logo

trugen jacn

İŞGALCİ ÇİN’İN VE BAŞKALARININ DOĞU TÜRKİSTAN ÜZERİNDEKİ HESAPLARI BAŞKA !

 

Doğu Türkistan’da hesaplar başka! - Yeni Meram

Muhammet GÜMÜŞ(mgumus@yenimeram.com.tr)

Geçtiğimiz hafta 1 Nisan günü   bir çok STK.ların  oluşturduğu DOĞU TÜRKİSTAN POLATFORMU’nca  “ŞAKA DEĞİL SOYKIRIM” başlığı altında birçok  etkkinlikler ve açıklama yapılmış ve Doğu Türkistan’da yapılan soykırıma dikkat çekilmişti.

Aslında bu açıklamaları gerektiren mesele sadece geçen haftaya özgü bir durum değildi. Bu sorun 2000’li yıllarda başlayıp artarak devam eden bir olay. Öncelikle şunu bilmemiz gerekiyor ki bölgenin tarihsel ve doğru adı Doğu Türkistan’dır ve bölge halkı Uygur Türkleridir. Bugün ise Çin’e bağlı Uygur Özerk Bölgesi olarak tanımlanmaktadır. Bölgede yaşayan diğer etnik grup ise Çinlilerdir.

Doğu Türkistan Çin’in stratejik olarak en önemli bölgelerinden birisidir. Çin’in batısında yer alan Uygur Bölgesi yüzölçümü açısından Türkiye’nin iki buçuk katı ve Fransa’nın yaklaşık üç katı büyüklüğünde bir alanı kapsamaktadır. Bu bölge zengin yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahiptir. Aynı zamanda Batı Türkistan’dan (Orta Asya) Çin’e giden enerji hatlarının da geçiş güzergahıdır. Ayrıca Kaşgarlı Mahmut, Yusuf Has Hacip gibi ünlü Türk düşünürlerin doğup büyüdükleri yer olması itibariyle Türklerin tarihi anavatanı olarak bilinen bu bölge 1949 yılından beri Çin’in işgali altındadır.

Çin Doğu Türkistan’ı işgal ettikten sonra bölgeye ‘Sincan’ ismini vermiştir. Sincan, Çincede “yeni kazanılmış bölge” anlamına gelmektedir. Esasında Çin Anayasası, Doğu Türkistan’ı özerk bölge olarak tanıyıp ve bölge halkının kendi dilini kullanma serbestisi sağlamıştır. Ancak anayasada Uygur dilinin Çince ile birlikte resmi dil olarak kullanılacağı hususu belirtilmiş olmasına rağmen bugün Sincan Uygur Özerk Bölgesinde yaşayan Uygur Türkleri kendi dillerini rahatça kullanamamakta, kendi dillerinde eğitim görememekte ve dini-milli vecibelerini özgürce yerine getirmeleri engellenmektedir. Özellikle Ekim 2003’ten itibaren de bütün resmi okullarda Uygurca yasaklanmış, Uygurca kariyer yapmış bütün eğitimciler, profesörler ve yazarlar görevlerinden alınmıştır. Daha açık bir ifadeyle küresel ekonominin önemli aktörlerinden olan Çin, dünya kamuoyunun gözü önünde Doğu Türkistan’da soykırıma, eziyete ve işkenceye devam etmektedir.

Çin bunları yaparken “bahane” olarak bir fabrikada yaşanan Çinliler ile Uygur Türklerinin arasındaki kavgayı ve sonrasındaki gelişen olayları sebep göstermektedir, ancak işin aslı hiçte göründüğü gibi değil. Özellikle İslami terör yaftasını kullanan Çin, 11 Eylül sonrası Uygur Türklerine olan baskısını daha da arttırdı. Dolayısıyla 11 Eylül 2001 tarihinde ABD’de Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan saldırılar ve sonrasında yaşanan gelişmeler Çin’in eline bulunmaz bir fırsat verdi. Bu tarihten itibaren Doğu Türkistan’da yükselen her türlü ses batılılarla aynı telden gelen suçlamalarla “Radikal İslamcı terörist” yaftasıyla bastırılmış oldu.
İşin enteresan tarafı ise Doğu Türkistan olaylarına bugün tüm dünyanın sessiz kalmadığıdır. Birçok ülke konuyla alakalı ciddi tepkiler vermekte hatta kimi ülkeler yaptırım kararlarını dahi tartışmaktadır. Müslüman bir toplumun soykırım ile karşı karşıya olması gördüğü eziyetler ve işkenceler Batı toplumunun tepkisini çekmiş olması açısından dikkat çekicidir. Oysa ki Müslüman toplumlar yıllardır birçok bölgede işkenceler soykırımlar görürken kılı kıpırdamayanlar bugün ne oldu da seslerini yükseltmeye başlamıştır? Burada küresel ekonomiyi ele geçirmek isteyen Çin’in Batı tarafından sınırlandırılmak istenmesi en büyük sebep olarak görülebilir.

