logo

trugen jacn

ÇİN İŞGALİNDEKİ DOĞU TÜRKİSTAN YANIYOR !…

Hacı ARICI

Hacı ARICI

Yüreğimiz kan ağlıyor. İyim demeye utanır olduk.  İnsanlık böyle zulüm görmemiştir tarihte. Gözler önünde sırf Türk oldukları için Müslüman oldukları için bir millet türlü işkencelerle acımasızca katlediliyor. Tüm dünya ise üç maymunları oynuyor. Acımız, yaramız, kaybımız, ayıbımız büyük. Kanayan yaramız Doğu Türkistan…

İnsanlığın Türkiye’de 50-60 bin kadar Doğu Türkistanlı yaşıyor. Onların akrabaları toplama kamplarında Çin işkencesi altında.‘Kim bilir! Neler oluyor? denilmez artık; sağır sultan duydu da müslüman kardeşlerimizin neler cektığini bir insanlık duymadı.

Bu zulüm; hele ki müslümanlara ve en  can yakan yakınlıkta  Doğu Türkistan’da Türklere yapılan bu zulüm bize… dinimize,  Yüce Kitabımıza, Peygamber (sav) Efendimiz’e yapılan saldırıdır.
Doğu Türkistan?
Çinlilerin taktığı isimle “Şin – Can” yani yeni kazanılmış toprak demek. Bu kelimeyi asla ve asla kullanmayacağız ama neden “Şin – Can” dediklerini söylemek adına önemli.
Doğu Türkistan, Orta Asya’nın orta bölümünde yer alan büyük Türkistan’ın doğu kesimidir. 1949 yılından bu yana Çin Halk Cumhuriyeti’nin siyasi ve iktisadi kontrolü altındadır. Bir ortaçağ Uygur el yazmasında “Uygurların Ülkesi” anlamına gelen, “Uygur Έli” terimi bulunmuştur.
İçinde yaşadığımız yüzyılda ekonomik, siyasî ve dinî açıdan kamplaşmalar nedeniyle özellikle Müslümanlar zarar görüyor. Ekonomik gücünün arkasına sığınan Çin’in özellikle Birleşmiş Milletler Konseyi’ndeki ağırlığı, Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üyeliği nedeniyle elde ettiği ayrıcalık ve siyasi pozisyonu nedeniyle insan haklarını ihlâl ederek acımasızca zulüm yapıyor ve Müslümanları asimilasyona uğratıyor.
Neredeyse 70 seneye yakın Müslümanlara baskı uygulayan Çin, Urumçi’de başlattığı katliâm ve zulümlerini arttırarak devam ettiriyor.  Bu zulmü gören  Müslüman olunca hele bir de Türk olunca zaten dünyanın gözleri kapalı, kulakları sağır oluyor. Yine tek ses Türkiye’den ve Türk milletinden geliyor ama o da Çin’in duvarına çarpıyor.
Dile kolay…
1993’ten bu yana Doğu Türkistan’da eğitim dili Çince (zorunlu). Oruç tutmak sağlığı bozduğundan yasak. 2008’den bu yana dini nikâh da yasaklandı. Cami ve mescitlere girişi de öyle. Türk Bayrağı ve Ay Yıldız ya da Türk Bayrağı’na benzer bir figür mü var? İşte o zaman cezaevinde üç yıl sizi bekliyor ve artık Çin devleti tarafından sakıncalı grubuna dahil edildiniz.
Bitmedi…Yolda herhangi birine “Selamün Aleyküm”  diyemezsiniz. Çünkü bu, dinde radikallik içeriyor ve yasak.
İslam ve Türk isimlerini çocuklarınıza koyduğunuz zaman anında suçlusunuz ve çocuğunuzun ismi Çince bir isimle değiştiriliyor.
Çin’in güvenlik güçleri yakın zamanda işi öyle bir azıya almışlar ki, artık evlere baskınlar verip başörtülü kadınların olup olmadığını kontrol ediyorlar.
2017 yılından itibaren toplama kampları adı altında Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin DNA’sı toplanıyor, kısırlaştırılıyor. Burada yaklaşık 3 milyon Uygur Türk’ü var. Her türlü işkenceye maruz kalıp, Çin’in çizdiği sınırlar dahilinde bir hayata zorlanıyorlar. Allah’ı inkar etmeleri ve dinlerinden dönmeleri isteniyor. Yapmayanlara karşı ağır, sistematik işkenceler uygulanıyor. Bilinçaltı uygulamalarıyla buradaki Türkleri intihara meyilli kişiler haline getirip intihara sürüklüyorlar. Yakın zamanda kamplarda intihar vakalarının artmasının nedeni de bu.
Çin, dünyanın gözü önünde bir soykırım yapıyor ve hiç kimseden ses çıkmıyor. Şu anda Doğu Türkistan’da demografik yapı bozulmak üzere. Çin nüfusu yüzde 47’ye kadar geldi. Kısırlaştırma ve işkencelerle 3 yıl sonra nüfus Çin lehine dönecek ve artık bu Türk toprağını resmen ilhak etme hakkını kazanacak. İşin sadece nüfus değil ekonomik ve stratejik boyutu ayrı…
Utanmadan bir de iki yüzlü davranıyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Devlet Bahçeli’nin ziyaretleri sırasında Çin adeta bir melek oluyor. Hemen anında her camiden ezan sesi yükseltip Çin devletine çalışan Doğu Türkistanlıları getirtip Çin’in ne kadar insan haklarına saygılı olduğundan falan bahsediyorlar. Yakın zamanda bazı televizyon kanallarında da aynı propagandayla özellikle Türkiye’de bir algı operasyonu yaptılar ve kısmen de bu yalana inanan bir kitle yakaladılar.
İnançlarını yaşayanlar hapsedildiği, evlerine zorla girildiği ve  acımasızca  türlü işkencelerin  yapıldığı Doğu Türkistan’da,1 Ocak 2019 tarihinden itibaren namaz kılmak ve tesettür yasak. İnsan hakları ihlâllerini utanmadan sürdüren Çin’e karşı İslâm  ülkeleri seslerini çıkarmalı ve Çin’in uluslar arası mahkemeler de yargılanması için baskı yapmalıdır. Kendi vatanların da garip ve öksüz kalan Uygur Müslümanları itilip kakılırken, İslâm devletleri nasıl olurda bu zulmü görmezlikten gelebilirler?
Doğu Türkistan’da yaşanan bu insanlık dışı zulme siyasi ve sivil boyutta tepkilerimizi gösterebilir ve yaşanan vahim olayı dünya kamuoyuna duyurarak zulme dikkat çekebiliriz. Orada yaşanan zulme kulaklarımızı tıkayıp her şey yolunda gidiyormuş gibi davranmak insanlık dışı…
Müslüman kardeşlerimiz zulüm altındayken bize iyi olmak düşmez. 7’den 70’e… bu acıyı hissedip, ilgili yerlere ses vermeliyiz. Elimiz yetmiyor sa dilimiz de mi dönmüyor kalbimiz de mi hissetmiyor? Nemrut’un ateşini söndürmeye bir damla suyla dökmeye çalışan bir kuş kadar da mı yüreğimiz yok. Ses vermeliyiz.
Acı büyük!  Yara büyük! Vebal büyük! Kayıp büyük! Günah büyük! Allah’a kalplerimizi ellerimizi hep birlikte açmaya muhtacız! Ses versin insanlık… Yanıyor Doğu Türkistan!

Kaynak :https://www.akgundem.com.tr/2019/12/07/yaniyor-dogu-turkistan/?fbclid

Share
584 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