logo

trugen jacn

ÇİN’İN DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ İSLAMFOBİ KORKUSU

başparmak
Wall Street Journal(Ramazan Ayı ve Uygur Bölgesi)  15 Haziran 2017

Pekin, ülkenin batısındaki Doğu Türkistan (Sincan) topraklarında İslam’ın barışçıl bir yaşam uygulaması olan Orucu yasaklıyor ve Ramazan ibadetlerini bir kez daha kısıtlıyor. Bu yıl hükümet çalışanlarının, arkadaşlarının ve ailelerinin oruç tutması ya da Müslümanlar için kutsal olan Ramazan ayı ibadetlerini engelleyip yasakalamış bulunyor. Dünya Uygur Kongresi’ne göre “Beş Şeyde Birlikte” kampanyası gereğince Çinli Polis ve memurlar Müslüman Uygurların oruç tutmalarını engellemek için Müslüman Uygur azınlığın evlerinde birlikte yaşıyorlar.
Doğu Türkistan’da Çin yönetiminin baskı ve yasakalamalarındaki bu aşırı tırmanış, Tibet’i beş yıl çalıştırdıktan sonra Ağustos ayında Sincan Komünist Partisi sekreteri olan Chen Quanguo’nun gelişinden ve onun Uygur bölgesinde uygulamaya koyduğu baskıcı uygulamalardan kaynaklanıyor . Hükümetin bölge halkını yakından izlemesi ve onları kontrol için Tibet’te başlattığı ve öncülük ettiği “Asker tarzı sosyal yönetim” adı verilen kolektif cezalandırma sistemini Uygur bölgesinde de başlattı.
Çin Devlet medyasına göre, Uygur bölgesinin güvenlik bütçesi 2016 yılında % 19.3 artarak 4.4 milyar dolara çıktı ve bölge’de güvenliği sağlamak için 30 bin yeni polis ve Yardımcı Polis istihdam edildi.000 Şubat ayında bölgenin tek ve tartışmasız hakimi ÇKP.genel sekreteri Chen, bölge’de güvenliği sağlamak için Güvenlik güçlerine “acımasız” olmaları talimatını verdi. Bölge’de konuşlu Çin Askerleri ile Polislerine (Çin Halk Kurtuluş Ordusu) “Teröristlerin cesetlerini ve terörist çetelerini yeniden başlayan halkın terörle savaşı kapsamında hepsini toptan Teröristlerin atıldığı denizine gömmeye” çağırdı. Bu arada halkın Kalpleri ve zihinlerini kazanmak için çok fazla çaba gösterilmesinin gerekli olmadığını de özellikle bildirdi.
01 Nisan 2017’de yürürlüğe giren “Acımasız Aşırılığa Karşı Acımasızca Savaş” yasası ile Müslüman Uygur hanımların dini inançlarına uygun olarak vucutlarını örten uzun elbiseler iletesesürlü kıyafet, peçe vebenzeri dini içerikli kıyafetler giyilmesini ya “anormal Giyinme ” olarak ilan etti.Ayrıca,erkeklerin sakal bırakmalarını de yasadışı ilan etti. Müslüman Uygur ailelerin (Ebeveynlerin), başta İslam Peygamberinin adı olan Muhammed ismi başta İslam dinini çağırıştıran isimilerin yeni doğan çocuklarına verilemeyeceğini açıkladı.Ayrıca Uygun Müslümanlar bu gibi “aşırı amaçlı dini” isimler vermeyecek ve çocuklarını Müslüman inancına uymaya teşvik edemeyeceklerini de bu yasanın bir maddesi olarak açıkladı.
Bütün Uygur bölgesi sakinlerine daha önce verilen pasaportlarını geçen yılın sonlarına kadar Polis Merkezelerine teslimi etmeleri istendi. Yeni Pasaport baş vurularında DNA örneği verme zorunluluğu getirildi .
Uygur Bölgesinde alınan diğer tedbirleri ise şöyle sıralayabiliriz ;
1. binlerce asker ve polisin katıldığı Terörle mücadele tatbikatları, güvenlik kuvvetleri ve servislerinin güç ve göde gösterileri
2. Otomobillere uydu izleme cihazlarının yerleştirilmesi ve vatandaşların yönetim tarafından sürekli izlenmesi
3. Öğrencilerin Cuma namazına katılmalarını önlemek için zorunlu sportif ve kültürel faaliyetler düzenelemek.
4. Sakal bırakan Müslüman erkekler ve dini inançlarına uygun kıyafetler giyen örtünen Müslüman Kadınları ihbar edenlere çeşitli para ödülleri ihdas etmek.
5. Çin yönetiminin Uygur bölgesindeki Müslüman nüfusu üzerindeki kontrol ve denetimi dinin çok çok ötesine geçmiştir.
