logo

trugen jacn

ÇİN’İN DOĞU TÜRKİSTAN’DA İŞLEDİĞİ İNSANLIK SUÇLARI CEZASIZ KALMAMALIDIR !

                                                                                               HALKIMIZA VE BASINA DUYURU

Çin’in kuzeybatısındaki  Doğu Türkistan’da (Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde)   Çin’in toplama kamplarında tutulan Uygur Türkleri’nin işkence, zorla çalıştırma ve cinsel taciz olayları ile karşılaştıklarına dair iddialar bulunmaktadır. Uygur Türkleri’nin kamplara kapatılması sebebi olarak, Çin Halk Cumhuriyeti tarafından yasaklanan “aşırılık” fiillerinin işlenmesi gösterilmektedir ki bunların, namaz kılmak, oruç tutmak gibi dini ibadet, dini ve milli kültürlerine dair yazı ve basılı eser bulundurmak, farklı ülkelere gitmek, Çin dışında yaşayan insanlarla iletişim kurmak olduğu bildirilmektedir.

Suçlama konusu fiiller temel insan hakları arasında sayılmasına karşın, herhangi bir toplumun sırf bir dine ya da milliyete mensup olduğu için toplama kamplarına atılarak, işkence uygulandığı iddiaları kabul edilebilecek, görmezden gelinebilecek iddialar değildir.

Çin yönetimi , Uygur Türklerinin başına gelenleri gündeme getiren, dünyadaki her devlete ve şahsa karşı vahşi, saldırgan tavır içine girmektedir. Uygur Türkleri’nin acılarını ağzına alan devletlere Çin tarafından yaptırımlar uygulanmakta, şahısların ise Çin’e girişleri yasaklanmakta, ve ticari faaliyetleri sona erdirilmekte, adeta “Çin halkı düşmanı” ilan edilmektedir. Şahıslara ve ülkelere derhal yaptırım uygulayan Çin, her nedense  söz konusu Toplama kampları uluslararası heyetlerin incelemesine kesinlikle açmamaktadır. Çin konuyu öylesine ileri bir duruma getirmiştir ki, ülkemiz de dahil birçok ülkeyi, dünyayı etkisi altına alan Covid-19 ile ilgili tedbirlere yardım etmemekle ve aşı tedarik etmemekle tehdit etmektedir. Ne yazık ki iktidarların bu tavra karşı adeta boyun eğdikleri görülmektedir.

Uzun yıllar toplama kampı iddialarını reddeden Çin, teknolojik olanaklar ve bir şekilde sağ olarak kurtulabilen şahısların tanıklıkları sonucunda toplama kampı iddialarını kabul etmek zorunda kalmış ve bunları da “meslek edindirme kursu”, “terörle mücadele amaçlı yeniden eğitim kampı” gibi isimlerle adlandırmaya çalışmıştır. Bu  tutum ise, ekonomik, siyasi ve askeri gücüne güvenerek, her istediği  temel hak ihlali yapabileceğine inanan emperyalist bir ülke tavrıdır.

  • Çin,  Eğitim Merkezleri  olduğunu   iddia ettiği bu  Toplama kamplar insanlığa karşı suçların işlendiği  kamplarıdır.
  • Çin tipi bu Toplama Kamplarına  alınanların büyük bir kısmının akibetleri  hakkında bir daha  haber alınamamaktadır.
  • Uygur bölgesindeki bu yaşananlar, George Orwell’in 1984 isimli romanındaki “Sevgi Bakanlığı” uygulamalarını andırmaktadır. Ancak dünya, aynı bu romandaki şekli ile sanki fiilen paylaşılmış gibi, gerçek insanların, gerçek gözyaşları ve dramına gözler kapanmıştır.
  • BM. başta ülkeler Çin’in işlediği bu insanlık suçlara karşı basit kınamalar dışında konu ile ilgili hiçbir somut adım atmamaktadır.
  • Çin Halk Cumhuriyeti  kendisine yönelik Uygur Türklerinden gelen bir saldırı, bir tehdit ya da savaş durumu ile karşı karşıya değildir.
  • Çin’in bu uygulamaları (bu  durumda dahi Çin’in söz konusu uygulamaları)savaş suçu oluşturacakken, tamamen keyfi ve acımasız uygulamalarının, uluslararası hukukun hiçbir yaptırımı ile karşılaşmaması kabul edilemez.
  • Dünyanın geleceği için,  barış, huzur ve insanların kardeşçe yaşayabilmeleri  için devletlerin  Çin’e karşı bu iki yüzlü ve çelişkili davranmayı sona erdirmesi gerekir.

Bursa Barosu olarak, işkence gören, kamplara kapatılan, kültürel değerlerinden mahrum bırakılan Uygur Türkleri’nin yanında olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Share
508 Kez Görüntülendi.