logo

trugen jacn

DOĞU TÜRKİSTAN ÖLÜYOR,BİZLER İSE UYUYORUZ !

Türk Milleti binlerce yıllık tarihi boyunca yüzlerce Türk devletleri kurmuştur. Ancak bunlardan 16 tanesi dünya üzerinde hâkimiyet sağladıkları ve hakkındaki bilgiler günümüze kadar ulaştığı için tarihin sayfalarında yerlerini alabilmişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz tarihte kurulan bütün bu Türk devletlerimizin varısı olarak Türk Milletini temsil etmektedir. Devletimizi üst düzeyde temsil eden Cumhurbaşkanlığı forsu üzerinde yer alan tarihte kurulmuş 16 Türk Devletinin sembolize edildiği yıldızlardan biri de tarihte kurulan Uygur devletidir. Doğu Türkistan’da yaşayan Kardeşlerimiz ise günümüzde İşgalci Çin yönetiminin en ağır baskı zulüm uygulamaları ile toptan soykırıımla yok edilmek tehlikesi ile karşı karşıya bulunmaktadırlar.

Efraim PALA

Türk dünyasının 4 bin yıllık tarihi boyunca yaklaşık 180 tane Türk devleti kurulmuştur. Ancak bunlardan 16 tanesi dünya üzerinde hâkimiyet sağladığından dolayı tarihin sayfalarında yer almıştır.

Hunlar, ilk büyük Türk devletidir. M.Ö. 250’den M.S. 216’ya kadar hüküm sürmüştür. Türklük dünyasının öncüleri olarak bilinir. Büyük Hunların ilk bilinen İmparatoru Teoman’dır. Hunları bütün Dünya’ya tanıtan en önemli hükümdar ise, hiç kuşkusuz büyük bir komutan ve hükümdar olan Metehan’dır. Hatta Çin Seddi’nin yapımına göz atıldığında Çinliler, Çin Seddini M.Ö 214 yılında Hunların saldırılarından korunmak için inşa etmişlerdir. Mete Han döneminde devletin sınırları Japon Denizi’nden Hazar Denizi’ne kadar geniş bir bölgeyi kapsayarak dünya devleti haline geldiği bilinmektedir.

Bu tarihlerde Çin ile yapılan savaşlarda Hunları, yapılan Çin Seddi dahi durduramamış, değişik dönemlerde yapılan akınlar sonrasında Çin İmparatorluğu vergiye dahi bağlanmıştır. Hun devletinin yıkılmasından dolayı, Batı Hun Devleti, Avrupa Hun Devleti ve sırası ile Akhun Devleti kurulmuştur. Öyle ki M.S. 552 yılına gelene kadar.

Ancak ilk kez Türk adı 552 yılları ile 744 yılları arasında hüküm sürmüş olan Göktürk Devleti ile ortaya çıkmıştır. Göktürk devletinin başına geçen Bilge Kağan, kardeşi Kül Tigin ve veziri Tonyukuk ile devleti güçlü ve topraklarını iç Asya’nın tamamına yaklaşık bir alana kadar büyütmüştü.

Göktürklerin yaklaşık 200 yıl süren hükümdarlığı boyunca en büyük düşmanları Çinliler olmuştur. Savaş ile Göktürkleri alt edemeyeceğini bilen Çinliler sürekli entrikalar çevirerek, prenseslerini gelin olarak vererek, değerli ipek kumaşlar ve değerli taşlar göndererek iyi komşu rolünü oynamıştır. Fakat yine de boş durmamakta diğer Türk boylarını da kışkırtarak Türklerin kendi içinde kargaşa halinde olmalarından faydalanıp zaman zaman Göktürk devletini hegemonyası altına almayı başarmıştır. Türk Kağan hanedanını ve halkını Çin’e getirerek zenginlik ve sefahat içinde yaşatarak asimile etmeyi uzun yıllar başarmıştır ki, Çin özentisinden dolayı Türkler çocuklarının isimlerini dahi Çin isimleri koyacak ve Çin’de yaşamayı tercih edecek seviyeye kadar varmıştır. Hatta Bilge Kağan, Budizmi kendi ülkesinde yayma sevdasına dahi girmiş olup, bu sevdasından Vezir Tonyukuk vazgeçirmiştir. Şükürler olsun ki Vezir Tonyukuk bu konuda başarılı olmuştur.

