logo

trugen jacn

ANA HATLARİYLE DOĞU TÜRKİSTAN VE YAKIN TARİHİ (3.BÖLÜM)

Muhammet Örtlek resimleri ile ilgili görsel sonucu

Muhammet ÖRTLEK

Sincan’da 1930-1950’ler arası dönemde Doğu Türkistan hareketinin Çin karşıtı politikasında “Üç Efendiler” olarak adlandırılan İsa Yusuf Alptekin, Mehmet Emin Buğra ve Mesut Sabri Baykozi öne çıkmışlardır.

Milliyetçi Çin hükümetinin kuruluş sırasında “Çin hakimiyeti altında yaşayan milletlere kendi geleceklerini (self-determination) belirleme hakkı tanıyacağını” açıklamıştı. Ancak 1924 yılı self-determinasyon kararı, Doğu Türkistan’da uygulanmayınca Sincan’da bağımsızlık, ayrılıkçı, milliyetçi vd. ulusal akımlarda hareketlilik yaşandı. Bölgedeki 1931 yılı olaylarına SSCB’nin de müdahalesiyle, Doğu Türkistan sorunu uluslararası boyut kazandı. Üç Efendiler, Nanking’de düzenledikleri, toplantı, protesto ve yayınlar yoluyla Doğu Türkistan’a “1924 genelgesi ile muhtariyet verilmesinin” doğru olacağını, fakat bu kararın zamanında alınmadığının olumsuzluklarının yaşandığını vurguladılar.

Şarki Türkistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmet Can Kasımi’nin, SSCB yanlısı politikası, Çin yönetiminin Doğu Türkistan idaresinde Üç Efendiler’i tercih etmesine sebep oldu. 1947’de gerçekleştirilen yapılanma ile Üç Efendiler’den Genel Valiliğe Mesut Sabri Baykozi, Tamirat Bakanlığı’na Mehmet Emin Buğra ve Genel Sekreterliğe İsa Yusuf Alptekin getirildi. Böylece Doğu Türkistan yönetimi, Türk kökenlilere geçmiş oldu.

Üç Efendiler’in iktidarı uzun sürmedi. SSCB’nin, Doğu Türkistan’da etkin olma gayretleri ve Çin’de komünist yönetim insiyatifi ele alınca bölgeyi işgal etti. Sonuçta Üç Efendiler yurtdışına çıkmak zorunda kaldılar. Doğu Türkistan bağımsızlık hareketini Türkiye ve diğer ülkelerde tanıtmaya ve yayınlaştırmaya çalıştılar. Üç Efendiler hakkında daha fazla bilgi için Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (C. 17, S. 1, Mart 2019)’ndeki Emin Kırkıl ve Tekin Tuncer’in kaleme aldıkları “Üç Efendiler’in Nanking ve Doğu Türkistan’daki Mücadeleleri” başlıklı makaleye bakılabilir.

Şarki Türkistan Cumhuriyeti 1949 yılının ikinci yarısında, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) başkanı Stalin ve Çin devleti başkanı Mao’nun birlikte düzenlediği “Üçüncü Çin İstilası”yla yıkılmıştır.

Çin Komünist Partisi, Sincan yönetimini milliyetçi Şarki Türkistan Cumhuriyetinden devraldı. Böylece Doğu Türkistan davası, Komünizmin acımasız yüzü ile tanıştı. SSCB’nin egemen olduğu Orta Asya topraklarında, Stalin’in 1930’larda başlattığı Kültürel Devrim’in içeriğinde Müslümanlar’ın kültürel değerleri ve milliyetini bozmak, dini kuruluşlar ve İslam en büyük hedefti. Sovyet topraklarında Müslümanlar’a yönelik dini, etnik, kültürel baskıların aynısını Çin yönetimi de devam ettirdi.

Sincan’daki Komünist Çin idaresi Kur’an-ı Kerimler ve İslami kitapları yaktı, camiler yıkıldı ya da kapatıldı, dini liderler tutuklandı, binlerce Müslüman Ortadoğu ve Hint yarımadasına sürgüne gönderildi. Çin, 1966-1976 yılları arasında bölgede tüm dinleri yasaklayarak dini ve kültürel baskının zirvesine ulaştı. Hatta Çin, Doğu Türkistan’daki demografik yapıyı değiştirme girişimlerinde bulundu.

