logo

trugen jacn

DOĞU TÜRKİSTAN VE GAZZE’DEKİ SOYKIRIMA KARŞI ÇİFTE STANDART VİCDANLARI YARALIYOR

Screenshot 2-1177

UYGUR HABER VE ARAŞTIRMA MERKEZİ(UYHAM)

Tarihçi, gazeteci ve yazar Muharrem Değirmen, Türkiye’deki siyasi partilerin Doğu Türkistan konusundaki sessizliğini sert sözlerle eleştirdi. Uzun yıllardır Doğu Türkistan’ın özgürlüğü ve Uygur Türklerinin sesi için mücadele verdiğini hatırlatan Değirmen, “  Doğu Türkistan ve Gazze’deki soykırıma karşı gösterilen çifte standartlı yaklaşım vicdanları yaralıyor. Zulüm yalnızca Filistin’de değil. Çin’in işgalindeki Doğu Türkistan’daki  Türkler her gün kimlikleri, dilleri ve inançları   yüzünden  yok edilmeye çalışılıyor. Ancak  tüm bu gerçekler açıkça bilindiği halde bu Doğu Türkistan gerçekleri, Türkiye’de bilinçli şekilde görmezden geliniyor” dedi.

FİLİSTİN İÇİN YÜKSELEN SES, DOĞU TÜRKİSTAN’DA SESSİZLİK

Değirmen, Türkiye’de siyasi partilerin ve toplumun Filistin konusunda adeta birleştiğini söyledi. Mitingler, açıklamalar, yürüyüşler, kampanyalar… Ama iş Doğu Türkistan’a gelince sessizlik hakim. “Filistin için sahnede rol alan siyasetçiler, Doğu Türkistan’da yaşanan soykırımı görmezden geliyor. Çünkü Çin, ekonomik olarak dev bir güç. Ticari ilişkiler, yatırım anlaşmaları, krediler… Bütün bunlar siyasilerin sesini kısmış durumda. Böyle bir ortamda vicdan siyaseti değil, menfaat siyaseti öne çıkıyor” diye konuştu.

ARAP MİLLİYETÇİLİĞİ ÜZERİNE KURULU SİYASET

Değirmen, bazı çevrelerin siyasetlerini yalnızca Arap coğrafyasına endekslediğini vurguladı. “Onların tek sermayesi Arap milliyetçiliği. Filistin üzerinden siyaset devşirmek kolaylarına geliyor. Çünkü Filistin davası, kitleler nezdinde duyarlılık yaratıyor. Ama  Doğu Türkistan ve Uygur Türkleri söz konusu olduğunda aynı hassasiyeti göstermiyorlar. Bu  çifte standartlı durum yalnızca Doğu Türkistan’a değil, Türk milletinin tarihsel kimliğine de ihanettir” dedi.

DOĞU TÜRKİSTAN’DA YAŞANAN SOYKIRIMIN BOYUTLARI

Tarihçi, Gazeteci  Yazar Sayın Muharrem Değirmen, Çin’in Doğu Türkistan’daki  insan hakları ihlalleri ile   mevcut durumu şöyle anlattı :

  •  Türk çocuklarına kendi ana dilleri Türkçe ile eğitim ve öğretim yasaklandı
  • Namaz, Oruç başta olmak üzere tüm ibadetler  yasaklarla  engelleniyor
  • Camiler  ibadete kapatılıyor. çoğu ise yıkılarak yok edildi .Bazı tarihi camiler Müze ve  turistik mekanlara  mekanlarına dönüştürüldü
  • Müslüman Türkleri dini inançları ile gelenek ve görenekleri  için  çeşitli şekilde cezalandırılıyor. İnsanlar inançları uğruna cezalandırılıyor.
  • 2017’de başlatılan  “Aşırılıkla ve Terörcülerle Savaş Kampanyası” ile milyonlarca insan tutuklandıive Çin tipi Toplama Kamplarına hapsedildi.
  • Uygur Kadınlar  doğum yapmalarının engellenmesi için zorla kısırlaştırma operasyonlarına tabi tutuluyor.
  • Kısırlaştırmayı kabul etmeyen Uygur kadınları ise Kamplara    atılıyor ve orada zorla kısırlaştırılıyor.
  • Toplumun temeli olan Aileler  zorla dağıtılarak yok ediliyor. Ebeveyinler Toplama Kamplarına atılıyor
  • Ortada sahipsiz kalan çocukları Çocuk Eğitim Merkezleri adı verilen Kamplarda Çinliye dönüştürülüyor,
  • Etnik ve demografik  amaç ile merkezi Çin şehirlerinden  ülkeye transfer edilen Çinli hemen işe yerleştiriliyor.
  • Bilinçli olarak  işsizliğe mahkum edilen  Türk Gençleri   “İşe Yerleştirmek” kisvesi altında  Merkezi Çin’e  zorla gönderilerek asimile edilerek yok ediliyor.
  • Çin yönetiminin  Türklere yönelik bu uygulamaları  yalnızca  onlara baskı ve zulüm amacı ile   değil, doğrudan bir soykırım politikasıdır.
  • Türk Milleti ve insanlık olarak   Çin’in bu uygulamalarına karşı  sessiz kalıyorsak, zalimin suç ortağıyız. demektir.