Önce Veziri Tonyukuk, sonra kardeşi Kültigin’i kaybeden Bilge Kağan, “gören gözüm görmez gibi, bilir aklım bilmez gibi oldu” diye üzüntülerini dile getirmiştir. Veziri, kardeşi ve kendi adına yazılı ilk Türk kitabelerini oluşturan Bilge Kağan, bu bilgilerin günümüze kadar gelmesini sağlamıştır. Bu kitabelerde, Göktürklerin yaşayış biçimleri düşmanları ile olan ilişkileri, o günün güncel olayları ve halkına yapılan hizmetleriyle ileride halkının nasıl davranması gerektiğini ifade eden nasihatler ve bilgiler yer almaktadır. Bilge Kağan’ın diktirdiği bu kitabelerden daha fazlasını Çin kayıtlarından çıkararak Asya Türkleri hakkında en büyük bilgileri edinebiliyoruz.

774 yılında Göktürk Devleti, Uygur Türkleri tarafından yıkılması ile bu topraklarda Uygur hâkimiyeti başlamıştır. Ve yüzyıllardır Çinlilerle mücadele ederek defalarca yıkılan devletlerini yeniden kurmuşlar, en sonunda 1884 yılına kadar Çinlilerin sürekli saldırılarına maruz kalan Uygur Türkleri bu tarihten sonra Çin İmparatoru’nun emriyle 19. eyalet olarak Çin’e bağlanmıştır. Çin sömürgesine karşı 60 civarında ayaklanma yaparak özgürlüğüne kavuşmak istemişlerse de başarılı olamamışlardır.

Orta Asya’da yaklaşık 2500 yıldır süregelen Çin-Türk ilişkilerini kısaca açıklamaya çalıştım. İşte bu sarı benizli Çinlilerin genlerinde olan bu Türk düşmanlığından dolayı; bugün çaresiz, masum olan Uygur Türklerine zalimce davranarak, çoluk çocuk sebepsiz yere işkence edip ölümlerine neden olmakta ve ata topraklarından sürgün etmeye çalışmaktadırlar. Doğu Türkistan, Sincan özerk bölgesindeki Uygur Türklerine yaptıkları zulümlerin özü, tarihten beri genlerine işlenmiş olan bu hınçlarının dışa vurumudur.

İsrail hükümetinin, Filistinli Araplara ile Esat hükümetinin Suriyeli Araplara yaptığı zulme ve katliamlara gösterdiğimiz tepki ve hassasiyet, Sincan Özerk bölgesinde baskı altındaki soydaşlarımıza gösterilmemesi ve bunu önlemek için hiçbir girişimde bulunulmamasına anlam verememekteyim.

Çinin baskı ve zulmünden kaçarak ülkemize sığınan ve sığınmacı olduğu anlaşılınca sınır dışı edilmek istenen soydaşlarımıza, maalesef  bir zulümde biz yapıyoruz!. Soydaşlarımıza yapılan bu zulümler karşısında öncelikte Türk dünyasının birlik olarak BM ve uluslararası platformda tepki gösterip, önlem alınmasını sağlamalıyız. Kendi soydaşlarımıza sahip çıkmalıyız.

5 milyon Suriyeli Arap’ı, yurdumuzda koruma altına aldığımız ve ülke kaynaklarını aktardığımız bu yıllarda, birkaç bin Çin zulmüne uğramış olan soydaşlarımıza sahip çıkamıyorsak, kendi benliğimizi sorgulamaktan başka bir şey kalmıyor anlaşılan.

Kaynak :http://www.mudanyagazetesi.com/yazar.asp?yaziID=4

Share
1386 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