logo

trugen jacn

ÇİN’İN “ETNİK BİRLİK “YALANI İLE TOPTAN SOYKIRIMININ GÖLGESİNDEKİ DOĞU TÜRKİSTAN

Sencer Buğrahan

Sencer BUĞRAHAN(habernida.com)

Sessizliğin Gölgesinde Bir Coğrafya: “Etnik Birlik” Adı Altında Yok Oluş

Dünya tarihine bakıldığında, zulmün en tehlikeli hali çoğu zaman açık şiddet değil, “yasa” kisvesi altında gelenidir. Çünkü yasa, zulmü görünmez kılar; ona meşruiyet kazandırır. Bugün Çin’in “Etnik Birlik Yasası” adı altında yürürlüğe koyduğu düzenleme tam da bu karanlık geleneğin modern bir tezahürüdür.

Adı birlik, özü ise ayrıştırma… Adı uyum, gerçeği ise asimilasyon…

Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur Türkleri için bu yasa, yalnızca yeni bir hukuki metin değil; kimliklerine, inançlarına ve varlıklarına yöneltilmiş sistematik bir yok etme politikasının resmileştirilmiş halidir.

Bir halkı yok etmek için her zaman silaha ihtiyaç yoktur. Dilini yasaklarsınız, tarihini unutturursunuz, inancını kriminalize edersiniz. Ardından çocuklarını kendi değerlerinden koparır, onları başka bir kimliğin içine zorla yerleştirirsiniz. İşte o zaman ortada fiziksel olarak yaşayan ama ruhu, hafızası ve aidiyeti silinmiş bir toplum kalır.

Okumadan Geçme  Daha önce 4 dilde çağrıda bulunan Uygur genç Nefise Oğuz’un amcasının 17 yıl ceza aldığı ortaya çıktı
Çin’in  bu  yeni “Etnik Birlik Yasası” tam olarak bunu hedefliyor.

“Etnik birlik” söylemi altında farklı kimliklerin eritilmesi, tek tip insan modelinin inşa edilmesi ve özellikle Müslüman Uygur Türklerinin dini pratiklerinin “aşırılık” olarak damgalanması, aslında uzun süredir devam eden baskı politikalarının daha açık ve daha sert bir aşamaya geçtiğini gösteriyor.

Bu bir entegrasyon değil; bu bir silme operasyonudur.

Bugün Doğu Türkistan’da camiler ya yıkılıyor ya da işlevsiz hale getiriliyor. Kur’an eğitimi yasaklanıyor, ibadetler gözetim altında tutuluyor. İnsanlar sadece inançlarını yaşadıkları için “yeniden eğitim kampları” adı verilen yerlerde tutuluyor.

 Ve şimdi bu uygulamalar, yeni yasa ile birlikte bir devlet politikası olarak daha da sağlamlaştırılıyor.

Yani artık mesele sadece bir insan hakları ihlali değil; hukuki kılıfa büründürülmüş bir kimlik tasfiyesidir.

Dünya ise her zamanki gibi ikiye bölünmüş durumda: Görenler ve görmezden gelenler.

Ekonomik çıkarlar, diplomatik dengeler ve siyasi hesaplar, milyonlarca insanın yaşadığı trajedinin önüne geçiyor. Oysa tarih bize defalarca şunu gösterdi: Sessizlik, zulmün en büyük müttefikidir.

Bugün susanlar, yarın bu utancın ortakları olarak anılacaktır.

Bu mesele sadece Uygur Türklerinin meselesi değildir. Bu, insan kalabilmenin meselesidir. Bir halkın dili susturulurken, aslında insanlığın sesi kısılır. Bir inanç yasaklanırken, aslında özgürlük kavramı yaralanır. Ve bir kimlik yok edilirken, dünya biraz daha karanlığa gömülür.

“Etnik Birlik Yasası” adı altında yürütülen bu politika, birlik değil; tek tipleştirme dayatmasıdır. Bu, barış değil; sessiz bir çığlıktır.

Ve o çığlık bugün Doğu Türkistan’dan yükseliyor.  Duyan var mı? 

Kaynak : https://habernida.com/sessizligin-golgesinde-bir-cografya-etnik-birlik-adi-altinda-yok-olus/

Share
94 Kez Görüntülendi.