logo

trugen jacn

İNSAN HAKLARI ÖRGÜTÜ’NDEN RAPOR : UYGURLAR İÇİN TÜRKİYE RİSKLİ ÜLKE HALİNE GELDİ

yeni-proje-68-kopyasi-2.jpg
UYGUR HABER VE ARAŞTIRMA MERKEZİ(UYHAM)

ABD’li merkezli İnsan Hakları İzleme Örgütü’(Human Rights Wach=HRW)   Çin’in  ülkelerindeki insanlık suçları ve etnik soykırım uygulamaları nedeniyle  Türkiye’ye sığınan Uygur Türkleri ile ilgili bir rapor yayınladı. Raporda Türkiye’de yaşayan Uygurların tahdit kodları, keyfi gözaltılar, zorla imzalatılan geri dönüş formları ve Çin’in sınır ötesi baskıları nedeniyle ciddi risk altında olduğu öne sürülüyor.

Raporda, ayrıca, son yıllarda  Ankara’nın  Çin  yönetimiyle artan ekonomik ilişkilerinin de etkisiyle Türkiye’de  yaşayan Uygurlar için Türkiye’nin artık “güvenli liman” olma niteliğini yitirdiği vurgulanıyor.  Uygurların  uzun tarihten beri Türkiye’yi  kendileri için  görece güvenli bir liman olarak gördüklerini  ancak son yıllarda  Çin ile artan ekonomik ilişkileri nedeniyle   Uygur Türklerine uygulanan tahdit kodları ve keyfi sınır dışı kararlarıyla birlikte, Uygurların ülkede güvenli ve huzur içinde yaşam sürmelerinin  giderek zorlaştığı  ayrıca   bunlara  ek olarak  Çin’in Uygur diasporasına yönelik Sınır aşan baskılarının  Uygur diasporası üzerinde bazı  hukuki ve idari belirsizlikler  nedeniyle  hissedilir boyuta ulaştığı öne sürülüyor. Bütün bu olumsuzlukların Uygurların günlük yaşamını felç eden bir risk ortamı yarattığı bu nedenle  Türkiye’de yaşayan  birçok Uygur Türkü’nün , güvenli bir gelecek umuduyla Avrupa veya Kanada gibi üçüncü ülkelere  gittikleri  bilgisi  de yer alıyor.

TAHDİT KODU VE ZORLA ‘GÖNÜLLÜ’ DÖNÜŞ FORMU GÜNDEME GELMİŞTİ

KARAR gazetesinin  gündeme sıkça taşıdığı,  bu haberleri Göç İdaresi Başkanlığı’nın defalarca yalanladığı ve yaptığımız haberlerden davacı olduğu ‘tahdit kodu’ uygulamasıyla Çin’e geri gönderilen Uygurların durumu, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün raporuyla bir kez daha doğrulandı. Geçtiğimiz aylarda manşete taşıdığımız gibi, Türkiye’ye sığınan ve İstanbul’da yaşayan Rızvangül Abdülaziz ile Münevver Zibibullah ve çocukları, tahdit kodu nedeniyle Geri Gönderme Merkezi (GGM)’ne alınmıştı.

Raporda sıkça vurgulanan bir diğer konu ise gönüllü geri dönüş formunun zorla imzalatılması. Bu durum, 2016’da Türkiye’ye sığınan Mahemuti Anayeti için de yaşanmış; Anayeti üç kez gözaltına alınmış ve zorla geri dönüş formu imzalatılmak istenmiş, reddettiği için GGM’ye sevk edilmişti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nden endişelendiren rapor: Türkiye Uygurlar için artık güvenli ülke değil

Geçtiğimiz Mart ayında KARAR’ın manşete taşıdığı İstanbul İdari Mahkemesi kararı, iki Uygur Türkü hakkında “Geri dönmeleri halinde ölüm tehdidi bulunmadığı” gerekçesiyle sınır dışı kararlarını onaylamıştı. Bu karar, Türkiye’ye sığınan Uygurlar için ilk kez, üçüncü bir ülke yerine doğrudan Çin’e iade öngörmesi açısından dikkat çekiyordu. İnsan hakları örgütleri mahkeme kararını protesto ederek, Türkiye’nin taraf olduğu BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi, İşkenceyi Önleme Sözleşmesi ve Cenevre Sözleşmesi’ne atıfta bulunmuş ve hayati tehlike riski bulunan ülkelere iade işlemlerinin kesin olarak yasaklandığını hatırlatmıştı.

