logo

trugen jacn

DOĞU TÜRKİSTAN’IN GELECEĞİ İÇİN UYGUR TÜRKLERİ OLARAK YAPMAMIZ GEREKENLER

Dr. Ferhat Kurban TANRIDAĞLI
Doğu Türkistan davası ve Uygurların geleceği için Türk Dünyasından yardım beklerken, İslam aleminden ilgi umarken, insanlıktan duyarlılık ararken Önce Uygur Türkleri olarak kendimiz neler yapmamız lazım?
Günümüz şartlarında öncelikli olarak yapılması gerekenleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz ;

1.Kaybolan değerler – Samimiyet, Sadakat ve Öz güven duyguları yeniden tesis edilmeli.

Bugün Doğu Türkistan’da Çin’in görünen zulmü dışında , bir de Çin’in bilinçli bir şekilde desteklemesi ile çarpık dini akımların yayılması üzerine ortaya çıkan dini görüş ayrılıkları toplumu bölmektedir. Bunun tipik örneği ise: ‘’Cennet Anaların ayaklarının altındadır” hadis-i şerifini hiçe sayarak , Anasını ,bacısını , toprağını Çin zulmüne terk edip, cennet kapısını “Dar’ul-Harp” olan Suriye ‘de aramak gerektiğine ve bunun bir ’’ İslami cihat’’ olduğuna inanmış Uygurların olduğu bir gerçektir.
Bugün itibari ile Doğu Türkistan’ın ve Uygurların birinci ihtiyacı , gerçek ve öz İslami terbiyenin düzenli bir şekilde yürütülmesidir. ‘’Din – samimiyettir’’ , ’’Yaratılanı sev Yaradan’dan ötürü’’, ‘’Hiç ölmeyecekmiş gibi çalış, yarın ölecekmiş gibi ibadet et’, ‘’Allahtan umut kesilmez’’ gibi yalın, yaşama bağlayıcı, sevgi ve sorumluluk aşılayıcı felsefelerle topyekun ruhi temizlik yapılmalı , insanlar manevi uyuşukluktan kurtarılmalıdır. Uygurların Kara hanlılar devleti döneminde İslam’ın bayraktarlığını yaptığı gerçekleri hatırlatılmalı ve böylece bu topluluğun özgüvenini yeniden kazanmaları sağlanmalıdır. Bu konu günümüz şartlarında Doğu Türkistan topraklarında doğrudan işlenemeyebilir. Yurt dışında yaşayan Uygurlar bu konuda öncülük yapmaları gerekmektedir.
Bu alt yapılar ile birlikte Uygurlar topyekun kendilerine bir söz vermeleri gerekmektedir:’’ Ben Uygurlara ve soydaşlarıma zarar verecek iş yapmam, söz söylemem’’. Bunu kontrol edecek bir mekanizma yok, ama “Din samimiyettir” düsturu ile her Uygur kendi vicdanını denetlemeli, yaradan ‘ın her şeyi gören olduğunun idraki içinde hareket etmeli, kendi kendine verdiği sözü Allah rızası için tutmalı.
Bugün her Uygur’un ailesinde, sülalesinde ve ya arkadaş çevresinde Çin hükümeti tarafından haksız yere tutuklanmış. katl e uğramış, zindana atılmış , kaybolmuş birileri mutlaka vardır. Her kes kendi evladının , ailesinin geleceğini düşündüğü zaman bile bu samimiyetin tesis edilmesinden başka bir çare olmadığını, aksi halde kaybolup gideceğimizi anlayacaktır. Her kesin birey olarak ayrı ayrı kahramanlık destanları yazması beklenemez. Ancak bireysel olarak hiç bir engel tanımadan pasif şekilde yapılabilecek şeyler vardır: Örneğin Yarada ‘na, doğurana , doğduğu topraklara, milletine karşı Samimiyet ve Sevgi beslemek, ait olduğu topluma hatta insanlığa karşı sorumluluk duymak gibi temel insani değerleri özümsemek ve benimsemek bunların başında gelir.

 2.Uygurlar olarak Milli ve Manevi kimlikler arasında denge kurmayı , mekana zamana göre kimliklerini ifade etmeyi öğrenmeliyiz.
Bilindiği gibi Uygurlar Adem ile Havva’nın çocukları olarak İnsandırlar. . “Dokuz Oğuz on Uygur ” tabiri ile Türk’türler . 932 yılında Sultan Satuk Buğrahan’ın İslamiyet’i kabul etmesinden beri de Müslümandırlar. Bu kimlikler bir birini tamamlayan kimlikler olup, arasında keskin seçim yapmak, hatta birinde abartılı bir şekilde ısrar etmek Uygurları parçalar, Uygurların tarih sahnesinden silinme sürecini hızlandırır.
Tarihten ders alıp milli ve manevi kimliklerimiz arasında denge kurduğumuz zaman toplumun ortak noktası çoğalır, toplumsal barış sağlanır. Özellikle dini konularda Uygurlar kendini başkalarından daha fazla dindar görmeye, insanları dini vecibelerini yerine getirip getirmediği ile ve ya getiriş şekli ile değerlendiremeye , ahkam kesmeye ve toplumu dinli dinsiz diye bölmeye kısacası Allah’ın işine karışmaya yeltenmemeli. Çünkü ibadette , kabahat ta gizlidir. Sessiz, gösterişsiz şekilde dini vecibelerini yerine getiren müminler de az değildir. Her kes kendine sahip çıkmalı, dini konularda kendi sorumluluklarını yerine getirmeye özen göstermelidir. Dini konularda Türkiye örnek alınmalıdır.
Bu noktadan hareketle bugün Doğu Türkistan konusunu anlatırken de mekan zamana dikkat etmeliyiz.
İslam dünyasına hitap ederken Uygurların Müslüman olarak İslam tarihine ve medeniyetine yaptığı katkıları dile getirilebilir ve bu şekilde İslam dünyasından Uygurlara sahip çıkmaları , özgürlük davasına destek vermeleri istene bilir.
Türk Dünyasına hitap ederken Uygurların Türk Milletini oluşturan en temel unsur olduğu vurgulanabilir, Türk kültürüne verdiği katkılar hatırlatılabilir, Türk Dünyası ailesinde Uygurların önemi vurgulanabilir, Uygurların var olma mücadelesini Türk Milletinin ortak davası olarak benimsemenin günümüz Türk Dünyasının vicdani borcu, Milli vazifesi olduğu telkin edilebilir.
Avrupa’ya , Amerika’ya, Asya’daki Müslüman olmayan topluluklara hatta Çin halkına hitap ederken Uygurların 30 milyon nüfus ile insanlık ailesinin bir ferdi olduğu , İnsanlığın kadim medeniyet tarihinde ciddi katkıları olduğu vurgulanabilir. Bugün Çağdaş dünyanın ortak kabul ettiği evrensel hak hukuk çerçevesinden bakıldığında insan hak hukuklarının Çin hükümeti tarafından gasp edildiği , eğitimde, istihdamda, gelir paylaşımında fırsat eşitliği tanınmadığı gibi acı gerçekler dile getirilerek, Çağdaş dünyanın dikkati çekilebilir

