ULUSLARARASI RAPORLAR VAHAMETİ GÖZLER ÖNÜNE SERİYOR
Uygur Hareketi’nin açıklamasına göre, aradan geçen 36 yılda Pekin yönetiminin baskı politikaları azalmak bir yana, uluslararası kurumların da teyit ettiği üzere kitlesel bir asimilasyon projesine dönüştü. Haberde öne çıkan güncel raporlar tablonun ciddiyetini kanıtlıyor:
- ABD Holokost Anma Müzesi Raporu (Şubat 2025): Simon-Skjodt Soykırımı Önleme Merkezi tarafından yayımlanan rapor, Uygur bölgesindeki temel baskı politikalarının hız kesmeden devam ettiğini ve aktif olarak genişletildiğini ortaya koydu.
- 3.34 Milyon ‘Zorla Çalıştırma’ Vakası: Resmi hükümet verilerine dayandırılan analizlere göre, sadece 2024 yılı içerisinde bölgede 3,34 milyon bireyin zorla işçi olarak çalıştırıldığı tespit edildi.
- BM’den ‘İnsanlığa Karşı Suç’ Alarmı (Ocak 2026): Beş Birleşmiş Milletler Özel Raportörü tarafından yayımlanan ortak resmi açıklamada, ÇKP’nin zorunlu işgücü transfer sisteminin devasa bir ölçekte uygulandığı, bu zorlamanın birçok vakada “kölelik” ve “zorla yerinden edilme” gibi insanlığa karşı suçlar seviyesine ulaştığı uyarısı yapıldı.
- BM. Raporunda ayrıca, zorlayıcı doğum kontrol yöntemleri nedeniyle bölgedeki Uygur nüfus artışının neredeyse sıfıra indirildiği ve asimilasyon odaklı yatılı okulların Uygur ortaokul öğrencilerinin tamamını (yüzde 100) asimile etmeyi hedeflediği vurgulandı.
RUŞEN ABBAS: “ULUSLARARASI TOPLUM İÇİN BİR SINAV”
Barın Katliamı’nın 36. yılı vesilesiyle değerlendirmelerde bulunan Uygur Hareketi İcra Direktörü Ruşen Abbas, uluslararası toplumun sessizliğini sert bir dille eleştirdi.
Abbas, “Barın Katliamı, en temel insan haklarını talep eden Uygurlara karşı Çin rejimi tarafından gerçekleştirilen kasıtlı bir terör eylemiydi” diyerek şu tarihi mesajı verdi: “Aradan 36 yıl geçti. Barın’da dökülen kanı, dünyanın dikkate almadığı erken bir uyarı olarak hatırlıyoruz. ÇKP, dünkü vahşetini bugün tam ölçekli bir soykırıma taşıdı. Pasif kalan her hükümet ve kurum, bugün giderek büyüyen Çin tehdidinin sorumlusudur. Bu sadece Uygurların mücadelesi değil; özgürlük ve demokrasiyi korumak adına tüm uluslararası toplum için kritik bir sınavdır.”
DEVLETLERE VE KURUMLARA ‘EYLEM’ ÇAĞRISI
Açıklamasının sonuç bölümünde hükümetlere, BM’ye ve sivil toplum kuruluşlarına seslenen Uygur Hareketi; “endişe duyuyoruz” şeklindeki kınama mesajlarının ötesine geçilmesini talep etti.
Uygur Hareketi açıklamasında Çin’in işgalindeki Doğu Türkistan’da yaşayan Türklere yönelik baskı,zulüm,insanlık ve etnik soykırım suçlarının durdurulması için atılması gereken üç somut adımı şöyle sıraladı:
- Uygurların Köle/İşçi olarak zorla çalıştırılmasıyla üretilen tüm mal ve ürünlere küresel ithalat yasakları getirilmesi.
- Doğu Türkistan’daki Sistematik asimilasyon ve insanlığa karşı suçlardan sorumlu tutulan ÇKP yetkililerine ağır ekonomik ve siyasi yaptırımlar uygulanması.
- Çin soykırımından kurtulan ve hayatta kalan Uygurların ve insan hakları savunucularının seslerinin uluslararası platformlarda daha gür ve yaygın şekilde yankılanmasının sağlanması.
Uygur Hareketi’nin Açıklaması uluslararası topluma uyarı niteliği taşıyan şu sözlerle sonlandırılıyor :
“Baskı ve Zulme Kayıtsızlık ve eylemsizlik sadece zalimi güçlendirir ve insanlığa karşı işlenen suçların devam etmesine zemin hazırlar” uyarısıyla son buldu.
Kaynak : https://www.karar.com/guncel-haberler/barin-katliaminin-36-yilinda-dunyaya-sessizlik-uyarisi-o-gun-gormezden-2040223