ÇİN’LE TİCARİ İLİŞKİLER İLERLETİLİYOR

Öte yandan Ankara’nın Pekin hükümetine ticari olarak yaklaşımı gündeme gelmişti. Geçtiğimiz Mayıs ayında, Çin’in kontrolündeki Uygur Özerk Bölgesi Halk Hükümeti Başkan Yardımcısı Zhu LifanAnkara’ya resmi ziyarette bulundu. Görüşmenin gündeminde ise Doğu Türkistan’da uygulanan soykırım konusu yer almadı.

Görüşmeye ilişkin fotoğrafı sosyal medya hesabından paylaşan Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği, “Çin bölgede ekonomik ve ticari bir şahlanma yaşandığı propagandasını yaparak soykırımı gizlemeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.

Uluslararası insan hakları örgütleri ise Çin’in Uygur Bölgesinde  Uygur Türklerini toplama kamplarında tuttuğunu, ağır çalışma koşullarına maruz bıraktığını ve zorla çalıştırmayı modern kölelik kapsamında sürdürdüğünü raporlarla ortaya koyuyor.

ÇİN, DİASPORAYI İZLİYOR

İnsan Hakları İzleme Örgütü(HRW)’nün  Araştırma sonuçlarına göre hazırlanan son raporun ana başlıkları şöyle ;

  • Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşayan  Uygur, Kazak ve diğer Müslüman Türk  topluluklar 2012’den itibaren baskı ve asimilasyon politikalarıyla karşı karşıya. 2016 sonrası “şiddet içeren terörle mücadele” gerekçesiyle keyfi tutuklama, işkence, kitlesel gözetim, kültürel ve dini baskı, zorla çalıştırma ve ailelerin ayrılması yaygınlaştı.
  • Araştırmalar, cinsel şiddet ve üreme (doğum yolu ile soylarının devam haklarını yasaklama) ihlallerini de belgelemiş bulunuyor.
  • Çin, Uygurların pasaportlarına   zorla el konularak yurt dışı seyahatleri engelleniyor.  Tüm yaşam faaliyet ve hareketlerini sıkı şekilde kontrol ediyor; barışçıl dini faaliyetleri bile terörizmle ilişkilendiriyor.
  • İnsan Hakları İzleme Örgütü raporda, Çin’in  bu  hak ihlallerinin  insanlığa karşı suç teşkil ettiği belirtiliyor.
  • Şu anda    sayıları  en az yarım milyon  olarak  tahmin edilen Uygur, Kazak ve diğer Müslüman Türklerin  hâlâ keyfi  olarak çeşitli hapis cezalarına  çarptırıldığı bilgisine yer veriliyor.
  • Yurtdışında yaşayan Uygurların  da Çin’in bu  baskılarından kurtulamadığı Çin yönetiminin  diasporayı sürekli izlediği bildiriyor.
  •  Çin yönetiminin Sınır ötesi bu baskıları sonucunda  bazı Uygurların  Ülkelerinde yaşayan ailelerini gözaltına alarak  onlara şantaj ve baskı uyguladığı  ve diasporada yaşayan aile ve yakınlarını geri dönmeye zorladıkları belirtiliyor.
  • Diasapora’da yaşayan Uygurlardan  Uygur STK.larında rol üstlenen ve  siyasi olarak aktif olanları “terörist” suçlamasıyla hedef  gösteriyor.
  • 2016  yılın sonrası Türkiye, Malezya ve Endonezya gibi ülkelerde yaşayan Uygurların sorguya çekildiği, gözaltına alındığı ve keyfi biçimde hapse atıldığı  konuları raporda yer alıyor.  

