logo

trugen jacn
28 September 2016

İLK TÜRK UÇAĞINI YAPAN V. HÜRKUŞ’UN TORUNU BATJARGAL’İN DOĞU TÜRKİSTAN MACERASI

Vecihi Hürkuş resimleri ile ilgili görsel sonucu

M. LEVENT KAYA

2012 güzünde Sibe-Mançu dili çalışmak üzere Doğu Türkistan’ın Kazakistan sınırındaki Gulca şehrindeki İli Pedagoji Üniversitesine gitmiştim. Burada kaldığım süre benim için son derece harika deneyimlerle dolu. Bunlardan biri sınır ötesi.
Okula gittiğim ilk haftadan Moğol hocalarla tanışmıştım. Çin idaresi altındaki bölgelerde yaşayan Moğollar çok dürüst ve duygusal insanlardır. Toplam sayılarının hemen yarısı artık Moğolca konuşmuyor. Bu iki neden bir araya gelince, dillerini konuşan bir yabancı tanıdıklarında ona kırk yıllık arkadaşları kadar yakın davranıyor ve ellerinden gelen yardımı yapıyorlar.
Bunlardan biri üniversitenin biyoloji öğretmenlerinden Bayartai hoca. Bayartai hoca çocukluğundan beri Uygur okullarında okuduğu için süper Uygurcası var. İlk tanıştırıldığımızda bana Gulca’da Moğolistan’dan yakın zamanda gelmiş Batjargal adında biri olduğunu söylemişti. Bunu işitince Batjargal’ın Moğol olduğunu sandım; bunun üzerine aslında Amerikalı olmasına karşın onu bu adla tanıdığını, gerçek adını bilmediğini anlatmıştı.
Bu görüşmeden kısa süre sonra bir akşam, tam da Kazakistan’dan değişim programı için gelmiş öğrenci arkadaşlarla köfte partisi yapmış, sofradan yeni kalkmışken Bayartai hoca arayıp Batjargal’ın evinde olduğunu söyleyerek beni de çağırdı. Kazak arkadaşlardan izin isteyip ayrıldım. Zaten üç sokak yukarıda, üst sıranın en dipteki apartmanı olduğu için kısa sürede oradaydım. Kapıyı Bayartai hoca açıp beni içeri buyur etti. Salona girdiğimde Batjargal ayakta beni karşılıyordu. Bana “Merhaba, hoş geldin. Ben Davut” dedi… Türkçe. Doğal olarak “Demek Türkçe de biliyorsun” diye karşılık verdim. “Evet, ama çok az” dedi ve konuşmanın arkası Moğolca geldi.
Bundan sonra Batjargal Davut ile iyi arkadaş olduk. Arada görüşüp “İlan Boo” diye bir “hogo”ya gidiyor, çıkınca KFC’de dondurma yiyorduk. Bu arada onu birkaç Uygur arkadaşımla da tanıştırdım. Batjargal bizim Türkçeyi çok iyi bilmiyorsa da Kazakça ve Uygurcaya çok hakimdi ama Çince hemen hiç bilmiyordu.
Zaman içinde konuştukça Batjargal’ın Kaliforniya’daki aile evinde hep Türkçe konuşulduğunu öğrendim. “Babaannem çok yaşlandı. Bu yüzden annem ve babam onu yalnız bırakmak istemiyor ve gönlü olsun diye evde hep Türkçe konuşuyorlar” dedi. Zaman içinde bir ablasının Moğolistan’da Hövsgöl’de bir doktorla evli olduğunu, bir ağabeyinin de Ulaanbaatar’da bir şirkette çalıştığını öğrendim. Kendisi de Gulca’da özel bir lisede İngilizce öğretmenliği yapıyordu.
Biraz ara verelim: bizim millet çok zeki olduğu için bazı şeyleri güzel ezberlemiştir. Bu tür durumlar olunca Batjargal ve ailesinin toptan “ajan” olduğuna karar verilir. Ne yazık, ben o kadar zeki olamadığım için aklıma bunu getiremedim. Ama elbette Batjargal’ın ailesinin Amerikan standartlarına hiç uymadığı açık bir gerçekti ve bundan söz ettik. Yine elbette bir gün şu “evde Türkçe konuşma” konusu açıldı. Bana olanları şöyle anlattı:
“Babaannem üniversite için Amerika’ya gidip, okul bitince evlenip yerleşmiş. Babam büyüyünce mutlaka Türkçe öğrenmesi gerektiğine karar vererek İstanbul Üniversitesine kaydolmuş. O sırada annemle tanışmış.”
