logo

trugen jacn

ÇİN İŞGALİNDEKİ EBEDİ TÜRK YURDU DOĞU TÜRKİSTAN VE KAYSERİ’NİN UYGURLARI

Osman Karakebeli

 Osman KARAKEBELİ

En kadim dönemlerden beri Türklerin öz geçmişine baktığımızda kültür, sanat, gelişim, teknik, medeniyet gibi birden fazla konuda ilerlemelerin olduğunu öğreniriz. Ama bu türlü konularda bağımsız olarak kurulan ilk Uygur yönetiminden sonra ciddi bir yükselişin olduğunu da öğreniyoruz. Birden fazla konuda bu yükselişin ise kendi dönemi ile birlikte kendisinden sonraki Türk, Müslüman ve birçok toplumu etkilediğini öğreniyoruz.

Öncelikle Uygurların siyasi tarihine baktığımızda üç bölüme ayırmamız gerektiğine inanabiliriz. ” Kadim Uygur Tarihi “, ” Moğol Dönemi Uygur Tarihi ” ve ” Moğol Sonrası Müslüman Uygur Tarihi ” olarak üçe ayırabiliriz. Hunlardan da önce bir Uygur tarihi olduğunu da tahmin ederken Hüseyin Nihal Atsız’dan öğrendiğimiz Hunlar dönemindeki Uygurların varlığı söz konusu. Hunlardan başlayarak Moğollara kadar süren tarihleri için ” Kadim Uygur Tarihi ” diyebiliriz.

J. R. Hamilton’un Uygur adı ile ilgili verdiği iki kaynakta ” Şahin gibi dolaşan ve hücüm eden ” anlamıyla birlikte Uy’dan ” akraba, müttefik ” anlamında kullanıldığını öğreniyoruz. Tâbi bir de Uygar ile Uygur adıyla ilgili bir bağlantı kurulur ki yazının ilerleyen bölümüne baktığımızda buna hak veririz. Uygurların kök ataları için Ding ling ya da Tik adının kullanıldığını Zeki Velidi Togan’dan öğreniyoruz.

Uygurlar için kullanılan bir diğer ad için dahil olduğu birliğin adı olan Dokuz Oğuz olduğunu bildirmemiz gerekir. Uygurların tarihi boyunca dahil olduğu ” Türk Federasyonları ” için Hunlar döneminde Kao Che ya da Kanglı ve Gök Türkler döneminde Töles ve Tarduş adları verilir. Dokuz Oğuz boyları için Bugu, Bayırku, Hun, Tongra, İzgil, Ediz, Chi’pi, A pu sse, Ku lun wu adları verilir. Bu grup içinde de Uygurların alt boyları olarak Yağlama, Hazar, Uturgar, Kürebir, Baga Sıgır, Ebirçek Hu wu su, Yagmurgar ve ayabire adlı dokuz boyun bilgisi verilir. Bunların içinde Yağlakar’ın bağımsız ilk Uygur yönetim hanedanı olarak görürken On Ogur boyları içinde de Utrirgur adına benzer Uturgar boyu ile Hazar adındaki boy ve Hun adı verilen boy adını görmek ilgimizi çekebilir.

Dokuz Oğuz boylarına da Uygurların katılması ile de On Uygur adını da öğrenirken ilk Uygur tarihinin toplu olarak ele alan kişi için Toru adında bir Japon bilgini olduğunu Prof. Dr. Gülçin Çandarlıoğlu’ndan öğreniyoruz. Bu kaynağa göre de Dokuz Oğuz ve On Uygur olarak adlandırılan boyun Hunların neslinden geldiği bilgisi verilir. Oğuz Kağan destanının en eski versiyonunun Uygur nüshalarında geçtiğini öğrenirken bu destanda Oğuz Kağan’ın ” Ben Uygur Kağanıyım ” sözünün geçmesi de ilgimizi çeker. Bu durum da aklımıza aynı zamanda Batı Türk grubu içindeki 24 Oğuz Boyları ile Doğu Türk grubu içindeki Uygurların da ortak bir kökten geldiğini düşündürür. Bu ortak kökler için Hun ve Töles birliğini aklımıza getirirken Gök Türkler ile Uygurların da ortak kökleri olduğunu öğreniyoruz.

Orhun yazıtlarında Dokuz Oğuz ve Uygurların Gök Türkler ile ortak bağını da öğrenirken ilk Uygur devletinin kuruluşunda Gök Türk tarihi ile bir bağı olduğunu da öğreniyoruz. Zaten Siyasal ve geleneksel olarak Uygurların Gök Türk modelinde ve ilk olarak Hun ve Gök Türkler gibi Ötüken merkezli devlet kurdukları da verilen bilgiler arasında. Uygurların ilk yazıtlarında da kendi alfabesini oluşturmadan önce Gök Türk alfabesi kullandıkları bilgisi verilir. Siyasal olarak da Gök Türk yönetimine son verenler arasında Karluk, Basmıl, Dokuz Oğuz ve içindeki Uygurları görürken bunu bir el değiştirme ve yenilenme olarak da görebiliriz. Gök Türklerin yıkılışından sonra Basmıllar ön plana çıkarken Karluk ve Dokuz Oğuzların desteğiyle de Uygurlar siyasal anlamda ilk devletini kurdular.

