UYGUR HABER VE ARAŞTIRMA MERKEZİ(UYHAM)
Türk Ocakları Genel Merkezi’nde 6 Haziran 2026 Cumartesi günü ”Küresizleşme Çağında Türklerin Dünyası” başlığı ile düzenlenen Ocakbaşı Sohbetinde Çin’in işgalindeki Doğu Türkistan’ın güncel durumu Çin’in bu kadim Türk ülkesinde yaşayan Türklere yönelik insanlık suçları ile etnik soykırım cinayetleri Ankara- ABV,Ün.öğretim üyesi ve ayna zamanda Doğu Türkistanlı bir bilim insanı olan , Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk tarafından gündeme getirildi ve ayrıntılı bir şekilde gündeme anlatıldığı bildirildi. Sayın Emre Kartal’ın da katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda Türk dünyası ve Doğu Türkistan adeta bir fikir fırtınası şeklinde masaya yatırıldı. Küresel hegemon güçlerin gerileyerek adeta sarsıldığı ve “küresizleşme” (deglobalization) sürecinin hız kazandığı bir süreçte Türk dünyasının yeni dünya düzenindeki konumunu masaya yatırıldı. Konuşmacıların çarpıcı ifadeleri ve mevcut ezberleri bozan önemli ve ayrıntılı analizleri toplantıya damgasını vurdu. Youtube başta tüm sosyal medya kanalları üzerinden yayın yapan Türk Ocağı Tv’dan da canlı yayınlanan Ocakbaşı Sohbet on binlece kişi tarafından izlendiği bildirildi.

Prof.Dr.Karluk: “Türklerin Dünyasını Yeniden Okumak Gerekir”
Ocakbaşı Sohbetlerinin konuşmacılarından Uygur Türkü Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk, konuşmasına Türklerin parçalanmış dünyasını bu durumdan kurtararak tekrar bir ve bütün hale getirmenin yolları hakkındaki dikkat çeken konuşmasında : ” Tarihteki Türkçülük hareketleri, özellikle 1937 – 1944 yılları arasında hem Sovyetler hem de Türkiye içindeki konjonktürler nedeniyle ciddi baskılarla karşılaşmış ve marjinalleştirilmiş olduğunu belirterek : ” Sovyetlerin geliştirdiği “Milliyetler Politikası”nın, Türklük fikrini parçalayarak etno-boy merkezli kimlikler yaratarak bunu öne çıkarmıştır. Bugün Türkistan Türk devletleri arasındaki siyasi sınırların da aslında doğal ve kültürel değil, Sovyetler Birliği’nin baskı ve dayatmaları sonucu belirlendiği vurguladı. Türk Dünyası” terimi yerine “Türklerin Dünyası” tanımının kullanılmasını teklif ederek : ” Türklerin Dünyası tanımlaması sadece bağımsız devleti olan Türkleri değil, dünyanın dört bir yanındaki bağımsız, özerk ve özgür olamayan tüm Türk unsurlarını kapsayan bir coğrafi ve kültürel bütünlüğü ifade edecektir. Aydınların ve seçkinlerin zihinsel olarak Türklere ait olmayan eğitim sistemlerinden beslenmesinin en büyük sorunlardan biridir. Ziya Gökalp’in “Hars” (kültür) temelli milliyetçiliğini 21. yüzyılın dijital çağında güncellemenin zorunluluğuna özellikle dikkatlerinize sunuyorum. Gökalp bir dili dil yapan ögelerin sadece edebi metinler değil, bilimsel terminoloji olduğunu vurgulamıştır. Bu noktada İstanbul Türkçesinin bilim dili olarak geliştirilmesi ve diğer lehçelerle zenginleşmesi kritik bir öneme sahiptir. Bölgesel güçlerin yapısal direnci ve popülist söylemlerin Türk birliğini baltalamaktadır. Hamasi sloganlar yerine daha çok proaktif söylemler, ortak tarih ve normlara dayalı “Dünyacı Milliyetçilik” anlayışının benimsenmemiz gerekir. Son olarak, Türkiye’nin “dünya 5’ten büyüktür” iddiasını destekleyecek “altıncı biziz” özgüvenini geliştirecek bir doktrin inşa etmeden küresel bir özne asla olunamayacağını vurguladı.

Kartal: “Devletsiz Türkler Olmadan Dünya İnşa Edilemez”
Diğer Konuşmacı Emre Kartal, sunumunda “küresizleşme” kavramını, ekonomik sınırların kapandığı ve ulusal güvenlik merkezli bloklaşmanın arttığı bir dönem olarak tanımladı. Kartal, Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) mevcut vizyon belgelerinde “devletsiz Türkleri= özgür ve bağımsız olamayan Türkleri ” ihmal ettiğini belirterek, teşkilatın sadece devletli Türkler üzerinden bir Türklerin Birliğinin inşasının mümkün olmayacağını vurguladı. Kartal “Kim olduğunuz çıkarlarınızı belirler” sözüne Alexander Vent’in inşacı (constructivist) teorisine atıf yaparak, Türk kimliğinin tarihselliği ve kültürel derinliği üzerinden yeni bir çıkar tanımı yapılması gerektiğini söyledi.
Kartal, Doğu Türkistan’dan Kerkük’e, Güney Azerbaycan’dan Gagavuzya’ya kadar devletsiz Türklerin yaşadığı bölgelerin, aslında küresel krizlerin tam merkezinde yer aldığını ifade etti. Rusya’nın “Rus dünyası”, Macaristan’ın ise tarihsel iddiaları üzerinden geliştirdiği “dünya inşası” stratejilerini örnek gösteren Kartal, Türkiye’nin neden benzer bir kültürel ve tarihsel harita üzerinde etkin bir politika yürütmediğini sorguladı.
TDT.’da Elektrik Konuşuluyor Ama Doğu Türkistan Hiç Gündeme Getirilmiyor
Emre Kartal Türk Devletleri Teşkilatının çalışmaları için TDT belgelerinde elektriğin bile konuşulduğunu ancak Doğu Türkistan gibi meselelerin gündeme gelmemesinin, teşkilatın “özel çıkarlara” hapsolması riskini taşıdığını belirtti. Bu sorunun aşılması için “tavandan tabana” doğru bürokratların ve elitlerin, “Tabandan Tabana” ise sivil toplumun eğitilmesi gerektiğini savundu. Kendisinin Bakü ve Karabağ seyahatlerindeki gözlemlerini aktarırken, Erdoğan-Aliyev dönemindeki ikili ilişkilerin çok kıymetli olduğunu ancak bu birlikteliğin liderlere bağımlı kalmaması, kurumsallaşması gerektiğini ifade etti. Son olarak, Türkiye’nin basın özgürlüğü ve demokrasi endekslerindeki konumuna değinen Kartal, otoriter rejimlerin Türk birliğini uzun vadede sürdürülebilir kılmayacağını, demokratik ve entelektüel bir temelin şart olduğunu dile getirdi.
Kaynak : Uygurhaber.com