Mecbur araya girip annesini sordum; “Annem Hollandalı, Türk değil. Ama o da Türkçe okuyormuş” dedi ve devam etti.
“Bu ikili evlenip Kaliforniya’ya yerleşmiş. Bir süre sonra yalnızca İstanbul Türkçesinin yeterli olmadığına karar verip Kazakça öğrenmenin yolunu aramışlar. Kazakistan’a gitmeye çalışırlarken biri ‘orada şu anda herkes Rusça konuşur. Ama sınırın öte yakasında, Uygur özerk bölgesinde Kazaklar da var Uygurlar da ve hepsi kendi dilinde konuşur’ diye akıl vermiş. Böylece Ürümçi’de İngilizce öğretmenliği işi ayarlayıp oraya yerleşmişler.”
Batjargal altı kardeşin biri ve ağabey-ablası gibi kendisi de Ürümçi’de dünyaya gelmiş. “Uzun zaman burada yaşadık ama Ürümçi’deki Çin nüfusunun artmasıyla ortam değişmeye başladı. O sırada Bayan Ölgii’de Kazaklar yaşadığını ve günlük yaşamın Kazakça yürüdüğünü öğrendik. Bunun üzerine hemen oraya geçtik.” Moğolistan macerası da böylece başlamış.
Bu sırada Batjargal’ın resmi adının Joshua Maxon olduğunu öğrendim. Yalnızca onun değil, bütün ailesinin öyküsü film gibi gerçekten.
Bu arada Joshua da Türkçe öğrenmek için bir dönem İstanbul Üniversitesinin programına katılmış. İşte Davut adı o dönemden kalma. Bu sırada babaannesinin Moda’da yaşayan kız kardeşinde kalıyormuş. “Babaannemin sağlığı çok iyi değil, ama Moda’daki teyzem hâlâ çok dinç” dedi bana.
Mütevazı, dost canlısı bir genç Joshua Batjargal Davut Maxon. Romanlarda ve filmlerde böyle sıra dışı yaşamı olanlar hep çılgın tipler olur ya, işte öyle değil. Neyse, ben çoğu Türk vatandaşı kadar zeki olamadığımdan hâlâ “ajan mı?” konusuna takılmıyordum. Üniversitede İngilizce dersleri veren, bu arada kendi de Çince çalışmalarını yürüten bir İngilizce, yanında da eşi ve sapsarı ikiz kızları vardır. Yılbaşı tatili dolayında bir akşam bizi evine davet etti. Kek, bisküvi yeyip kahve içerek Çin, Gulca, Ürümçi, Uygurların durumu, Asya’daki deneyimlerimiz, Çin dilinin özellikleri (o akşam Çin dilinin ses yapısı hakkında çılgınca şeyler öğrendim) ve bir sürü konuyu deştik.
Ele aldığımız konulardan biri, nereden oraya geldiysek, soyadları idi. Kimliğimde soyadımın “Kaya” olarak yazdığı, ama memlekette sülâlemin “Kadıllıoğulları” olarak bilindiği ve soyadı kanunu sırasında nüfus memurlarının süper buluşlarından konuşuyorken, saat 10 buçuk yönümde oturan Joshua “benim dedem kendi soyadını kendisi seçmiş” diye mırıldandı. Aramızda bir metre olmamasına karşın zor işittiğim bu söz üzerine konuşmama nokta koyup aslında belki de gayet umursuz bir biçimde “ne seçmiş?” diye sordum, hafifçe de burnumun ucundan. Yine aynı sükunet içinde “Hürkuş” dedi bana.
Elbette salondaki kimse bir şey anlamamıştı ama o umursuz havamdan sıyrılıp adeta koltuğumdan düşercesine ileri atılmam arasında salise bile geçmemişti. Haykırarak “Ne?!!!!!!!! Vecihi Hürkuş senin deden mi?” diye sordum.
Vecihi Hürkuş’un makine mühendisliği okumak için Amerika Birleşik Devletlerine gidip, okul bittikten sonra evlenerek oraya yerleşen kızının torunu Joshua Batjargal Davut Maxon benim çok yakın bir arkadaşım.
“Ajan” kaygısı ne oldu?

Share
595 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