ÇİN – TÜRKİYE DİPLOMASİSİ: HÜKÜMET YANLISI GAZETELER ÇİN’İ ÖVÜYOR

Rapor, Türkiye-Çin ilişkilerine de dikkat çekiyor. Buna göre, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 2024’te Çin’i ziyaret ederek, ülkenin toprak bütünlüğünü ve “Tek Çin” politikasını destekleyen açıklamalarda bulunduğu bilgisi yer alıyor. Raporda Çin’e veya  yönetime yakın bazı  gazetecilerin  Doğu Türkistan’a götürülerek seyahat ettirildiği döndükten sonra da Çin’in politikalarını öven haberler yayımladığını ve Çin Komünist Partisi ile yakın ilişkiler kurulduğunu da aktarıyor.

Son olarak, AK Parti Gençlik Kolları’ndan oluşan bir ekibin Çin’e giderek Çin Komünist Partisi’nin misafiri olarak ağırlandığını gösteren paylaşım, Doğu Türkistan’da uygulanan soykırıma karşı Türkiye’deki kayıtsızlığı bir kez daha gündeme taşıdığı bilgisini paylaşıyor.

Türkiye- Çin İlişkileri 

HRW raporunda Ankara’nın Pekin ile olan yakınlaşması  şu şekilde  yer alıyor :

  1. 2022’den bu yana Türkiye’nin, Uygurların  İnsan Hakları durumuna  Çin’e yönelik   eleştirilerini dile getirme tonu belirgin şekilde zayıflamıştır.
  2. HRW. Uzmanları, bu değişimin Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki Türkiye yatırımları ve Çin Komünist Partisi’nin Birleşik Cephe Çalışma Dairesi üzerinden yürüttüğü etki faaliyetleri ile bağlantılı olabileceğini belirtiyor.
  3. Çin’in Türkiye’nin Pekin Büyükelçisinin 2023 ve 2024’te Urumçi’ye düzenlediği ziyaretlerin ardından,  Çin devlet medyasında  Türk Büyükelçinin Sincan’ın “hızlı ekonomik kalkınması” ve “kalkınma hakkı çerçevesinde sunulan ekonomik ve sosyal imkanlar” üzerinden övüdüğü, insan hakları ihlallerine ise hiç değinilmediğini aktardı.
  4. Haziran 2024’te Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Çin ziyaretinde de CCTV, bakanın Ankara’nın Çin’in toprak bütünlüğü ve “Tek Çin” politikasına bağlılığını vurguladığı de hatırlatılıyor.
TÜRKİYE MEDYASI  UYGUR BÖLGESİNDEKİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ KONUSUNDA OTOSANSÜR UYGULUYOR
  • Türkiye’de  medyanın özellikle iktidar yanlısı gazeteler, Çin Komünist Partisi’nin başarılarını öven, advertorial niteliği taşıyan haberler yayımlamaya başladı.
  • Aynı dönemde Türkiye devletine ait medya çalışanları, Çin hükümeti destekli basın turlarına katılarak  Uygur Bölgesi’ndeki  hak ihlallerinı  aklamaya yönelik haberlere katkıda bulundu.
  • Hem iktidar yanlısı hem de muhalif medya  ortaklaşa   Uygurlara yönelik  insan hakları ihlalleri konusunda otosansür uyguluyor.
  • Çin hükümetinin Türkiye’de yaşayan  Uygur topluluklarını ve bazı Türkiye’deki yetkilileri hedef alan casusluk faaliyetlerini sürdürdüğü bildiriliyor.
  • Çin’in Türkiye’deki Uygurları, ailelerine baskı yaparak başkonsolosluk ve elçilikler üzerinden işbirliğine zorladığı ve diğer Uygurlar hakkında bilgi vermelerini talep ettiği de raporlarda yer aldı.
  • Türkiye’de Çin hükümetine karşı protesto düzenlemek isteyen Uygurlar ise defalarca engellenirken, gösteri düzenleyen bazı kişilerin vatandaşlık başvuruları “milli güvenlik riski” gerekçesiyle reddediliyor.
BASİT İDARİ HATALAR  İÇİN ‘TAHDİT KODU’ VERİLİYOR
  1. Türkiye’de yaklaşık 50.000 Uygur’un yaşadığı  ve uzun süredir Uygurlara ayrıcalıklı göç politikası uygulandığı önü sürülüyor.
  2. 2021  yılı itibarıyla 17.997 Uygur uzun dönem ikamet iznine sahipken, 6.787 kişi vatandaş olmuş; 2.000 başvuru ise sonuçlanmamıştı. Ancak 2022 yılından  sonra Türkiye’nin  Uygurların durumuna dair resmi endişeleri belirgin şekilde azaldığı iddia ediliyor. Çin ile artan ekonomik ilişkiler ve diplomatik temaslar bu değişimde etkili olduğu belirtiliyor.
  3. Türkiye makamlarının güvencesiz göçmen statüsündeki Uygurlara “tahdit kodu” uyguladığı vurgulandı. En sık kullanılan G87 kodu, kişileri kamu güvenliği açısından riskli olarak sınıflandırıyor. Kod, ikamet izni iptali, idari gözetim ve sınır dışı riskine yol açıyor. Uygurlar çoğu zaman neden G87 kodu aldıklarını bilmiyor; telefon görüşmeleri, komşu şikayetleri veya basit idari hatalar bile kod atanmasına neden olabiliyor.
  4. Örneğin İdris Hasan, Çin tarafından “terörist” suçlamasıyla hedef alınmış, Türkiye’de G87 kodu nedeniyle defalarca gözaltına alınmış ve idari gözetim altında tutulmuş; Interpol Kırmızı Bülteni sonrası Fas’ta tutuklanmış, ancak uluslararası tepkiler üzerine bülten iptal edilmiş ve sonrasında ABD  üzerinden  Kanada’ya gidebilmiştir.
ZORLA ‘GÖNÜLLÜ’ GERİ DÖNÜŞ FORMU İMZALATILIYOR

