Kemal BEYATLI( Irak Türkleri Kültür Derneği E.Genel Başkanı)
2025 Yılı Emine Işınsu Roman Ödülleri arasında, Gazi Karabulut’un kaleme aldığı “Yer Kırmızı Gök Siyah” adlı roman, jüri tarafından özel ödüle layık görüldü.Roman, yirminci yüzyılda başlayıp yirmi birinci yüzyılda da devam eden Çin işgal yönetiminin, masum Doğu Türkistan Türklerine karşı uyguladığı insanlık dışı işkence ve soykırımı konu almaktadır. Doğu Türkistan Türklerine karşı sürdürülen bu insanlık dışı baskılar, dünyanın gözü önünde cereyan etmesine rağmen, hiçbir uluslararası mahfilde Çin yönetimine karşı ciddi ve yaptırımcı bir girişimde bulunulmaması, insanlık adına utanç vericidir.
Doğu Türkistan Türklerinin önde gelen Milli Kahraman ve Önderlerinden Osman Batur (1899 doğumlu), ağır işkencelere maruz kalmış ve 29 Nisan 1951 tarihinde idam edilmiştir. Ancak bu zulüm, Doğu Türkistan Türklerini millî davalarından geri adım attıramamıştır. Osman Batur’un idam edildiği sırada söylediği şu söz, dava arkadaşlarının azmini daha da artırmıştır: “Ben ölebilirim ama dünya durdukça Osman Batur’lar hep var olacaktır.” (s. 42)
Bu sözlerle birlikte, dava arkadaşlarının mücadelelerine daha büyük bir kararlılıkla devam ettiklerini görmekteyiz.
“Yer Kırmızı Gök Siyah” romanında, Doğu Türkistan Türklerinin yaşadığı gerçek acılar, Eğitimci Yazar Gazi Karabulut tarafından akıcı bir dille kaleme alınmıştır.
Doğu Türkistan Türklerinin nelerle mücadele ettiklerini bu romanda çok daha iyi anlamak mümkündür.
Roman, bir kurgu hikâye değil; gerçeklerin kâğıda dökülmüş hâlidir.
Her Türk’ün okuması gereken bir romandır.
Romanın arka kapağında yer alan tanıtım yazısı şöyle ;
Bu roman, bir aşk hikâyesinin gölgesine sığınmış bir milletin çığlığıdır. Günce ile Batur Han, Tek Ağaç’ın altında birbirlerine söz verirken gök yavaş yavaş kararır, yer kızıl bir renge bürünür. O an, Doğu Türkistan semalarında bir milletin alın yazısı yeniden yazılmaktadır.
Bir yanda sevdanın masumiyeti, diğer yanda zulmün karanlığı…
Kaşgar’dan Opal’a, Turpan’dan Urumçi’ye uzanan topraklarda yaşanan her dram, insanlığın vicdanına kazınmış bir yara gibidir.
“Yer Kırmızı Gök Siyah”, yalnızca bir roman değil; suskun dünyanın duymak istemediği feryatların, yok edilmek istenen bir kimliğin ve asırlarca hür yaşamış bir milletin onurlu direnişinin hikâyesidir.
Bir yanda Mir Kadir Hazret’in bilgece sabrı, diğer yanda Batur Han’ın gençliğine sığmayan isyanı…
Her satırda, bir annenin gözyaşıyla bir babanın duası birbirine karışır.
Ve bir milletin kaderi, tek bir cümlede yankılanır:
“Dağ büyükse de güneşi engelleyemez.”