“Orta Asya değil, Ulu Türkistan” Vurgusu
Konuşmasına kavramsal bir değerlendirmeyle başlayan Gazi Karabulut, “Orta Asya” ifadesinin Batı merkezli bir tanımlama olduğunu belirtti. Bunun yerine “Uluğ Türkistan” kavramının kullanılmasının tarihsel gerçekliğe daha uygun olduğunu ifade etti.
Karabulut, Türk milletinin tarih boyunca geniş bir coğrafyada iz bıraktığını belirterek, bu coğrafyanın yalnızca bir bölge değil, aynı zamanda bir medeniyet alanı olduğunu dile getirdi. Türklerin çekildiği bölgelerde yaşanan değişimlere dikkat çeken Karabulut, bu durumun tarihsel süreç içinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Mankurtlaşma ve kimlik bilinci uyarısı
Konferansta kimlik meselesine de değinen Karabulut, toplumların kendi değerlerinden uzaklaşmasının önemli sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Bu kapsamda edebiyatta yer alan “Mankurt” kavramına atıf yaparak, kimliğin korunmasının önemine vurgu yaptı. Karabulut, “Türk milliyetçiliği sadece bir söz değil; bir yaşam tarzı ve eylem biçimidir” diyerek, özellikle genç nesillerin tarihsel ve kültürel bilinçle yetişmesinin gerekliliğini ifade etti. Kimlik bilincinin korunmasının, toplumsal dayanıklılık açısından önemli bir unsur olduğunu belirtti.
Gazi Karabulut, Romanın yazılış sürecini ve coğrafyamızda yaşananları anlatan Karabulut şunları söyledi: “Asırlarca Türk medeniyetine ev sahipliği yapan Çin’in kuzey doğusundan Avrupa’nın ortalarına kadar uzanan geniş alana baktığımızda Türk izlerinin coğrafyada var olmasına rağmen kültürel kodlarının pek çok yerde yok olduğu/yok edildiği gerçeği ile karşılaşıyoruz. Bu kadar geniş bir kültür coğrafyasında; bugün için hâlâ yaşam izlerine şahit olduğumuz bir kısım Türk
topraklarında büyük sıkıntılar yaşanmaktadır. Doğu Türkistan’da yaşananlara baktığımızda insani ve hukuki açıdan Çin’in soykırıma doğru giden uygulamalarına şahit olmaktayız. Çin Halk Cumhuriyeti’nin Doğu Türkistan politikaları neticesinde, Uygur Türkleri yaşama, kişinin bedensel ve ruhsal dokunulmazlık hakkı, zorla çalıştırma yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı, özel hayata ve aile yaşamına saygı, düşünce ve ifade özgürlüğü, din ve vicdan hürriyeti gibi insan haklarından tamamen mahrum bırakılmaktadır. Bu politikaların tek bir amacı vardır; o da Doğu Türkistan’dan Türk
nüfusunu yok etmektir. Aslında gördük ki Türk milleti, hem Türkiye hem kadim coğrafya hem de dünyaya dağıldığı merkez olan Doğu Türkistan için güçlü devlet ve bir millet şuuruyla mücadele etmek gerektiğini ortaya
koymaktadır. Bölgedeki uygulamaların uluslararası kamuoyunda farklı değerlendirmelere konu olduğunu belirten Karabulut, çeşitli politikalar üzerinden yürütülen süreçlere dikkat çekti. Ekonomik kaynakların kullanımı, sosyal yapı üzerindeki etkiler ve kültürel değişim süreçlerinin önemine değinen Karabulut, bu konuların çok yönlü ele alınması gerektiğini ifade etti. Bölgenin sahip olduğu doğal kaynakların stratejik önem taşıdığına işaret etti.Aslında gördük ki Türk milleti, hem Türkiye hem adim coğrafya hem de dünyaya dağıldığı merkez olan Doğu Türkistan için güçlü devlet ve bir millet şuuruyla mücadele etmek gerektiğini ortaya koymaktadır.” şeklinde konuştu.

Osman Batur Vurgusu ve Tarihsel Hafıza
Konuşmasında tarihsel figürlere de yer veren Karabulut, Doğu Türkistan mücadelesinin geçmişten bugüne uzanan bir süreç olduğunu belirtti. Bu kapsamda Kazak Türkü Doğu Türkistan Milli Kahramanı Osman Batur’un sözlerini hatırlatarak, tarihsel hafızanın canlı tutulmasının önemine değindi. Karabulut, Türk dünyasının ortak değerler etrafında birleşmesinin önemine dikkat çekerek, kültürel bağların güçlendirilmesinin gerekliliğini ifade etti. Bu yaklaşımın, geleceğe yönelik perspektif oluşturma açısından önemli olduğunu belirtti.
Samsun’dan 2.Güneş Doğuyor.
Gazi Karabulut “Gök Siyah Yer Kırmızı romanından bazı çarpıcı bölümler okudu ve Samsun Türk Ocağı’na bu “Doğu Türkistan Gerçeği “Konferansını düzenlediği için teşekkür ederek konuşmasını şu sözlerle tamamladı : ” Samsun Türk tarihinde çok önemli bir kentimizdir. Türk İstiklal savaşının temelleri bu kentte atılmış ve kurtuluşumuz için Güneş bu kentten doğmuştur. Bu kutlu Kentte bugün Doğu Türkistan’ı anlatmaya çalıştık. Doğu Türkistan ve Türk dünyası için 2.güneşin yine bu kentte doğacaktır. Sözlerimi Uygur Türklerinin şu ata sözü/Makalı ile bitirmek istiyorum.:
“Tağ Kançılık İgiz Bolsimu Künni Asla Tosalmaz ! = Dağ her kadar yüksek olursa olsun Güneşi Asla kapatamaz!”
Bu ata sözü bir gün mutlaka Doğu Türkistan başta tüm esaretteki Türk yurtlarında gerçeğe dönüşecek ve soydaşlarımız temel insanı hakları olan Özgürlük ve Bağımsız nimetine mutlaka kavuşacaklardır.
Programın sonunda kitap imzası Gerçekleştirildi
Konferansın ardından Gazi Karabulut, Doğu Türkistan’daki Çin işgal rejiminin ağır insan hakları ihlalleri ile insanlık ve etnik soykırım suçları örneklerinin yer aldığı konusunu ele alan romanını katılımcılar için imzaladı. Program, katılımcıların sorularının yanıtlanması ve sohbet ortamında yapılan değerlendirmelerle sona erdi.
Etkinlik, Samsun Türk Ocağı’nın kültürel faaliyetleri kapsamında düzenlenen programlar arasında yer aldı.

Yazar Gazi Karabulut’un Konferansından Öne Çıkan Başlıklar
- Yazar Karabulut “Gök Siyah-Yer Kırmızı” adını taşıyan romanının yazma amacı hakkında bilgiler sundu.
- Doğu Türkistan’daki gelişmeler çok yönlü değerlendirildi
- Gazi Karabulut, “Ulu Türkistan” kavramına dikkat çekti
- Kimlik bilinci ve “Mankurtlaşma” kavramı ele alındı
- Program sonunda kitap imza etkinliği gerçekleştirildi
Kaynaklar:
- https://www.kapsamhaber.com/gazi-karabulut-samsunda-dogu-turkistan-gercegini-anlatti/95049
- https://www.malatyacagdas.com/gazi-karabulut-samsun-da-dogu-turkistan-daki-drami-anlatti/308122/#google_vignette







