logo

trugen jacn
27 Mayıs 2026

ÇİN’İN UYGURLARA YÖNELİK BASKILARI VE TÜRKİYE’DEKİ ÖRNEKLERİ RAPORU YAYINLANDI

Image
UYGUR HABER VE ARAŞTIRMA MERKEZİ(UYHAM)
 Ankara-YBÜN. öğretim üyesi Nurettin Akçay  Çin-Türkiye İlişkileri, Çin’in Ortadoğu Politikası, Çin Dış Politikası ve Kamu Diplomasisi  alanlarındaki çalışmaları ile tanınan bir Akademisyendir. Doktorasını Şanghay Üniversitesinde tamamlamış ve daha sonra  bu ülkede  bir süre kalarak bilimsel araştırmalarda bulunmuştur. Kendisi Mayıs/2026 tarihinde “Çin’in Uygur Diasporasına Yönelik Baskıları  ve Türkiye’deki Örnekleri ” başlığı ile bir rapor yayınlamıştır.
Dr.Nurettin Akçay raporu ile ilgili olarak   sunumunda  şu  çarpıcı  başlıklar dikkat çekicidir :
  • Detaylı bir şekilde Çin istihbaratının ele alındığı bu raporda dört ana soru cevaplandırılmaya çalışılmıştır.
  • Çin İstihbarat Ekosistemi nasıl örgütlenmiştir ?  Yurt dışındaki Operasyonlarıda hangi yöntemler kullanılmaktadır?
  • Ajan nasıl kazanılmakta ve yönetilmektedir.
  • Tüm bunların Türkiye’deki  somut yansıması nelerdir?

Raporun Türkiye bölümünden Çarpıcı  Bölümler 

Türkiye’nin Hassas Dengesi

Türkiye’nin Çin ile ilişkisi, tek bir eksen üzerinde tanımlanamayacak kadar karmaşık bir geometriye sahiptir. Bu ilişki ne saf bir stratejik ortaklık ne de açık bir rekabettir. Daha çok karşılıklı bağımlılık ile karşılıklı güvensizliğin eş zamanlı var olduğu, pragmatizmin ideolojiyi sürekli bastırdığı işlevsel bir gerilim dengesidir. Türkiye, Çin’in Uygur politikasına içten itiraz etmekte ancak bu itirazı nadiren uluslararası arenaya taşımaktadır. Çin ise Türkiye’yi güvenilir bir ortak olarak değil, yönetilmesi gereken değişken bir aktör olarak konumlandırmaktadır.
Bu dengenin sürdürülmesini zorlaştıran birkaç yapısal gerilim mevcuttur;

  1. Birincisi, Türkiye’deki Uygur diasporası Pekin için kalıcı bir rahatsızlık kaynağı olmaya devam etmektedir. Diaspora topluluğunun siyasi örgütlenmesi, uluslararası savunuculuk faaliyetleri ve Çin karşıtı söylemi, Pekin’in Türkiye üzerindeki baskısını canlı tutmaktadır.
  2. İkincisi, 2017’de imzalanan iade anlaşması Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde henüz onaylanmamış olsa da bu anlaşmanın varlığı bile Uygur toplumu içinde derin bir tedirginlik yaratmakta ve Çin’in Türkiye üzerindeki diplomatik kaldıraç gücünü sembolik düzeyde pekiştirmektedir.
  3. Üçüncüsü ve belki en yapısal olanı, ekonomik bağımlılığın derinleşmesidir. Çin’in Türkiye’ye yönelik yatırımlarının ve ikili ticaret hacminin artması, Ankara’nın Pekin’e yönelik eleştirel tutumunun maliyetini yükseltmekte ve bu maliyeti göze almayı giderek daha güç hâle getirmektedir.

MİT’in 2024’te gerçekleştirdiği operasyon ve devam eden İstanbul yargı süreçleri, Türk güvenlik birimlerinin bu tehdidi kavradığını ve karşı tedbirler geliştirebildiğini ortaya koymaktadır. Ancak güvenlik alanındaki bu farkındalık ile diplomatik ve ekonomik alandaki uyum arayışının paralel yürütülmesi, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde yönetmesi gereken en hassas gerilimlerden birini oluşturmaktadır.

Konunun meraklısı ve ilgi duyanlar için raporun tamamına şu linkten ulaşılabilir ; DOSYAYI İNDİR – ÇİN İSTİHBARATI

Share
4512 Kez Görüntülendi.