3.Diasporadaki Uygurlar bütün imkanlarını toplayıp Uygur Müzeleri, kültür-Sanat Merkezleri açmamız , folklor gurupları kurmamız lazım.
Müslümanlık Uygurlarla birlikte 1.6 milyar insanın ortak manevi sıfatı olup ortak bir manevi kimliktir. Uygurları özel kılan ve daha büyük kitlenin dikkatini çekecek ve özgürlük davasında haklı olduklarına dünyayı ikna edecek olan ise kendine özgü kültürü, sanatı, tarihidir. İnsanlığın kültür hazinesine sağladığı katkılarıdır. Örneğin Turfan’da bulunan Kariz medeniyeti, ‘’Uygur 12 makamı’’ gibi.
Kültürel tanıtım her hangi bir siyası görüşe ait olmadığı için dünyanın çeşitli rejimlerinde, siyası iktidarları görüşlerine takılmadan, hiç bir rejimi ve ya hükümeti Çin devleti nezdinde zora sokmayacağı için de daha kolay izin alına bilecek bir yöntemdir. Aslında kültürel tanıtım insanların bilinç altına hitap edecek en kalıcı, en geniş kitleye ulaşılan, beyinlerde sadece sempati ve sevgi uyandıran bir propaganda yoludur.
Bugün dünyanın çoğu Başkentlerinde Uygurlar yaşamaktadırlar, ama başta İstanbul olmak üzere bir Uygur müzesi henüz yok.
Biz önce kendimiz kendimize sahip çıkmalıyız, derdimizi net, berrak ve sevimli bir biçimde dünyaya anlatmalıyız. Onun için kültürel tanıtım hizmetlerine hep birlikte ağırlık vermemiz lazım. Bireysel olarak ta evlatlarımızın eğitimini birinci vazife edinmemiz lazım. Bütün sahada yetişmiş Uygurlar olmalı, dünyaca ünlü bilim adamları , sanatkarlar, sporcularımız olmalıdır.
4. Uygurların insanlık medeniyetine yapmış olduğu katkıları gün yüzüne çıkartılmalıdır.
Tarih yapmakla, keşifler yaratmakla birlikte yazmaya kayda geçmeye önem vermediğimiz için başta ütü pusula, saman kağıt gibi keşifler hep Çin keşfi olarak dünyaya lanse edilmiştir. Bizim Legmen adını verdiğimiz ve Marcopolo’nun Türkistan’da gezdiği zaman öğrenip götürdüğünü açıkça yazdığı makarnanın da Çin’e mal edilmesi tam bir haksızlıktır. Bugün Çin halkının kullandığı çoğu çalgı aletlerinin binlerce yıl önce Uygurlardan geldiği Çin kayıtlarında açık açık yazmaktadır
Uygurların insanlık medeniyetine verdiği ama sahiplenemediği ne kadar değer varsa bir bir ortaya çıkartılmalı, bunun için başta Çince kaynaklar olmak üzere Arapça, Farsça, Rusça Türk tarihi ile ilgili ne kadar eser varsa bu bilinçle yeniden taranmalıdır. Uygur akademisyenler bu konuları kendilerine farz gibi önemli görev edinmelidir. Bu yol ile dünyaya Uygurların ağırlığını ve önemini anlatmamız , Uygurların kıyamete dek insanlık ailesinin şerefli bir ferdi olarak yaşamasını temin etmek için çaba harcamamız gerekmektedir. Uygursuz bir Türk Dünyasının mayasız hamur gibi tutmayacağın dolayısı ile Uygursuz bir İnsanlık aleminin buz üstüne inşa edilen bir bina gibi çökeceğine bütün dünyayı ikna etmemiz lazım.
Doğu Türkistan davasını ağlama duvarı olmaktan çıkartmalıyız. İnsanlığa boyun bükeceğimize tarihten beri insanlığa verdiklerimizin hesabını sormalıyız, bununla birlikte insanlığa haykırmalıyız ;

Biz zavallı bir Millet değiliz, Biz tarihten beri insanlığın gelişmesi için katkılarda bulunduğumuz gibi bundan sonra da daha nice katkılarımız olacak, yeter ki insani hak- hukukumuz  gasp edilmesin, özgürlüğümüze kast edilmesin, eşit şartlarda insanlığın medeniyet yarışmasında bengü varız !!!

Share
1405 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