logo

trugen jacn

ÇİN, UYGURLARI BİR BİRLERİNE KIRDIRARAK ONLARI TOPTAN YOK EDEBİLİR Mİ ? (2.BÖLÜM )

Mehmet Emin HAZRET

Bugünlerde Urumçi’de yaşayan Uygurlar alışkın oldukları Tandırda pişirilen ekmekleri bulmakta zorluk çekmektedir.Çünkü, Urumçi’de bu ekmekleri üreten Nanbayların(Tandırda bu ekmekleri pişirenler) tamamı Çin Faşisti ÇKP.bölgesel genel sekreteri Çin tarafından Urumçi’den kovulmuştur. Dükkan ve tandırıları tahrip edilerek kendileri de Urumçi’den zorla sınır dışı edilmişlerdir. Ekmek satılan yerlerde ekmek alanlar arasında fazla ekmek alma yüzünden tartışmalar ve gerginlikler yaşanmakta. Bunu gören  etnik göçmen Çinliler sinsi sinisi gülerek onlarla dalga geçmekte.
Kasaplar da Urumçi’den kovulduğu için helal kesim et bulmak sorun haline gelmiştir.Ama, süper marketlerde koyun ve inek etleri bolca satılmaktadır. Uygurlar burada satılan ve kimler tarafından kesildiği tam bilinmeyen bu etleri almak zorunda kalıyorlar.Ama,hiçbir Uygur bu etlerin kim tarafından nasıl kesildiklerini sorma cesaretini  gösteremiyor.Çünkü,Tibet Canisi olarak anılan ve bu caniliğini Doğu Türkistan’da icra etmesi için özellikle Doğu Türkistan’a atanan Faşist ve Nazi kafalı ÇKP. kodamanı Çinçuvengo,geçtiğimiz ay bir genelge yayınlamış ve helal haram kavramının bölücülük ve Terör suçu olarak tanımlanıp cezalandırılacağını  ilan etmiştir.
Doğu Türkistan’da Uygur Türklerinin kullandıkları cep telefonu, internet.bilgisayar vebenzeri elektronik aletler ve haberleşme aygıtlarına casus programlar yüklendiği için aile bireyleri ve onların yakınları bir birileri ile  özel konuları konuşmak  için iletişim  kurmak istediklerinde Terörcü ve bölücü olmamak için bu aletleri kullanamıyor.Bunun yerine ise,insanlar bir birleri ile konuşma engellilerinin kullandıkları işaret dili ile iletişim kurmaya çalışıyorlar. Sokaklarda,Çayhane ve Lokantalarda Uygurların bir birleri temas kurmaları ve görüşmeleri gün geçtikçe azalmakta ve insanlar  bir birilerinden zorla bu şekilde  ayrıştırılarak uzaklaştırmaktadır. Bu işaret dili ile konuşma   yaygın hale gelirse  Çin, buna da bir engel ve tedbir koyacağından  endişe edilmektedir.
Urumçi’de oturan Uygurların evine gelen ziyaretçilerin kimliği kayıt altına alınarak ondan sonra girmelerine izin verilmesi uygulaması yıllardan beri devam ediyor. Buna rağmen,bu korunaklı Sitelerde yine de Jurnalcılar ve muhbirler mevcuttur ve “görevlerini ” yerine getrimeyi sürdürmektedirler.
Çin işgal yönetimi bu ve benzeri baskıcı ve insanlık dışı faşist uygulamaları ile Uygur Türklerinin kendi aralarındaki güven duygularını ortadan kaldırarak onların zamanla toptan yok etemenin bütün tedbirlerini icra etmeye çalışmaktadırlar.

