Uygur Aktivist Mehmet Tohti Uyghur post.com haber sitesinde Uygurca olarak yayınlanan yazısında Doğu Türkistan’da yaşayan Uygurlar başta diğer Türk halklarının şu anda tarihlerinin en karanlık dönemlerinden birini yaşadığını hatırlatarak başladığı yazısı şöyle devam ediyor :
- Çin yönetimi işgalindeki Doğu Türkistan’da 2017’den beri kurduğu Toplama Kampları aracılığıyla uyguladığı beyin yıkama politikaları, ulusal kimliğin inkarı ve Doğu Türkistan’ın demografik yapısının değiştirilmesi, Uygur ulusal kimliğine ağır ve derin bir darbe vurmuştur. Halkımız anadilinden, dini inançlarından ve ulusal kimliklerinden gelenek ve göreneklerinden zorla koparılıyor. Camiler, türbeler ve mimari ve kültürel anıtlar yıkılarak, dini ve milli kimliklere hatırlatan her şey gözden ve akıldan uzaklaştırıldı.
- Uygurların milli kültürlerini besleyen kaynakları yaratıcıları ve yayımcıları olan Uygur Aydınlar ordusu Toplama Kampları ve Zin Hapishanelerine atılarak toplumdan izole edilerek etkisiz hale getirildiler. bu durum Uygur toplumunu sosyal ve siyasal sahadaki önder ve liderlerini kaybetmesine yol açtı. Çin işgal yönetimi bu uygulamaları ile Uygur toplumunu Çolpanını kaybetmiş bir sürüye veya pusulası bozuk açık denizde yolunu kaybetmiş bir gemiye dönüştürdü.
- Uygur Soykırımının doruk noktası ve ÇKP yönetiminin resmi politikası haline dönüştürdüğü 2017 yılından bu yana, Doğu Türkistan Milli Hareketinin diasporadaki Temsilcisi ve şemsiye kuruluşu Dünya Uygur Kurultayı başta Doğu Türkistan ve Uygur STK. ları Çin’in Doğu Türkistan’daki insanlık dışı acımasız ve vahşi uygulamalarını uluslararası toplum nezdinde ifşa etmeye ve bu insanlık suçlarını ifşa ediyor ve uluslararası desteği güçlendiriyor.
- Sonuç olarak, Birleşmiş Milletler’de Uygurlara sempati duyan ve Çin’i kınayan ülke sayısı önemli ölçüde artmıştır.
- Uygur meselesinin uluslararası toplum nezdindeki bu kısmı başarısına rağmen işgalci Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı insanlık ve soykırım politikaları değişmemiştir.
Diasporada Yaşayan Uygurlar Olarak Neler yapmalıyız ?
- Ana yurdumuzun dışında yaşayan Uygur Türkleri olarak ; diasporada milli kimlik ve benliğimizi nasıl koruyup devam ettirebileceğimiz konusunda fikirler,uygulamalar ve ve çözüm yolları geliştirmeliyiz.
- Bunun için en önemli ve ivedilikli işimiz eğitim ve öğretimi geliştirmek olmalıdır. Bir Millet veya toplum , ana dilinin korunması olmadan uzun süre varlığını sürdüremez. Ana vatanamız Doğu Türkistan dışında yani Sürgündeki çocuklarımız ana dillerine sağlam bir şekilde hakim olmalı ve ana dilleri aracılığıyla kendi tarihleri ve kültürleriyle derin bir bağ kurabilmelidirler.
- Diasporadaki genç Uygur nüfusu arasında milli bilinci ve ulusal birliği korumak için, uygun koşullara sahip ülke ve bölgelerde yoğun yerleşim yerleri veya mikro-kültürel ortamlar oluşturulmalıdır.
- Birbirlerinden kopmuş/koparılmış dağınık şekilde yaşayan, güvenlik endişeleri ve yaşam kaygılarıyla ezilmiş ve Çin’in sınır ötesi baskılarına uğrayan Çin’in kurbanı olmuş kardeşlerimiz için ortak bir yaşam ortamı sağlanmalıdır.
- Muhacerette yaşayan Doğu Türkistan diasporası arasında Makro düzeyde -kültürel bir yaşam ortamı sağlanabilmesi amacıyla, Kanada’da devam eden 10 bin Uygur Türkü’nün bu ülkeye göçmen olarak kabulü ve yerleştirilmesi (M- 62) projesi benzeri ileriye dönük amaç ve hedefli programlar hayata geçirilmelidir.