1960’lı ve 70’li yıllardaki Kültür Devrimi sırasında, yerel Müslüman halkların demografik yoğunluğunu tehlikeye sokan çok sayıda Çinli bölgeye yerleştirildi. 1949’da Sincan’da 300 bin Çinli mevcutken, bu sayı 2011 yılında 7,5 milyona yükselerek nüfusun yüzde 40’ını oluşturdular. Yine 2011 verilerine göre 8,5 Uygur ise, yüzde 45’lik bir oranda kalmaktadır. Doğu Türkistan’daki sosyo-ekonomik ve kültürel durum hakkında 2011 yılında Oxford University Press’ten yayınlanan Peter B. Golden’in “Central Asia in World History (Dünya Tarihinde Orta Asya)” kitabı kaynak niteliğindedir.

Sincan’da uzun yıllar yapılan mücadeleler “Doğu Türkistan Bağımsızlık Hareketi (DTBH)”ni doğurmuştur. DTBH, halen Çin’de özerk bölge olan Sincan Uygur Otonom/Özerk Bölgesi’nin self-determinasyon hakkını ve bağımsızlığını savunan bir harekettir.

DTBH düşünce yapısı itibariyle Uygurlu Türkler’in dini ayrımcılığa ve sadece Çin devleti onaylı bir Kur’an-ı Kerim’i okumaya; bağımsızlık yanlısı milliyetçilerin öldürülmelerine, hapsedilmelerine, işkence görmelerine, şiddet içermeyen protestolarda gözaltına alınanların insan hakları ihlaline uğramalarına; giyimlerinin, dillerinin ve kültürlerinin Çinli’leştirilmesine; milyonlarca Çinli’nin Sincan’a yerleştirilmesine, her türlü baskı ve ayrımcılığa karşıdır.

Hoton şehrinin girişinde Çin Müslümanları tarafından çizilen grafitide “devrim birçok tuğladan yapılmış bir yapıdır. Her tuğla bir haksızlıktır. Kan harçtır. Her duvar bir hüzün dağıdır” yazmaktadır. İşte bu ifade DTBH’nin tarihi sorumluluğunu ifade etmektedir.

Çin’in, Doğu Türkistan’da gerçekleştirdiği Kültürel Devrim, Uygur Türkleri’ni etnik, dinî, kültürel, demografik, eğitim, dil vb. ayrımcılığa uğratmıştır.

Çin’in, Sincan’daki tarihten gelen asimile politikaları Doğu Türkistan’da bağımsızlık, milliyetçi ve İslâmî hareketlerin güçlenmesine sebep olmuştur. Çin, özellikle İslâmî hareketten hoşnut olmadığını bölgede ve uluslar arası platformlarda dile getirmektedir.

Doğu Türkistan İslâmî Hareketi (The East Turkestan Islamic Movement –ETIM-) Diğer bir adı da Türkistan İslâmî Hareketi’dir (Turkestan Islamic Movement –TIM-).

Doğu Türkistan İslâmî Hareketi’ne 1999 yılından itibaren geçen sürede Türkistan İslâmî Partisi (Turkestan Islamic Party –TIP-), Allah Partisi ve Doğu Türkistan Millî Devrim Birliği birlikte hareket etmektedirler.

Türkistan İslâmî Hareketi/Partisi’nin 1997’den günümüze aktif olduğu kaydediliyor. Hareket’in Uygur millî ve İslâmcı çizgisinde olduğu belirtiliyor. İdeolojisinin de İslâmî fundamentalizm, Sünnî İslâm ve Pan-İslâmı şeklinde tanımlanıyor. Lider kadrosunun Hasan Mahsum, Abdul Haq, Abdul Shakoor El-Türkistani ve Abdullah Mansour’dan oluşuyor. Genel merkezinin Pakistan’ın Kuzey Veziristan’da bulunduğu Türkistan İslâmî Hareketi, kendisine Çin, Kuzey Veziristan, Afganistan, Merkezi Asya ve Suriye’yi faaliyet alanı olarak belirlediği iddia ediliyor. Bununla birlikte Hareket, Çin ve Pakistan karşıtlığıyla biliniyor. Diğer taraftan Hareket’in Tehrik-i Taliban Pakistan ve Özbekistan El-Kaide İslâmî Hareketi’yle temaslarda bulunduğuna ihtimal veriliyor. J. Todd Reed ve Diana Raschke’nin Greenwood Publishing Group’tan yayınlanan “The ETIM –The East Turkestan Islamic Movement- China’s Islamic Militants and the Global Terrorist Threats (Doğu Türkistan İslâmî Hareketi – Çin’in İslâmcı Militanları ve Küresel Terörist Tehditleri) isimli kitabın yazarlarıdırlar. Reed ve Raschke, Çin’deki terör faaliyetleri hakkındaki bilgilerin, Çin devletinin çok sıkı kontrolü altında uluslar arası kamuoyu ile paylaşıldığı ve dolayısıyla bu bilgilerin doğruluklarının teyidi hakkında problemlerle karşılaşıldığını belirtiyorlar.