Raporda, Türkiye’deki geri gönderme merkezlerinin(GGM) koşulları detaylı biçimde ele alınıyor.  Gözaltındaki Uygurların maruz kaldığı ihlaller arasında fiziksel şiddet, yaralanmalar, yetersiz ve uzun süre sağlanmayan yemek, kalabalık ve hijyenik olmayan koşullar ile sık  sık yapılan nakiller yer alıyor.

Bazı Uygurlar “gönüllü geri dönüş” formlarını zorla imzalıyor; çıplak arama ve kötü muameleye maruz kalıyor. Avukatlar ve İnsan Hakları İzleme Örgütü raporlarına göre bu uygulamalar hukuka aykırı ve ciddi risk oluşturuyor. Mahkemeler ise çoğu zaman G87 kodu ve sınır dışı kararlarını somut gerekçe göstermeden, idari takdir yetkisine dayanarak onaylıyor.

TÜRKİYE ARTIK GÜVENLİ ÜLKE DEĞİL

Rapora göre Çin’in sınır ötesi baskıları, Türkiye’deki hukuki belirsizlikler ve göçmen karşıtı politikalar birleşince, Uygurlar güvenlik arayışıyla Türkiye’den ayrılıyor. Görüşülen 13 Uygur’dan 4’ü Avrupa’ya göç etmiş; 6’sı Kanada’nın M-62 programına başvurmuş durumda.

Göçmenlik statüsü olmayanlar, yeni ülkelerde çoğu zaman saklanmak, yasadışı yollarla yaşamak ve temel hizmetlerden yoksun kalmak zorunda. Çalışma, banka hesabı açma ve sağlık hizmetlerine erişim ciddi şekilde sınırlı. Çin’in baskısı ve tehdidi hâlen devam ediyor; aile üyeleri üzerindeki tehditler ve gözetim endişesi Uygurların güvenli bir yaşam kurmasını engelliyor.