Uygur Devletinin siyasal tarihine baktığımızda ilk hükümdar olarak Kutluk Boyla Kül Kağan adında ile karşılaşırken ilerleyen zamanlarda daha uzun hükümdar isimlerini öğrenebiliriz. Buna bir örnek olarak Kün Ay Tengride Kut Bulmış Ulug Kut Ornanmış Alpın Erdemin İl Tutmuş Alp Arslan Kutlug Kül Bilge Han adının uzunluğuyla eskiden Arap isimlerinin uzunluğunu da geçtiğimizi düşündürür bize. İlerleyen dönemlerde de Uygurların yönetim merkezi olarak Ordu Balık şehrini görürken Uygurların en önemli ve öncü hükümdarları arasında Bayan Çor adını da ayrıca öğreniyoruz. Bayan Çor döneminde 8 ila 10 yıl içinde birçok Türk boyunu hakimiyet altına alıp sınırlarını Seyhun ırmağına kadar genişlettiğini öğreniyoruz. Sonrasındaki Bögü Kağan döneminde yine Çin’e durmadan akınlar yaparken de Lo Yang seferinden sonra rakiplerin etkisi ile Maniheizm inancını benimsediklerini öğreniyoruz.

Bögü Kağan için Maniheizm’i kendi toplumuna kabul ettiren ilk ve tek hükümdar olduğu bilgisi verilirken bütün Uygurların bu inancı benimsemeyip eski inancını sürdürenler ile birlikte Budistlerin de var olduğunu öğreniyoruz. Bögü Kağan’dan sonra da birden fazla Uygur Kağanı hakkında bilgi verilirken Uygur Devleti için duraklama, gerileme ve parçalanma dönemlerini de öğreniyoruz. Bunlar için birden fazla sebep gösterilirken Kansu ( Sarı Uygurlar ) ve Turfan ( Doğu Türkistan) Uygur Devletleri olarak iki yönetimin ortaya çıktığını da ayrıca öğreniyoruz. Bu Devletlerin de Moğol hakimiyetine girdikten sonra özellikle Doğu Türkistan Uygurlarının da çoğunlukla Müslüman olduklarını öğreniyoruz. Moğol Döneminden sonra özellikle Doğu Türkistan Uygurları için Müslüman Uygur Tarihinin başladığını da öğreniriz. Bununla birlikte Cengiz Han ve Moğolların Uygurlara karşı çok değer verip onlar için Uygurların özel bir yeri olduğunu öğreniyoruz. Bu özel önem için Moğolların Uygur dilini resmi dil ilan edip yönetim ve Orduda yükseliş gösterdiğini de öğreniyoruz. İlhanlılar döneminde de Anadolu’da ve Kayseri de siyasal ve kültürel etkilerini de öğreniyoruz.

Kayseri’nin Uygurları 

Kayseri’mizde daha çok 24 Oğuz Boylarının varlığı ve etkisini inkâr edemezken İlhanlıların köken olarak birden fazla kaynakta Uygur olduğu bilgisi verilen Ertene veya Eretna adlı valisinin de etkisini ve katkısını öğreniyoruz. Bugün mezarının bulunduğu Kayseri’deki yerlilerin telaffuzuna göre Ertana Bey’in babasının Müslüman olduktan sonra Cafer adını alıp bir kızının da Karaman Beyi Nurettin ile evli olduğunu öğreniyoruz. Karamanoğlu Mehmet Bey’in de bu Uygur anadan doğduğu bilgisi verilir. Eretna Devleti döneminde Kayseri ve Develi’de Köşk Medrese, Ali Cafer Kümbeti, Sırçalı Kümbet ve Yukarı Develi’de şu an var olmayan Şeyh ümmi zaviyesi önemli eserler arasındadır. Böylece Uygurların Kayseri ve Develi’deki etkisini öğrenirken birden Kültür ve sanatta ki önemine bakalım.

Uygurların ilim, kültür, sanat, yazı, çinicilik, mimari, iktisat, işletme, bankacılık, kitap, matbaa ve buna dayalı sanayi gibi birden fazla konuda ön plana çıktığını öğreniyoruz. Bögü Kağan döneminde kabul edilen Mani dini ve yerleşik hayatın etkisiyle Uygurların birçok konuda gelişim ve ilerleme gösterdiklerini öğreniyoruz. Çin’de kalan Sarı Uygurların orada zenginleşip bankerliğe başladığını öğrenirken 9. Asrın sonlarına doğru Çin’in maliyesini kontrol edecek hale geldiklerini öğreniyoruz. Bu Uygurların Çin’de bankacılığın temelini teşkil eden uygulamaları başlattığını öğreniyoruz. Uygurların kendi geliştirdiği alfabenin kendisinden sonra Karahanlılar, Selçuklular, Moğollar, Timur, Karakoyunlu, Akkoyunlu ve Fatih Sultan Mehmet döneminde bile Türkiye’de kullanıldığını öğreniyoruz.

