılmalıdır.

Doğu Türkistan meselesinin çözümüne uluslararası hukuk alanında katkı sağlamak için bu alanda uzman hukukçulardan oluşan bir uluslararası hukuk platformu kurulmalıdır.

Doğu Türkistanlı aydın, yazar, lider veya diğer önemli şahsiyetler desteklenmelidir. Doğu Türkistan’da cezaevinde olanlar dahil bu özellikteki kişilerin dünyaca tanınmaları sağlanmalıdır.

Sözün özü: Doğu Türkistan davası bizim asli davamızdır. Partiler ve siyaset üstü bir konudur. Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz bizim öz kardeşimiz olup, yardıma, desteğe ve sahip çıkılmaya muhtaçtırlar. Doğu Türkistanlıların haklı davalarına sahip çıkıp onların yanında olduğumuzu haykırmak zorundayız. Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin zalim Çin hükümeti elinde asimile edilmelerine, baskı ve işkencelere tabi tutulmalarına seyirci kalamayız, kalmamalıyız…Türkiye’nin bağımsızlığını ve uluslararası hukukunu da koruyarak bu esaret zincirini ne pahasına olursa olsun kırmak zorundayız! 

KAYNAKÇA: 1- Uluslararası Haber Ajansları, 2- Ulusal Haber Ajansları,3- İHH Doğu Türkistan Raporu, 4- Abdullah Oğuz- Doğu Türkistan için Neler Yapabiliriz? 5- Gökbayrak Dergisi, 6- Doğu Türkistan da Neler Oluyor: Euronews, 7- Doğu Türkistan dernekleri basın açıklamaları    

Cumartesi Şiirleri

” İşgalci Çin’in Doğu Türkistan’da Katlettiği Mazlumların Anısına ;

TÜRKİSTAN DESTANI
Türkistan dağlarında sümbüller açar,
Kardeşim kan ağlar kardeşim naçar,
Zalim her gün mazlum kanları içer,
Bu zulmün de sonu gelsin Allah ’ım

Kurtar Türkistan ’ı gülsün Allahım.
Şahinler yurdunu baykuşlar sardı,
Gönlümüzde hasret hürriyet vardı,
Bak nice yetimler öksüz ağlardı,

Bu zulmünde mehli bitsin Allah ’ım,
Zulmün kanlı ehli bitsin Allah’ım.
Mevlanın yadı yok ezanlar sustu,
Zalim üstümüze kanlı kin kustu,

Allah diyenlere vardır bin kastı,
Bu zulüm deryası çöksün Allah’ım,
Ebabil taşları döksün Allah ’ım.
Gönlümüzde yaşadık hürriyetin zevkini,

Şehadetle yaşadık biz her işin fevkini,
Yaşadık kahramanca biz ölmenin şevkini,
Gönder yiğitlerini acı dursun Allah ’ım
Zalim kendi içinde kendin vursun Allah’ım.

Kıymeti bilinmezse bir cevher hürriyetin,
Hep bedel ödeyecek o mazlum zürriyetin,
Şehadete yönelsin en mukaddes niyetin,
Niyetlerimiz güzel halis olsun Allah ’ım,
Şu koca cihana akis olsun Allah’ım…

Mazlum Doğu Türkistanlı Kardeşlerimizin dramatik durumunu dizelere dökerek bizimle paylaşan Nevşehirli Şair Musa DOĞRUER(Teslimi)’ye sonsuz teşekkürler . 12 Aralık 2019

Share
381 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