UYGULAMALAR ANAYASAYA AYKIRI
  • Raporda, Türkiye’deki Uygurların Çin’e veya zincirleme geri gönderme riski bulunan üçüncü ülkelere sınır dışı edilmemesi gerektiği vurgulanıyor. Göç İdaresi Başkanlığı’na, daha önce alınmış tüm sınır dışı ve diğer çıkarma kararlarının iptal edilmesi çağrısı  de yapılıyor.
  • İkamet izni başvurularının somut delillerle gerekçelendirilmesi ve başvuru sahiplerinin zamanında bilgilendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.  Tahdit kodları ve sınır dışı işlemlerine dair istatistiklerin şeffaf biçimde düzenli olarak yayımlanması  de talep ediliyor.
  •   Özellikle Çin’den gelen iade taleplerinin titizlikle incelenmesi ve Uygurların barışçıl faaliyetlerini suçla özdeşleştirme çabalarına ortak olunmaması gerektiği kaydedildi.
  • Gözetim altındaki göçmenlerin haklarına eksiksiz saygı gösterilmesi, geri gönderme merkezlerinde hijyen, tıbbi bakım ve onurlu muamele sağlanması talep edildi.
  • “Gönüllü geri dönüş” formlarının zorla imzalatılmasının durdurulması, kötü muamele iddialarının bağımsız biçimde soruşturulması ve BM.Mülteciler Yüksek Komiserliği(BMMYK) ile bağımsız gözlemcilerin erişiminin güvence altına alınması da çağrılar arasında yer alıyor.
  • Raporda ayrıca TBMM’ye de  çağrıda bulunuuyor. TBMM’nin  uluslararası standartlara uygun ve özgür, bilgilendirilmiş rızayı güvence altına alan “gönüllü geri dönüş” yasalarının hazırlanması tavsiye ediliyor.
  • Ayrıca tahdit kodları ve giriş yasağı uygulamalarının ikamet ve koruma haklarını otomatik olarak etkilemesinin önlenmesi ve karar süreçlerinin adil, şeffaf ve somut delillere dayalı olmasının sağlanması istendi.
  • İnsan Hakları İzleme Örgütü, Çin’e de çağrıda bulunarak  Uygur bölgesinde ve  ve yurtdışında  yaşayan Uygurlara yönelik  işlediği insanlığa karşı suçlarını durdurmasını talep ediyor.
  • Çin yönetiminin ve  İlgili kamu görevlilerinin etkin biçimde soruşturulması, yurtdışındaki Uygurların baskı altında tutulmasının sona erdirilmesi ve Interpol kırmızı bültenlerinin muhalifleri hedef almak için kullanılmaması gerektiği vurgulanıyor.
RAPORUN  BM. TÜRKİYE’YE YÖNELİK ÇAĞRISINDA GGM’LERE TAM VE ENGELSİZ ERİŞİM SAĞLANSIN
  1. Türkiye’deki Uygurların yeniden yerleştirilmesi için kontenjanların artırılması, aile birleşimi, eğitim ve istihdam amaçlı güvenli ve yasal yolların sağlanması çağrısı yapıldı.
  2. Ayrıca Türkiye’nin, ikamet izni olan Uygurlar açısından “güvenli ülke” olarak değerlendirilmemesi isteniyor.
  3. BM.lere  ve  BMMYK’nin   geri gönderme merkezlerine tam ve engelsiz erişimin  sağlanması, engellerin düzenli olarak raporlanması ve Türkiye’deki şartlı mülteciler için yeniden yerleştirme ve koruma yollarının artırılması  de tavsiye ediliyor.

Kaynak :  https://www.karar.com/guncel-haberler/insan-haklari-izleme-orgutunden-endiselendiren-rapor-turkiye-uygurlar-2006515 (Muhabir : Feyza Nur  Çalıkoğlu)

Share
1999 Kez Görüntülendi.