Terör faaliyetleri ile bütün Uygur Türkleri’ni irtibatlandırmak doğru olmayacaktır. Reed ve Raschke’nin ifadeleri de göz önünde bulundurmakta fayda vardır. ABD’de Dünya Ticaret Örgütü ve Pentagon’a 11 Eylül 2001’de Usame bin Ladin’in ekibince, sivil uçaklarla gerçekleştirilen terör olayları dünya için milât olmuştur. Çin yıllardır bağımsızlık, hürriyet ve insan hakları mücadelesi veren meşrû Uygur hareketlerini de, terör kapsamında değerlendirdiği muhtemeldir. 

Çin yönetimi, Doğu Türkistan İslâmî Hareketi’ni;  El-Kaide, Taliban ve DAEŞ/IŞİD’le teması olan, Sincan’da bağımsız bir İslâm devleti kurma amacı taşıyan terörist grup şeklinde tanımlıyor. Buna ek olarak ABD de, Doğu Türkistan İslâmî Hareketi’ni 2002’de 13224 Sayılı (Executive Order) İcra Emri uyarınca Terör Listesi’ne dahil etti. ABD Dışişleri Bakanlığı da 2004’te, Doğu Türkistan İslâmî Hareketi’ni “Yabancı Terörist Örgütler” listesine alarak, teröristlerin ülkeye girişini engellemeye yönelik girişimde bulundu.

Yine ABD, Kongre Araştırma Servisi’nin 18 Haziran 2019 tarihli “Çin’deki Uygurlar” başlıklı raporunda (Congressional Research Service “Uyghurs in Chine” June 18 2019) Doğu Türkistan İslâmî Hareketi’ni küresel cihad gruplarıyla temasının net olarak belirlenemediğini, silâhsız, gevşek yapılı ve ekonomik anlamda imkânları sınırlı bir yapı şeklinde tanımlıyor.

Çin Kamu Güvenliği Bakanlığı’nın Ekim 2008 tarihli verileri göre, Doğu Türkistan İslâmî Hareketi’nin ileri gelenlerinden Abdul Haq’ın (Memetiming Memeti); Abu Abdureheman, Saifula ve Abdul Jabar müstear isimlerini kullanan Emeti Yakuf; Abdujuilili Aimati ve Abudula Punjab müstear isimli Yakuf Memeti; Mubaixier ve Nurula isimleri ile bilinen Tursun Thoti Kuzey Veziristan’da drone saldırısı ile öldürülmüşlerdir. Abuduani lâkaplı Memet Tursun Imin’in kuzey Asya’da yaşadığı tahmin ediliyor. Metusun Abuduhalike, Ansariu ve Naijimuding olarak tanınan Memet Tursun Abduxaliq’in; Saiyede lâkaplı Xemsidinahmet Abdumijit’in; ve Akrem Omerjan’ın nerede oldukları bilinmiyor.

11 Eylül ile dünyada başlayan yeni süreçte birilerinin “terörist” olarak gördükleri, başkalarının nazarında “özgürlük savaşçısı” şeklinde ifade ediliyor. Dünyanın birçok bölgesinde de sorun, işte tam da bu tanımlamadan kaynaklanıyor. Ancak küresel terör olayları incelendiğinde birçok terör örgütünün dışarıdan desteklendiği ve ilgili ülkenin istikrarsızlaştırılması için kullanılan taşeron unsurlar olduğu da aşikârdır. Dolayısıyla herhangi bir grubun gerçekleştirdiği eylemlerin bütün Doğu Türkistan halkının onayladığını söylemek doğru değildir. Sincan’daki Uygur Türkleri’nin hürriyet, demokrasi, insan hakları vb. mücadeleleri meşrû zeminde yürütülmeye devam etmektedir.(3.bölümün sonu.yezı devam edecek)

Kaynak : Yeni Asya gazetesi

Share
125 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