logo

trugen jacn

ÇİN’İN “DEMİRDEN TRUVA ATI ” SÖMÜRGE VE UĞURSUZ KARA TRENİ

Görüntünün olası içeriği: Ekrem Barak Arikoglu, gökyüzü ve açık hava

Prof.Dr.Ekrem Barak ARIKOĞLU

Oğlum Osman “Tren Gelir” yazımı okumuş. Fakat beğenmemiş. Beğenmediği yönü yazıda ortaya konulan soruna çözüm önerisi getirmemem imiş. “Yani tren gelmesin mi?” diyor.
Soru zor elbet.

Çin’in kısa sürede ekonomik olarak Amerika’nın önüne geçeceği tahmini yapılıyor. Çin, bunu daha kısa sürede gerçekleştirmek için dünyanın her köşesine daha hızlı ve ekonomik yoldan ulaşmak istiyor.
Şu saatten sonra benim “tren gelmesin” dememin bir anlamı yok, çünkü tren geldi bile.
Benim şu anda birincil meselem Çin’in Doğu Türkistan’daki Uygur Türk’ü kardeşlerimize uyguladığı insanlık dışı muameledir. İnsan onuru, özgürlüğü, dili, dini, temel yaşama hakkı ekonomik çıkarlardan daha önemlidir. Eğer Çin kendi batısındaki dünya ile iyi ilişkiler geliştirmek istiyorsa, Çin kökenli kendi vatandaşları da dahil olmak üzere, temel insan hak ve özgürlüklerine saygı göstermek zorundadır. Türkiye Çin’e “sizinle ekonomik ilişkilerimizi donduruyoruz” dese Çin yılda 20 milyar dolar zarar edecek, Türkiye 20 milyar dolar kar edecek.
Çin’in Türkiye Cumhuriyeti için herhangi bir stratejik önemi yoktur. Fakat biz sadece Türkiye Cumhuriyeti değiliz. Biz Turanız. Bizim sınırlarımız Çin Seddi’nden başlıyordu. Şimdi ise Kumul’dan başlar. Çünkü Doğu Türkistan’ın Kumul şehri buram buram bizim kültürümüz kokar. Çin’in işgali altındaki Urumçi, Turpan, Kâşgar, Aksu, Yarkent de bizim sınırımız içindedir. Şu andaki yöneticilerimiz bunu dillendirmese de Kumul’daki Uygur bir Türk’tür, bir Müslüman’dır, bir insandır bu yüzden derdi bizim de derdimizdir. İnsan olan herkes zalimin karşısında, mazlumun yanında olmak zorundadır. Şu anda dünyanın en mazlumları Çin’in kamplarında faşist uygulamalara tutulan 3 milyon Uygur, Kazak, Kırgız ve diğer Müslümalardır ve dertleri bizim derdimizdir.
Temel sorun ekonomik alış veriş değil demografik yapının değiştirilmesidir. 1949 yılında Çin işgal ettiğinde Doğu Türkistan’daki Çinli sayısı % 5 idi. Bugün Doğu Türkistan nüfusunun yarıdan fazlası Çinlidir. Çinli olmayanlar yüzlerce kampta mankurtlaştırılarak (kendi kimlikleri yok ettirilerek) Çinlileştirilmeye çalışılıyor.
Çözüm ne? Çözüm dünyanın her yerinde, her platformda bu zulmü dile getirmektir. Abdurrehim Heyit hakkında Türkiye kamuoyu birazcık kımıldayınca Heyit’in yaşadığını açıklamak zorunda kaldılar. Yakın gelecekte ABD ile Çin arasında ciddi rekabet olacak, belki savaş çıkacak. O zaman biz ABD yanında yer almak zorunda kalacağız, belki de birlikte hareket edeceğiz. Uzaktaki düşman yakındakinden iyidir. Amerika herhangi bir bölgeyi işgal etse bile bir müddet sonra çıkıp gitmek zorunda kalıyor. Çin Kırgızistan’ı, Kazakistan’ı, Tacikistan’ı, Özbekistan’ı işgal edince bir daha çıkmayacak. Doğu Türkistan’da yaptığını oralarda daha kolay yapabilecek.
Çözümün en önemli ayağı ise benim şu anda yapmaya çalıştığım şey. Türk’ü kalın uykusundan uyandırmak en büyük çözümdür. Türk; kimliğini, kişiliğini, tarihî misyonunu hatırlamalıdır. Sadece Anadolu Türkü’nü kastetmiyorum. Kazak, Kırgız, Özbek de kendine gelmeli ve tedbirli olmalıdır. Bilge Kağan’ı duymalı, Uygur’a yapılanları görmelidir. Uyanmalıyız, uyanık olmalıyız.
Ekli videoda “Çin’le Kırgız Gerçek Dost Olabilir mi?” tartışılıyor. Adahan Madumarov tehlikenin farkında. Umulur ki bütün Kırgızlar, Kazaklar, Özbekler vd.leri de farkında olsunlar.

Share
394 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