 Çin’in  Müslüman Uygurlara Yönelik Baskı ve Zülmüne  Sessizliği Besleyen Ekonomik Çıkar İlişkileri  

Tarihçi Yazar Muharrem Değirmen, Türkiye’nin Çin’le geliştirdiği ekonomik ilişkilerin siyasilerin sessizliğini beslediğini dile getirerek şunları söyledi : “Demiryolu projeleri, ticaret anlaşmaları, ithalat-ihracat dengeleri… Bunların hepsi siyasilerin ağzına fermuar vurmuş durumda. Doğu Türkistan’daki çığlık duyulmuyor çünkü menfaatler vicdanın önüne geçti. Bu yaklaşım, hem Türkiye’nin itibarına gölge düşürüyor hem de mazlum Uygurların yalnız bırakılmasına yol açıyor” diye konuştu.

Doğu Türkistan ve Gazze’deki Soykırıma Çifte Standartlı Yaklaşım  Vicdanları Yaralıyor  

Yazar Muharrem Değirmen’e göre Filistin için meydanları dolduranların Doğu Türkistan söz konusu olduğunda sessiz kalması, çifte standardın en somut örneği. “Mazlumun dini, dili, coğrafyası olmaz. Mazlum mazlumdur, zalim zalimdir. Ama Türkiye’de siyasetçiler mazlumun kimliğine göre tavır alıyor. Bu samimiyetsizlik, halkın vicdanında büyük bir yara açıyor. Bugün insanlar soruyor: Filistin için ses çıkaranlar, Uygurlar için neden susuyor?” dedi.

TARİH VE VİCDAN HESAP SORACAK

Değirmen, tarihin bu sessizliği asla affetmeyeceğini vurgulayarak : “Yarın torunlarımız bize soracak: Filistin için yürüdünüz, pankartlar açtınız, nutuklar attınız. Peki Doğu Türkistan için neden sustunuz? Bu soruya verilecek bir cevap olmayacak. Çünkü gerçek ortada: Menfaatler, kardeşliğin önüne geçti. Tarih unutmaz. Tarih suskunları kaydeder.”

TÜRK DÜNYASI İHMAL EDİLİYOR

Türkiye’nin dış politikasında Türk dünyasının sürekli ikinci planda bırakıldığını  belirterek.  “  Türkistan ve Orta Asya’dan Balkanlar’a kadar geniş bir coğrafyada  Türkçe konuşan Türk toplulukları  yaşamaktadır. Ama Türkiye’deki siyasiler, bu toplulukları öncelik sırasının en altına koyuyor. Oysa Türk dünyasıyla bağlarımız güçlendirilseydi bugün Doğu Türkistan için çok daha güçlü bir uluslararası baskı kurulabilirdi” dedi.

TOPLUMUN SESSİZLİĞİ VE MEDYANIN PAYI

Değirmen, toplumun da Doğu Türkistan meselesinde yeterince bilinçli olmadığını ifade etti. “Çünkü medya bu konuyu gerektiği gibi işlemiyor. Gazeteler, televizyonlar, ekranlar Filistin’i sürekli gündemde tutarken Doğu Türkistan’a tek satır ayırmıyor. Medya sessizliği, halkın da sessiz kalmasına yol açıyor. Sessizlik bir süre sonra alışkanlığa dönüşüyor. Bu da zulmün devam etmesine  hizmet ediyor” diye konuştu.

TÜRK MİLLETİ MAZLUMUN YANINDA OLMALI

Sözlerini Türk milletine bir çağrıyla bitiren Değirmen, “Türk milleti tarih boyunca zalimin karşısında, mazlumun yanında oldu. Bugün de bu duruşu korumalıyız. Filistin davasına sahip çıkmak elbette doğru. Ama aynı samimiyetle Doğu Türkistan davasını da sahiplenmek gerekir. Çifte standartla yürütülen bir vicdan siyaseti ne halkın kalbine dokunur ne de tarihe onur bırakır. Ben ömrümü Doğu Türkistan’ın özgürlüğüne, Uygur Türklerinin sesi olmaya adadım. Çünkü biliyorum ki bir millet, kendi evladının çığlığına kulak tıkıyorsa başkasına da gerçek anlamda sahip çıkamaz” dedi.

Kaynak : https://www.memlekettenhaber.com/muharrem-degirmenden-siyasilere-dogu-turkistan-elestirisi (Haber-Özge Demir)  

 

Share
631 Kez Görüntülendi.