Uygur Türkleri Bütün Bu Uygulamalara rağmen varlıklarını devam ettireceklerdir
Ünlü İngiliz düşünür ve tarihçi Arnold Toybee(1889-1975) insanlık tarihinde bir çok topluluk ve ulusun ölü kültür ve medeniyet ile dünyaya geldikleri için zamanla hiçbir iz bırakmadan yok olup gittiklerini yazar. Buna karşılık kültür ve medeniyetini bugüne kadar canlı bir şekilde koruyan ve devam ettiren ve geliştirebilen Milletleri sayarken Türkleri de Grekler,Roma ve  Türk- İslam Medeniyeti ile birlikte sayar. Uygur Türkleri eski ve  çok kadim Türk kültür ve medeniyetinin omurgası ve onurlu bir temsilcisidirler.  Aynı zamanda Uygur Türkleri Oğuz atamızın seçkin evlatlarından  önde gelenlerinden biridir. Uygur Türkleri islamla şereflendikten sonra Türk İslam Medeniyetine ölümsüz eserler kazandırmış ve büyük katkılar sunmuşlardır. Devlet yönetiminin destürü ve ilk siyaset ve felsefi eser olan Kutadgubilik batı düşüncesini çok derinden etkilemiştir. Türklerde ilk yazılı Türkçe Lügat olan Divanü Lugat-it Türk . Karahanlılar zamanında  yanı bin yıl önce bugünkü Kaşgar şehrinde yazılmıştır. Uygur Türkleri işte bu muhteşem ve parlak Türk kültür ve medeniyetinin  günümüzdeki varisi ve devamıdırlar.
Günümüzde Uygur Türkleri birkaç kez ateşe verilen bir Ormanın yangın afetinden sonra da yeniden köklerinden yeniden hayat bulan ve kendisini yeniden ormana dönüştüren ağaçları andırmaktadır.
Doğu Türkistan 268 (ilk istila 1759’da) yıldan beri Çin işgal.,istila ve sömürgesi altındadır. Çin’in günümüzde Uygur Türklerini toptan yok etmeye yönelik insanlık dışı ve dünyada eşi ve benzeri bulunmayan usul ve yöntemleri kullanması ve günümüzde kudurmuş bir hale bürünmesi, Çin kültür ve medeniyetinin,Türk kültür medeniyetinden asla üstün olmadığının net ve açık kanıtı olmaktadır. Türk kültür ve medeniyetinin insani  üniversal  ve  üstün yönü ile   Çin’in dünyadan izole  ve kendine özgü, içe dönük ve dünya’ya kapalı özgün kültür ve medeniyetinden daha üstün olduğu apaçık görülmektedir.  Çin’in Cihanşumul ve   insani Türk kültür ve medeniyetinin varisleri Uygur Türklerini asimile ederek yok etmeye gücünün yeterli olmadığını göstermiştir.
1,5 milyar bir Çin ulusunu temsil eden hem komünist ve hemde Çin faşizmi temelli günümüzdeki Çin yönetimi kendi nüfusunun ancak % 5 ‘ni oluşuturan Müslüman Uygur Türklerini “ Her şeye rağmen, biz bu bir avuç UygurTürkü bugüne kadar niçin yok edemedik ?” diyerek sinirlenerek kudurmalarının esas sebebi , Uygur Türklerinin mensup olduğu Türk Kültür ve medeniyetinin Çin’den daha üstün ve şerefli bir konumda olmasındandır. Çin bir yandan on binlerce Uygur gencini  hapsederek yok ederken,binlerce genç Uygur’un özellikle tedavisi olmayan AİDS illetine zorla bulaştırarak katletmektedir. Bütün bu olumsuz şartlara  rağmen Uygurlar  günümüzde, cesur, yüksek moral ve onurlu duruşlarını kahramanca sürdürmektedirler.

Çin yönetimi bütün bunlara ek olarak Uygur Türklerinin çocuklarını ta ana okulundan itibaren Türkçe öğretilmesini yasaklayarak yerine sadece Çince öğreterek asimile ve dönüştürmek için her yıl  bir kaç misli artan miktarlarda milyarlarca Yuen bütçe ayırmaktadır.

