logo

trugen jacn

TÜRKİYE’Yİ OBJEKTİF OLARAK TANIYIP, ÇİN-TÜRK İLİŞKİLERİ DOĞRU YÖNETMEK LAZIM !

Editörün Notu:  “ Huan Qiu shı bao” Çin halk Cumhuriyeti’nin dolayısıyla ÇKP’nin resmi yayın kuruluşudur. Yazıda Türkiye’den “Orta Doğu ülkesi” olarak bahsedilmektedir.  Çin kamuoyunun görüşünü öne sürerek Türkiye’ye yönelik bu söylemler çok  için   dikkat çekicidir.

Erdoğan Xi Jinping Resimleri ile ilgili görsel sonucu

 

社评:客观认识土耳其,准确把握中土关系
“Huan Qiu shı bao”nun Başmakalesi: Türkiye’yi objektif olarak tanıyıp, Çin-Türk ilişkilerini doğru yönetmek lazım.

SinoTürk

Uygur Haber ve Araştırma Merkezi  (UYHAM)

Çin dışişleri bakanı Wang Yi Türk dışişleri bakanı Çavuşoğlu ile 18 Ağustos günü bir telefon görüşmesi yaptı. Görüşmede Wang Yi Çin tarafı olarak Türkiye’nin devlet güvenliğini ve istikrarını, ekonomisini ve toplumsal gelişmesini korumak için gösterdiği çabalarını desteklediğini, Çin’in Türkiye ile birlikte gelişmekte olan ülkelerin özellikle yeni gelişen ekonomik gövdelerin yasal haklarını korumak istediğini bildirdi.

Türkiye ile Amerika arasındaki keskin sürtüşmeler yumuşayacağa benzemiyor. Birçok analizciye göre iki ülke arasındaki yara çok zor kapanır. Türkiye’nin uygulayacağı “Geniş çaplı büyük devlet dış politikası” bundan sonra Türk dış politikasının denge yönünü oluşturacaktır.

Türkiye nüfuzlu, büyük bir Orta-Doğu ülkesidir. Türkiye’nin dış politikadaki stratejik ayarlamaları “Küresel itici etki” yaratabilir. Çin-Türk dışişleri bakanlarının telefon görüşmelerinden anlaşıldığı kadarıyla Pekin tarafı Ankara’nın stratejik diyalog arzusuna aktif yanıt vererek, Çin-Türk dostluk işbirliğini geliştirmek, özellikle “Bir Kuşak, Bir Yol” proje yapımındaki yeni fırsatları birlikte değerlendirmek istiyor.

Ancak bizim dikkatimizi çeken nokta ise Çin kamuoyu Orta-Doğu durumundaki değişikliklere henüz ayak uyduramamaktadır. Bazı kişilerin Türkiye’ye ve Çin-Türk ilişkilerine olan bakışı halen eski çerçevede sabit kalmış olup, onlar Türkiye’ye olan temkinli yaklaşım tutumunun değişen şartlarda Çin-Türk ilişkilerinde ön planda olması gerektiğini, Türkiye’nin Çin-Türk ilişkilerini geliştirme arzusuna soğukkanlı yaklaşılması gerektiğini savunmaktadırlar.

Onların gerekçeleri ise: Öncelikle Türkiye geçen yarım yüzyılda Çin’e en çok zorluklar yaşatan Orta-Doğu ülkesidir. Ankara sadece Kore savaşında “Türk Tugayı” göndererek Amerika ile omuz omuza vermekle kalmamış, geçen yıllarda “Varyak” gemisi boğazdan geçerken de çok uzun süre zorluk çıkartmıştır. Ayrıca “Kızıl Bayrak -9”tipi füze alımı konusunda da aniden vazgeçerek aslında Çin’i resmen ekmiştir.

En kabul edilemez olanı ise, Türkiye Şin Ciang( Doğu Türkistan) konusunda sürekli ortalığı karıştırmaktadır. Türkiye’de bazı güçler “Doğu Türkistan” düşünce akımını desteklemekte, üstelik birkaç yıl önce Şin Ciang’daki bazı aşırı güçlerin yasadışı olarak Orta-Doğu bölgesine geçmesini sağlamıştır. Çin’in Şin Ciang daki azınlık siyasetini sürekli olarak eleştirmektedir.