- Doğu Türkistan’ın tanıtılması ve bu ülkedeki insan hakları ihlallerinin uluslararası topluma duyurulması ve etnik soykırım uygulamalarının durdurulması için Kısa vadeli tanıtım faaliyetleri yerine, ülkenin ulusal kimliğini korumaya odaklanan uzun vadeli, ortak bir strateji planlanması ve uygulanması ivedilikle hayata geçirilmelidir.
Bütün Bu İş ve İşlemler İçin, Yetenekli, Profesyonel ve düzenli bir yapı Oluşturulmalıdır
- Başta Dünya Uygur Kurultayı olmak üzere diasporadaki Uygur toplumunu birleştirici ve daha aktif ve çekici hale dönüştürmek için gerekli tedbirler alınmalı, Doğu Türkistan ve Uygur STK.larının yönetim kadrolarının kalitesi ve profesyonel yetenek ve işlevi güçlendirilmelidir.
- Eğitim, Araştırma, Bilim, Sanat başta hayatın tüm sahalarında, diplomaside ve milli kimliğimizin korunmasına odaklanan kadrolar ve kurumlar kurumlar güçlendirilmeli ve harekete geçirilmelidir.
- Doğu Türkistan meselesinin daha profesyonel ve çağın şartlarına uygun şekilde yürütülebilmesi için davaya önderlik edecek Genç liderlerin yetiştirilmesine önem verilmeli ve bu konuda uzun vadeli plan ve projeler geliştirilmeli.
İlgili Hükümetler ve Uluslararası Toplum ile sistematik işbirliği kurulmalı
- Uygur Diasporası için en büyük güç birliktir. Anavatanımızı işgal ve esaretten kurtarmak gibi ortak hedefimizin gerçekleştirmenin tek yolu uzun vadeli bir strateji belirlenmeli ve bu proje uygulanmalıdır.
- Bunun için öncelikle ve ivedilikle dijital bir arşiv projesi hazırlanmalı ve hayata geçirilmelidir.
- Mevcut Uygur Akademisi güçlendirilerek, profesyonel ve bilimsel araştırmalar sistemi, küresel bir gençlik platformu, Uygur kültürünün korunması ve canlandırma kampanyası ve bağımsız bir medya ekibi oluşturulmalıdır.
- Çin gibi Irkçı bir rejimin boyunduruğu altında bulunan Uygur Türkleri için öncelikli hedef işgale karşı direnmek ve toplum olarak hayatta kalmaktır.
Atalarımız ana yurdumuz Doğu Türkistan’ı ve Uygur milli kimliğimizi yüz yıllarca korumayı başarmıştır. Şimdi ise bu görev bizim Omuzlarımızdadır !

Mehmet Tohti Kimdir
Mehmet Tohti Doğu Türkistan’in Kargalık kentinde dünyaya gelmiştir. İlk,Orta ve Lise öğrenimini Kargalıkta ve Üniversite eğitimini ise Urumçi Üniversitesinde tamamlamıştır.1992 yılında Türkiye’ye gelmiş ve 1999’da Kanada’ya yerleşmiştir. Kanada’da Hukuk öğrenimi görmüş ve Avukat olmuştur. Halen bu ülkede Uygur insan hakları aktivisti olarak faaliyet göstermektedir ve ayna zamanda Uygur Hakları Projesi’nin Genel Direktörlüğünü yürütmektedir. Kendisi, Kanada hükümetinin Çin’in Uygur soykırımını tanıması, 10 bin Uygur’un bu ülkeye göçmen olarak kabul edilmesi için yapılan çalışmalara öncülük etmektedir. Ayrıca, Kanada’da Çin’in Uygurları Toplama Kamplarında esir olarak tutması ve onları Köle/İşçi olarak zorla çalıştırması başta insan hakları ihlallerine son vermesi için Çin yönetimi nezdindeki sürekli girişimileri ile öne çıkmıştır. Bu tamamen yasal, barışçıl ve demokratik hak arama talep ve çağrılar nedeniyle Çin hükümetince sınır ötesi baskı ve yaptırımlarına maruz kalmıştır.