logo

trugen jacn
27 Mayıs 2014

NEW YORK TİMES : UYGURLAR,ÇİN’İN ARTAN BASKISINDAN ŞİKAYETÇİ.

ANDREW JACOBSU

        İş arayanlar, Çin’in batısındaki Sincan bölgesinde antik bir çöl yerleşimi olan bu şehirde fırsatları kovalıyorlar ve seçenekleri de bolmuş gibi görünüyor. Mesela Kaşgar Kültür Merkezi deneyimli bir dans koreografı arıyor, hükümetin Komünist Parti bürosunda bir şoföre ve yakınlardaki Shule vilayeti için de bir arşivciye ihtiyaç var.

Ancak bu ve diğer onlarca pozisyon için benzer bir uyarı var: Uygurların, yani Kaşgar nüfusunun yüzde 90’ını oluşturan, Türkçe konuşan Müslüman gruptan olanların başvurmalarına müsaade yok.

Kamu Görevlileri Sınavı Bilgi Sistemi’ne ait internet sitesinde bulunan 161 ilanın yaklaşık yarısında sadece Han Çinlisi ya da ana dili Mandarince olanların başvurularının dikkate alınacağı belirtiliyor. Bu ayrımcılık, Çin’deki 10 milyon Uygur’un, kendilerini güvenilmez ve aşırı dinciliğe yatkın olarak genelleyen bu toplumda karşı karşıya kaldıkları onur kırıcı davranışlardan sadece biri.

Çölün ve dağların bir uzantısı olan ve birçok Orta Asya ülkesine sınırı bulunan Sincan Uygur Özerk Bölgesi, sahip olduğu bu ada karşın Pekin’in sıkı kontrolünde. En az 100 cana mal olan ve yaz boyunca devam eden şiddet olaylarının ardından analistler, insan hakları savunucuları ve az sayıda Çinli akademisyen, baskıcı olarak niteledikleri politikaların neden olduğu tehlikeye dikkat çekiyorlar ve bunların, çoğunluğu Sünni İslam’ın ılımlı bir kanadından olan Uygurlar arasında yaşanan yabancılaşma ve radikalleşmeyi arttırdığını belirtiyorlar. Bölgenin başkenti Urumçi’de 4 yıl önce yaşanan ve en az 200 kişinin ölümüyle sonuçlanan etnik isyanlardan bu yana bahsi geçen politikalar sıkılaştı.

Çin hükümeti yaşanan huzursuzluk için çoğunlukla dışarıdaki provokatörleri suçluyor, hatta bunların aralarında küresel cihat yanlıları ile bağlantılı olan ayrılıkçı hareket üyelerinin bulunduğunu iddia ediyor. Ağustos’ta Kaşgar yakınlarındaki paramiliter güvenlik güçleri gizli bir “mühimmat merkezi” olarak adlandırdıkları noktaya düzenledikleri baskın sırasında en az on iki kişiyi öldürdü. Özgür Asya Radyosuna göre bu olay, Yılkıki Kasabası’ndaki bir çiftlik evinde ibadet etmekte olan en az on iki Uygur’un öldürülmesinin hemen birkaç gün sonrasında yaşandı. Bölgede yaşayanlar buradaki günlük yaşamın tadını kaçıran gerçeklerin bu ve diğer çatışmaları körüklediği görüşünde: iş arayanlara yönelik kurumsallaşmış ayrımcılık, 18 yaşından küçük olanların camilere girmesini yasaklayan sınırlamalar ve Uygurların birçoğunun pasaport alırken yaşadığı zorluklar…

Profesör Yang Shu, kadınları başörtüsü takmaktan, erkekleri ise sakal bırakmaktan vazgeçirmeye yönelik kurallara atıfta bulunarak, “Hükümet, yerel yönetimlerce alınan bu umursamaz ve uygunsuz kararların istikrarsızlığı arttırmaktan başka bir işe yaramadığının farkına varmalı” diyor. Pek çok Uygur, Pekin’in okullarda ve kamuda açılan pozisyonlarda Mandarin dilini Uygurca’ya karşı kayırarak kendi dillerini ve kültürlerini ortadan kaldırma arayışında olduğundan emin.

Ağırlıklı olarak Uygur yerleşimi olan Sincan’ın güneyindeki korumalı alanlara her geçen yıl daha fazla Han Çinlisi yerleştirilmesiyle birlikte iki etnik grup arasındaki korku ve güvensizlik giderek sertleşti. Uzmanlara ve bölgede yaşayanlara göre yaşanan çatışmaların nedenlerinin bir kısmı, din üzerinde giderek artan yasaklarla ilgili. Kamu çalışanları, cuma namazına katıldıkları için işlerinden olabiliyorlar. Yine Uygurlu kolej öğrencileri, dinlerine bağlı Müslümanların oruç tuttuğu Ramazan ayı boyunca okuldaki kafeteryada yemek yemek zorunda bırakıldıklarını söylüyorlar. Toplu ibadet edilmesine karşı uyarı tabelaları var ve kameralar mahalli camilerin girişlerini izleyecek şekilde konumlandırılmış. Ayrıca bölgede yaşayanlar, hükümetin internet trafiğini ve cep telefonu konuşmalarını da takip ettiğini ifade ediyor.

Bu politikalar, radikal İslam’ın komşu ülkeler Afganistan ve Pakistan’a istikrarsızlık getirdiğini ve Sincan’da da kök salacağına yönelik kaygıların bir sonucu. Hong Kong’daki İnsan Hakları İzleme Örgütü’nde görevli araştırmacı Nicholas Bequelin Pekin’in bu politikaların bir neslin radikalleşmesine neden olabileceği görüşünde. “Tüm Uygur halkı nefes alamaz hale gelmiş, aşırıcılık ile yakınlaştıklarından şüphe ediliyor. Sincan, arttırdığı baskıların sadece ve sadece şiddeti körüklemeye yaradığı bir kısır döngünün içerisinde kapana kısılmış durumda.”

Kaynak       :   http://www.usasabah.com/TheNewyorkTimes/2013/10/21/uygurlar-cindeki-artan-baskidan-sikyetci

Etiketler: »
Share
871 Kez Görüntülendi.