Kabul etmek gerekir ki, Çin-Türk ilişkilerinin geçmişte karışık bir yüzü vardır. Ancak bu Çin ile Türkiye’nin bundan sonra stratejik diyalog ve işbirliğini geliştirmesine engel oluşması için yeterli neden değildir. Görülmesi gerekir ki, Çin ile Türkiye’nin çözümsüz sorunları yoktur. Üstelik 2015 yılında Erdoğan Çin’i ziyaret ettikten sonra, Türkiye’nin Çin ile ilişkilerini geliştirme yönündeki aktifliği artmıştır, iki ülke arasındaki işbirliğinin geliştirilmesine yönelik pozitif enerji mevcut fikir ayrılıklarının önüne geçmiştir. Çin-Türk ilişkilerinde sürekli aktif gelişmeler yaşanmaktadır.

Türkiye ve Çin-Türk ilişkilerine bakarken çok basite indirgemek de doğru olmaz, hatta gerçeklere uygun, Çin’in bugünkü gücü ve misyonuna yakışır bir açı ve eda ile bakmak lazım. Çin’in devlet menfaatlerinin korunmasında Türkiye’nin olumlu ve olumsuz etkileri vardır. Bu konularda objektif değerlendirme ve karşılaştırma yapmamız, faydalısını alıp, zararlısını atma (çekirdeğini alıp kabuğunu atma) yöntemini kullanarak sorunlarla baş etmemiz lazım.

Türkiye bir yandan Çin’in stratejik ortağı olmak isterken, bundan sonra da Şin Ciang konusu çerçevesinde olumsuz rol oynamaya devam edebilir. Ancak önemli olan şu ki Türkiye’nin, Çin’in stratejik ortağı olabilme süreci Şin Ciang konusuna olan müdahalesini kısıtlayıcı rolü de oynaya bilir. Çin’in Türkiye’ye uygulayacağı aktif siyaset umarız ki karşılıklı çıkar ve kazanç sağlama konusunda “bir taşla iki kuş vurma” fonksiyonu oynayabilir.

Çin İle Türkiye arasında önemli bir çıkar çatışması yoktur. Turancılık ise Türkiye’de günümüz dünyasının büyük gerçekleri tarafından param parça edilmiş bir ideolojidir. Türkiye’nin bugünkü kaderi ile yüzleşmesi gereken sorunlar daha gerçektir. Bunların içindeki bazı sorunlar Çin için de geçerlidir. Çin-Türk ortaklığının geleceği Çin için elde etmeye ve kazanmaya değer. Hangi açıdan bakarsak bakalım, bunun Çin için faydası vardır, zararı yoktur.

Türkiye ile iyi ilişkileri geliştirmek, Çin’in Türkiye’ye büyük yardımlar yapacağı anlamına gelmez, bu ilişki sadece stratejik açıdan karşılıklı çıkar değil, ekonomik açıdan da karşılıklı kazanım sağlar. Türkiye Orta Doğu’nun en büyük ekonomik gücüne sahiptir. Geçmişte Türkiye Avrupa’yı en büyük ekonomik yön olarak bellemişti, bu ise Çin-Türk ekonomik işbirliği için büyük fırsatlar olduğunu gösterir.

Çin kamuoyunun bunları açık ve net görmeleri, ülkemizin Türkiye ile olan ilişkilerinde daha esnek davranabilmesi için faydalı kamuoyu oluşturulmasına, Çin-Türk ilişkileri için ters rüzgarların değil, aksine olumlu rüzgarların estirilmesine hatta yeni bir yelkenin açılmasına yardımcı olacaktır.

Kaynak: www.sinoturknews.org/turkiyeyi-objektif-taniyip -çin-turk-ilişkilerini-dogru-yonetmek-lazim/

  • Yazının  Çince Orjinal  kaynağı  : www. http:// opinion. huanqiu.com/editorial/2018-08/12765879.html )
Share
540 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