6. Okullarda Uygurların kendi Ana dillerinin kullanımı,öğretilmesi ve eğitimi yasaktır. Uygur çocukları daha kreş ve ana okulundan itibaren Çin dili öğrenmeye zorlanmaktadır.
7. Bölgenin gelişmesi ve kalkınması sürecinde etnik ayırımcılık yapılmaktadır. Uygurlara verilen veya tanına ekonomik fırsatlar çok sınırlı olup,yok denecek kadar azdır.En iyi fırsatlar ve işler bölgeye göç ettirilen ehtik Çinli göçmenelere verilmektedir.
8. Merkeziu Çin’de yaşayan etnik Han Çinlilerin Doğu Türkistan’a(Xinjiang’a) göç ederek taşınması için onlara çok özel ekonomik ve sosyal imkanalar ,ev ve iş temin edilerek ve diğer teşvik edici imkanlar tanınarak teşvik edilmektedir.
9. Bölgede yaşayan etnik Müslüman Uygurlara fikir ve düşüncelerini ve yönetime olan tepkilerini barışçıl yollarla ifade etmeleri ve açığa vurmaları sert önlemeler ve aşırı güç ile engellenmektedir,Muhalefete hiçbir şekilde tolerans gösterilmemektedir.
10. Uygurların hukuku ile anayasal haklarını savunan ve bir nev’i onların sözcüsü olan Pekin Merkezi Milletler(Minzu) Üniversitesi öğretim üyesi Doç.Dr.(Yard.Profesörü) Ilham Tohti, düşünce ve taleplerini sözlü ve yazılı olarak barışçıl yollarla dile getirdiği için “ bölücülüğü teşvik ettiği suçlaması ile 2014’te ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştır.
11. Bölgedeki adaletsiz ve eşit olmayan ekonomik,siyası uygulamalar ve bunun sonucu meydana gelen etnik çatışmalar sonucu 05 Temmuz 2009’da başkent Urumçi’de Uygurların Han Çinlilerine karşı dağınık ve kişisel saldırıları daha sonra topyekün bir ayaklanmaya dönüşmüştür. Çin yönetimi bu etnik çatışmalarda yaklaşık 200 kişinin hayatını kaybettiğini ve 2 bin kişinin yaralandığını açıklamıştır.
12. Hotan şehrinde yaşayan üç kişilik bir aile kendi evlerinde topluca dua ettikleri için cezalandırılmak istenmiştir.Bunun üzerine aile bireyleri kesici aletler ve bıçaklarla etnik Çinili göçmenlerin oturudukları yerleşim bölgesine giderek etnik Çinli göçömenlere saldırmış ve 5 Çinliyi öldürmüştür.Bu saldırıda 10 kadar kişinin de yaralandığı açıklanmıştır.
13. Pekin yönetimi Uygur bölgesindeki bu saldırıların yurtdışındaki terörist gruplar ile bağlantılı olduğunu ve onlar tarafından yönetildiğini iddia etmektedir. Ancak,bu tür saldırıların kixşisel veya küçük guruplar tarafından yapıldığı görülmektedir.Ayrıca.bu saldırıları planlayan kişi veya küçük aile-gurupların çok basitçe ve çok kötü bir şekilde planlandığı ve porofesyonel olmayan bir şekilde gerçekleştirdikleri anlaşlmaktadır
Ancak Çin yönetiminin Uygurların terörist eylemlerinden duyduğu endişe ve korkuları ileride kendini kanıtlayan bir kehanet haline gelebilir. Uygurlar ülkelerini terk ederken bazıları radikalleşmiştir. İslam Devleti(DAİŞ)’nın geçtiğimiz Şubat ayında bir video görüntü yayınlayarak Uygur savaşçıların ileride Çin’i bir kan gölüne çevireceği yolunda tehdit etmiştir. Hükümetin İslam karşıtı politikaları, Endonezya gibi Müslüman ülkeler tarafından ve bu ülke halkları arasında Çin’e karşı öfkelenemelerine neden olmaktadır.
Bütün bunlara rağmen, Çinli yetkililer Doğu Türkistan’daki küçük ve basit her türlü şiddet olayına karşı orantısız aşırı güç kullanarak karşı koymaya ve cevap vermeye devam ediyor.
Çin yönetimi, tarihsel olarak ılımlı bir dini yol izleyen Müslüman Uygurların İslam dininin ılımlı ve barışçıl uygulamasını kısıtlayarak,  bölgedeki iç barış ve istikrarı tehdit eden tehlikeli bir yol izliyor.

 

NOT : 15 .06.2017 tarihinde ABD’de “The Wall Street Journal” gazetesinde  “Ramazan Ayı ve Uygur Bölgesi” adı ile yayınlanan bu yazı TİLMAÇ tarafından Türkçeye aktarılmış ve yayınlanmıştır. 

Share
438 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