logo

trugen jacn

ÇİN BÜYÜKELÇİLİĞİNDEN YAZAR FUAT UĞUR’A SERT MESAJ : YAZINIZIN TONUNU BEĞENMEDİK !

Fuat UğurFugur1864@gmail.com

Geçen cumartesi “Çin’e dair kafa karıştıran sorular” başlıklı yazım(*) yayınlanmıştı.

Yazıyı kaleme aldığım günün sabahı Çin Büyükelçiliği’nin Twitter hesabı Direkt Mesaj butonundan bazı sorularım olduğunu belirtip iki tanesini göndermiş, kalanını konuşmak üzere telefon numaramı bırakmıştım. Ancak gün boyu cevap gelmedi ve yazımın basılıp dağıtıma girdiği sırada akşam saat 21.00’e doğru aradılar. Sonuçta onlara “Yazım yarın çıkıyor, eğer bir açıklamanız olursa ve gönderirseniz köşemde yayınlarım” dedim.X

Yazım ertesi gün çıktı. Yine gece saat 21.12’de Twitter DM üzerinden bir mesaj geldi. Yetkili elçilik görevlisi önce BBC’de Helier Cheung tarafından kaleme alınıp yayınlanan “Batı, koronavirüs hakkında Asya’dan ne öğrenebilir?” başlıklı bir yazının linkini gönderip altına “Bunu okursunuz, belki farklı bir şeyler anlayacaksınız. Tabii ki bu makaledeki görüşlere katılıyorum demek değildir” yazmıştı. Bu tuhaf başlangıç karşısında kendisine “BBC yazısı yerine sizin açıklamalarınızı beklerdim” diye cevap verdim.

Çin Büyükelçilik yetkilisi bu kez MSNBC kanalındaki Breaking News’a konuk olan New York Times’ın Bilim ve Sağlık Muhabiri Donald Mcneil’in konuşmasının linkini gönderdi ve altına da şu satırları yazdı:“Bunu da izlerseniz faydalı olur. Çünkü bizim anlattıklarımızdan sanki daha çok başkalarının anlattıklarını görmek istersiniz.”

Bunun üzerine “Bu yönteminiz iyi değil kaçıyorsunuz” deyince de bana kaçmadıklarını, zaten Twitter hesabında sorularımın cevaplarını bulacağımı söyledikten sonra nihayet dilinin altındaki baklayı çıkardı:

“Makalenizin tonunu sevmedik.”

Evet, tonunu beğenmemişlerdi ama içeriğe girmiyorlardı. Oysa makalemde Çin’in “Koronavirüsü yendiğine” dair oluşturduğu algıyla ciddi problemler olduğunu belirtmiş, bu soruların cevaplanması gerektiğine işaret etmiştim.

1-Çin virüsün çıktığı zaman dilimiyle karantina uyguladığı tarih arasında geçen en az iki aylık sürede nasıl olur da virüsün tüm Çin’e yayılmadığını, Şanghay gibi Vuhan’ın dibinde 27 milyonluk bir kentte yalnızca iki İTHAL vakanın bulunduğunu iddia edebiliyor!

2-Vuhan’ın başkent olduğu Hubei eyaleti ve beş sınır komşusunun nüfusu 395 milyon ve bu eyaletten toplan günlük seyahat giriş-çıkışı 250 bin olduğuna göre bu virüslü hasta sayıları inandırıcı mı?

İşte Çin Büyükelçiliğiyetkililerini hiddetlendiren ve  “Makalenizin tonunu sevmedik” tarzı konuşturan mesele buydu. Dün Sabah gazetesinden Hilal Kaplan da dikkat çekti bu konuya yazıma atıfta bulunarak “Çin’e sorularım var” başlıklı yazısında.(**)Son olarak “Bu mesajlaşma büyükelçilik ile bir gazeteci arasındaki doğal bir iletişim kanalı değil” diye yazan elçilik yetkilisine buna rağmen aynen şunları söyledim:“Makalemin tonu değil, içeriği önemli. Sizin resmî açıklamalarınızı okuduğum için zaten yazdım ve bu açıklamalar kafamdaki soruları karşılamıyor. Ve varsa bir açıklama metniniz, makalemin üzerindeki mail adresime gönderebilirsiniz. Buradan böylesi ‘Didişme-laf sokma’ üsluplu mesajlaşmayı başlatan ise sizsiniz ben değil. Makalem ortada, varsa bir açıklamanız memnuniyetle yayınlarım.”

Sonra da gönderdikleri BBC linkine göz attım. Makale bir Çin ve Asya güzellemesiydi; yazarının isminden anlaşılacağı üzere. Yazar tam altı adet alınması gereken ders sıralamıştı. Başlıklardan bazıları ilgimi çekti bu derslerin.

Birinci ders: Ciddiye alın ve hızlı hareket edin.Tamam ama Çin ciddiye alıp hızlı hareket etmemişti ki? Salgını önce kabul etmemiş, sadece virüsün çıktığı sanılan balık pazarını kapatmakla yetinip tam bir ay sonra 23 Ocak 2020 tarihinde karantina ilan etmişti. Bu zaman zarfında giden gitmişti. Çinliler ülkenin diğer eyaletlerinde bu iki ayda kaç kişiyle temas ettiler kimbilir?

Beşinci ders: Halkı iyi bilgilendirin ve yanında olun.İyi de siz 30 Aralık 2019 tarihinde virüsle ilgili meslektaşlarını bilgilendiren Vu Ven Hastanesinden Dr. Li Vengliang’a yanlış yorum yapmayı durdurmasını söylediniz. O doktor da bir hastasından virüs kaparak hayatını kaybetti.

İlginç zamanlar yaşıyoruz.Çin “Virüsü yendik” algısıyla dünyaya kahraman olmaya çalışırken Donald Trump Korona’yı “Çin virüsü” ilan etti. Amacı karşıtlarının ortağını itibarsızlaştırmaktı. Çünkü o ekip Kasım ayındaki seçimlere oynuyor.Sağlık sistemi çökecek.Ekonomik sıkıntı büyüyecek.Halkla yeni görevlendirilen milis niteliğindeki ulusal muhafızlar arasında muhtemel çatışmalar çıkacak ve kaos kapıda. Trump’ın virüs öncesi yüzde 53’lerde olan seçmen desteği şu anda yüzde 30’a inmiş durumda.Trump gönderildikten sonra virüs sona erecek ve Küresel Çete’nin pinponu Joe Biden’ın başkanlığındaki ABD-Çin-Avrupa Birliği ekseni mutlu mesut dünya hegemonyasına kaldıkları yerden devam edecekler.

Rackefeller Vakfı’nın 2010 yılında yayınlandığı sonradan kaldırdığı ortaya çıkan Salgın Senaryosu raporundaki Çin bölümünün tıpatıp bugünkü gelişmelere denk düştüğünü söylemiyorum bile. Komplo teorisi mi?Olabilir ama Türkiye’nin bile geleceğini çizmeye çalışan küresel eksenin kimlerden oluştuğunu bilmiyorsak zaten söylenecek çok az laf var……

https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/612783.aspx(**)

https://www.sabah.com.tr/yazarlar/hilalkaplan/2020/03/23/cine-sorularim-var  (*)

Kaynak : https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/612840.aspx?fbclid=I

Share
230 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