logo

trugen jacn

ÇİN’İN UYGUR OPERASYONUNUN ŞİFRESİ : “GÖĞE UÇSALAR BİLE AYAKLARINDAN YAKALARIM!”

Çin'in sınır ötesi 'Uygur' operasyonu deşifre oldu: "Göğe uçsan bile ayaklarından yakalarım"UYGUR HABER VE ARAŞTIRMA MERKEZİ(UYHAM)

ABD merkezli Komünizm Kurbanlarını Anma Vakfı, Çin’in işgalindeki Doğu Türkistan’da  ve diasporada yaşayan Uygurlara yönelik  insanlık ve etnik soykırım suçları yayımladığı “Çin’in sınır ötesi  Uygur Soykırım  operasyonun deşifresi : “Göğe uçsan bile ayaklarından yakalarım” başlığı ile bir  araştırma raporu yayınlamıştır. Karar gazetesinde yayınlanan bu Araştırma raporunu aşağıda yayınlıyoruz,(UYHAM)

Çin Komünist Partisi (ÇKP) işgal rejimi Çin’in dışında yaşayan Uygurlar üzerindeki etkisini sürdürmek için yalnızca tehdit ve gözetim değil, teşvikler ve anlatı kontrolü gibi yöntemlere de başvuruyor.   Araştırma raporu Kuzey Amerika, Avrupa ve Türkiye’deki Uygurlarla yapılan görüşmeler ile Çin hükümetine ait iç belgelere dayanmaktadır. Bu çalışma, bu  Çin’in bu sınır ötesi baskı  yöntemlerini “Ulusötesi Otoriter Kontrol” başlığı altında toplanmıştır. Çin’in, ülke dışında yaşayan Uygurlara yönelik baskı ve kontrol yöntemlerini  daha da yaygınlaştırarak genişlettiğine ilişkin bu  yeni araştırma Komünizm Kurbanlarını  Anma Vakfı (VOC) Çin Araştırmaları Kıdemli Araştırmacısı ve Direktörü Dr. Adrian Zenz ile VOC’nın  Uygur asıllı  Çin Araştırmacısı Muetter Tohti tarafından hazırlanmıştır. Bu çalışmada, Çin Komünist Partisi’nin sınır ötesi baskılarının diasporada yaşayan Uygur Aktivistler, Araştırmacıları, tanıkları ve diaspora toplulukları üzerindeki etkisi  incelenmiştir.

“Göğe Uçsan Bile Ayaklarından Yakalarım: Pekin’in Uygur Diaspora Araştırma ve Belgeleme Çabaları Üzerindeki Ulusötesi Otoriter Kontrolü” başlıklı  bu araştırmada, Pekin’in yurt dışındaki Uygurlar üzerinde kurmaya çalıştığı etkinin yalnızca klasik “ulusötesi baskı” yöntemleriyle açıklanamayacağı   kanıtları ile birlikte ortaya konulmuştur.

Araştırmanın, Kuzey Amerika, Avrupa ve Türkiye’de yaşayan Uygurlarla yapılan görüşmelere ve Çin hükümetine ait iç belgelere dayandığı belirtildi.

Çalışmada bu yöntemlerin birbirinden bağımsız değil, birbirini tamamlayan bir sistem olarak işlediği savunuldu.

Araştırmacılara göre bu yöntemlerin sonucunda insan hakları ihlallerine ilişkin delil toplama faaliyetleri zorlaşabiliyor, diaspora içinde korku ve oto-sansür yayılabiliyor, araştırmacılar ve tanıklar itibarsızlaştırılabiliyor ve topluluk içindeki güven ilişkileri zarar görebiliyor.

ÇKP’NİN BASKISI ÇİN SINIRLARINDA DURMUYOR”

Uygur Hareketi İcra Direktörü Ruşen  Abbas, araştırmaya ilişkin yaptığı değerlendirmede Çin’in baskısının ülke sınırlarının ötesine geçtiğini savundu.

Abbas, “ÇKP’nin baskısı Çin sınırlarında durmuyor. Diasporadaki Uygurlar, Pekin’in ulusötesi otoriter kontrolünün hedefi olmaya devam ediyor.” ifadelerini kullandı.

Abbas, kendi ailesinden de örnek vererek kız kardeşi Dr. Gulshan Abbas’ın kendisinin insan hakları savunuculuğu nedeniyle yaklaşık sekiz yıldır cezaevinde tutulduğunu ileri sürdü.

“2018’den bu yana ailem, onun ne zaman özgür olacağını bilmemenin acısı ve belirsizliğiyle yaşıyor.” diyen Abbas, yeni araştırmanın bu baskı yöntemlerinin diaspora üzerindeki etkisini daha görünür hale getirdiğini söyledi.

ARAŞTIRMA: YÖNTEMLER DAHA AZ GÖRÜNÜR HALE GELİYOR

Çalışmada, Çin’in yurt dışındaki Uygurlara yönelik etkisini sürdürmek için doğrudan ve görünür baskının yanı sıra daha dolaylı yöntemlere yöneldiği  de öne  çıkıyor.

Araştırmacılara göre teşvik mekanizmaları, sosyal baskı, bilgi manipülasyonu ve anlatı kontrolü gibi yöntemler, uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmeden diaspora üzerinde etkili olabiliyor.

Bu durumun, Pekin’in insan hakları savunuculuğu ve araştırma faaliyetlerini zayıflatmasını kolaylaştırdığı savunuldu.

ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI

Uygur Hareketi, araştırmanın yayımlanmasının ardından hükümetlere ve sivil toplum kuruluşlarına çağrıda bulundu.

Açıklamada, yurt dışında yaşayan Uygur aktivistlerin, araştırmacıların ve tanıkların korunmasına yönelik mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Uygur Hareketi, diaspora üyelerinin Çin’den gelebilecek misilleme korkusu yaşamadan konuşabilmesi, insan hakları ihlallerini belgeleyebilmesi ve hukuki hesap verebilirlik talebinde bulunabilmesi gerektiğini vurguladı.

Araştırma, Pekin’in Çin sınırları dışındaki etkisini değerlendirirken yalnızca açık tehdit ve baskı yöntemlerine değil, teşvik, yönlendirme ve bilgi manipülasyonu gibi daha dolaylı araçlara da bakılması gerektiğini savunuyor.

Share
4714 Kez Görüntülendi.