Kültür ve Sanat konusunda Uygurların öne çıktığı  resim, çinicilik ve mimari olduğunu öğreniyoruz. Uygurlar’da Pagoda mimarisinin özelliklerini taşıyan kulelerin zamanla Türk minaresine dönüştüğünü öğrenmemiz bizi şaşırtabilir. Ayrıca Kayseri’mizde bolca bulunan Türbe ve Kümbet mimarisinin Müslüman Türklerden önce Uygurlarda da ilk örneğini görürüz. Uygurlardan sonra bu sanat eseri Karahanlılar ve Selçukluların da benimseyerek Çin, Anayurt, İran, Kafkasya, Ortadoğu ve Anadolu’daki bolca örneklerini yaptıklarını öğreniyoruz. Türk Budist mimarisinde gelişen stupa’ların da Türk türbe mimarisinin de temelini oluşturduğunu öğreniyoruz. Birde Müslüman Türk sanatı içinde yer alan çiniciliğin de Uygur kaynaklı olduğunu öğrenirken Selçukluların da çiniciliğin de dahil olduğu sanat eserlerinde Uygurları kullandığını öğreniyoruz. Kültür ve sanat konusunda Türk ve Müslüman dünyası için birden fazla konuda kaynak olan Uygurların kağıt ve matbaa konusunda da kaynak olduğunu öğreniyoruz. X. Yüzyılda kitap basma sanatının Uygurlar tarafından keşfedilip Avrupa’ya gitmeden önce Müslümanlara geçtiğini Arap seyyahı Tamim Bin Bahr’dan öğreniyoruz. Bu verdiği bilgiye göre Müslüman devletinin Semerkant Valisi Halife Mehdi zamanında Uygurların Semerkant’taki kağıt sanayisini Arap dünyasına taşıdığını da öğreniyoruz. Selçuklular dönemindeki Haçlı Seferlerinden sonra da Avrupa’ya geçtiği bilgisi verilir.

KAYNAKÇA

  1. J. R. Hamilton, Les Ouighours a l’epoque Cing Dynasties D’apres les Document Chinois, Paris, 1955 s. 61.
  2. J. R Hamilton, ” Toguz Oguz et On Uygur ” Journal Asiatige, CCL, 1, 1962, s. 40
  3. Hüseyin Nihal Atsız, Türk Tarihi Üzerine Toplamalar. Ötüken Neşriyat 2. Basım 2011 Beyoğlu/İstanbul s. 99, 110, 228.
  4. Prof. Dr. Zeki Velidi Togan Umumi Türk Tarihine Giriş Hak Kitabevi 1946 1. Cilt İstanbul s. 88, 100, 101, 103, 123, 128, 129, 186, 199, 221, 231, 257, 263, 276, 358, 359, 377.
  5. Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu Türk Milli Kültürü Boğaziçi Yayınları 2. Baskı İstanbul 1983 s. 121, 123, 124, 125, 128, 129, 138, 142, 143, 220, 242, 297, 303.
  6. Prof. Dr. Ahmet Taşağıl Bozkırın Kağanlıkları Kronik Kitap İstanbul 2021 s. 10, 21, 22, 23, 174, 203, 204, 205, 207, 208, 209, 212, 218, 219, 220, 223, 224, 225, 227.
  7. Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Pelin Çift. İslamiyet Öncesi Türkler Yeditepe Yayınevi 2. Baskı Mart 2022 Cağaloğlu/İstanbul s. 79, 81, 82, 83, 86, 87, 88, 89, 92, 93, 94, 96, 97, 99, 100, 102, 104.
  8. Prof. Dr. Gülçin Çandarlıoğlu. Uygur Devletleri Tarihi ve Kültürü, Türk Dünyası Araştırma Vakfı 3. Baskı Fatih/İstanbul 2004, s IX, 1, 2, 3, 41, 42, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 54, 57.
  9. Prof. Dr. Kemal Göde Eretnalılar Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Doktora Tezi. s. 145, 146, 147.
  10. Nevzat Görücü – Mehmet Kadri Sayılgan Her Yönüyle Develi ve Tarihteki Yeri. Koza Yayıncılık, Esenboğa/Ankara 2025 s. 47, 538, 539.
  11. Prof. Dr. Osman Turan Selçuklular Tarihi ve Türk-İslam Medeniyeti. Ötüken Neşriyat Beyoğlu/İstanbul 10. Baskı 2008 s. 385, 386, 389, 390, 423, 424, 425, 432, 433, 435, 436.
  12. Oktay Aslanapa. Türk Sanatı. Remzi Kitabevi Cağaloğlu/İstanbul 2. Basım 1989 s. 1, 3, 5, 9, 11, 13, 14, 15, 19, 21, 24, 25, 31, 69, 71, 72, 78.

Kaynak : https://www.citykayseri.com/yazarlar/osman-karakebeli/kayserinin-uygurlari?fbclid=IwY2

Share
82 Kez Görüntülendi.