Nitekim 2013 yılında ilan edilen Bir Kuşak Bir Yol projesiyle dünyaya sunulacak mal ve değerli maden sevkiyatlarının güzergahı aynı zamanda Doğu Türkistan üzerinden geçmektedir. Bu anlamda Çin, Bir Kuşak Bir Yol projesi ile 1-8 trilyon dolar arasında yatırım yapmayı planlamaktadır, hali hazırda harcanan miktar ise 1,4 trilyon doları geçmiştir. Pekin’den Atlas Okyanusu’na 65 ülkeyi kapsayan proje, Doğu Türkistan’dan dünyaya açılacak olan enerji ve mal ulaşım ağları projesidir. Bu çerçevede Uygur merkezli bir sorun yaşamak istemeyen Çin bölgede topyekûn bir operasyon yapmakta, Batı dünyası ise Çin’in önlenemeyen yükselişini kendisine bir tehlike olarak görmektedir.

Tüm bunların yanında Çin’in bölgeyi tamamen ele geçirme ve bu topraklarda yaşayan Türk asıllı Müslüman  toplumu yok etme hedefinin altında aynı zamanda Doğu Türkistan’ın yer altı kaynaklarının inanılmaz zenginliği yatmaktadır. Bölgede Çin’in maden çeşitliliğinin %78’ini oluşturan 138 farklı maden türü tespit edilmiştir. Aktif olarak işletilen madenler ise Çin’deki tüm madenlerin %85’ine denk gelmektedir. Bunlar içinde; krom, tuz, demir, taş pamuğu, mangan, bakır, silisyum, kurşun, pırlanta, altın, gümüş, kömür ve uranyum öne çıkan madenlerdir. Doğu Türkistan’daki dört büyük petrol havzasından yılda toplam 27 milyon 880 bin ton ham petrol Çin’in iç bölgelerine taşınırken Çin’in yıllık petrol istihsalinin %60’dan fazlası Doğu Türkistan’dan sağlanmaktadır. Bölgede toplam 60 milyar ton petrol rezervi bulunurken bu petroller ve yıllık 30 milyar metreküp doğal gaz toplam 7.378 km uzunluğundaki üç büyük boru hattıyla Shanghai, Fujian, Guangzhou’a taşınmaktadır. Nihai kertede Batılı ülkeler Orta Doğu’ daki petrol kaynaklarını sömürmek için demokrasi bahanesini nasıl kullandıysalar, Çin daha fazlasını Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerine “terör” bahanesiyle yapmaktadır.

Sonuç olarak Doğu Türkistan’da uygulanan zulmü tüm muhtevasıyla bu sayfaya sığdırmak güç olsa da bölgede hesapların çok başka amaçlara hizmet ettiği kesindir. Fakat burada bilhassa vurgulanması gereken Doğu Türkistan’daki toplama kamplarının kayıtsız şartsız bir an evvel kapatılması, bölgede uygulanan tüm hak ihlallerine derhal son verilmesi ve ülkemizin bu zulmün sona ermesi için öncü rolü üstlenmesi en büyük dileğimdir.

Çünkü 11 Eylül sonrasında terörle mücadele bahanesiyle Doğu Türkistan’a yönelik artan baskılar bir yana, 2012 sonunda Xi Jinping ile başlayan sürecin apayrı acı bir öyküsü vardır. Dünya üzerinde yaşamanın en zor olduğu, “Uygur, Kazak, Kırgız olma suçundan” milyonların demir parmaklıklara mahkûm edildiği Doğu Türkistan, nesli yok edilen milletlerden biri olma yolunda!

Allah, zalimlere fırsat vermesin…   

Kaynak : http://www.yenimeram.com.tr/dogu-turkistanda-hesaplar-baska-477158.htm?fbclid=I

Share
114 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