Çin yönetimi, Uygur Türklerini Hitler Almanyası’nın faşist uygulamalarından kat kat beter “ Çelik Perdelerle Kapattıkları” gettolarda esir tutmayı sürdürmektedir.
Bin yıldan beri büyük bir iman ile bağlı olduğumuz ve hayatımızın anlamı olarak kabul ettiğimiz  mübarek İslam dinimizi yok etmek için uyguladığı baskı,zulüm.işkence ve asimilasyon yöntemleri ilerideki hür ve bağımsız Doğu Türkistan’da “Çin’in Müslüman Uygur Türklerine Yönelik Baskı ve Zulümleri “ adı altında açacağımız özel Müze için yeterli delil ve malzemeler ile insanlık dışı vahşet  ve iğrenç delil ve kanıtlar ile doludur.
Bütün bunlar Çin yönetimi için kafi gelmemiş olacak kı ;  Çin yönetimi Doğu Türkistan’da Uygurlara bir birine düşürerek düşman hale getirmek  bir an önce toptan yok etmek için iğrenç ve aşağılık  bir  uygulama  olan insanların bir birlerini Jurnalleme ve muhbirlik gibi ahlak dışı onursuzlukları bir meslek ve geçim kaynağı haline getirmiştir.Çin yönetimi bu suretle Uygurların geleckelerini karartarak onları ümitsizliğe sevk ederek yaşayan ölüler haline getirmek için çabalamaktadır.
Ecdatlarımız Abdulkerim Satuk Buğra Han,Kaşgarlı Mahmut ve Yusuf Has Hacip’in evlatları ve tarihimize iz bırakan  tarihin parlayan yıldızlarının şerefli varisleri  olan Uygur Türkleri bugün karşı karşıya kaldığı bu Çin baskı ve insanlık dışı zulümleri karşısında kendi  kimlik ve varlıklarını korumak için kan ve can vermeye devam etmektedir.

 Çin’in Bizi Bir birimize düşüren  bu Uygulamalarından  Nasıl Kurtulabiliriz ?
• Biz İşgalcı Çin’in bize geçim aracı olarak zorla dayatılan bu yeni bu alçak ve iğrenç uygulamadan kurtulmanın ilk şartı en kısa zaman’da Çin sömürge ve esaret hayatından kurtulmaktır.Bunun  günümüzde Çin’in bu çelik ellerinden kurtulmamızın çok ta kolay olmadığını elbette hepimiz çok iyi biliyoruz. Ama,bizler bütün bunlara  rağmen şunlardan   yola çıkarak  Allah’ın izni ile   kurtulabileceğimize inanıyorum ;

  • Geçmişten ibret ve dersler alarak birlik ve beraberliğimizi  yeniden sağlamalıyız.”Allah’ın  ipine sım sıkı sarılın ve tefrikayaya düşmeyiniz” ilahi emre titizlikle uymalıyız.
  • Çin’in birbirimizi gammazlayarak bundan çıkar sağlamaya yönelik alçak uygulamaları  ihanet ve gıybettir. Kur’ani Kerim “ Bir birinizin gıybetini etmeyiniz. Gıybet eden ölen din kardeşinin etini yemiş olurlar.” Buyurmaktadır. (Hucurat suresi 12. ayet)Bu emri ilahiye her zaman uygun hareket etmeliyiz.
  • Biz bir birimizi rahim ve şafkat gsterdiğimiz ve bir birimizi jurnallamadan ve Çin’e muhbirlik yapmadan kendimize dönmemiz halinde Çin bizi bu kadar aşağılayamaz ve bizi bu kadar ezmeye cesaret edemez.
  • Biz Uygur Türklerinin arasında gıybet ve dedikodular   sadece  düğün derneklerde yapılmakla  kalmıyor. Artık, Sosyal medya’da  da yaygın ve sürekli olarak  yapılıyor.
  • Biz Türklerin totem ve sembolümüz olan kurtlar aç kaldıklarında Kurt topluluğu açlıktan bir bir ölürler. Fakat hiçbir zaman kendi cinsinden olan diğer kurda saldırarak onu öldürerek onun ölüsünü asla yemezler.

Yurt dışında hür dünya’da yaşama nimetine kavuştukları halde hala Türkiye başta çeşitli batı ülkelerinde yaşayan  bazı Uygurlar çeşitli insan hakları ve demokrasinin nimetlerinden yararlanarak çeşitli isimler altında kurudukları STK.ları kullanarak Çin’le  işbirliği yaparak onlara hizmet etmekte olduklarını hepimiz çok iyi biliyoruz. Milletine,Vatanına ve mensubu olduğu topluma hiyanetin cezası  hiç bir zaman  cezasız kalmaz.Tarih bunun örnekleri ile doludur.Bu insanların  ana vatanlarında kendi  milleti yok edilirken,kendi Kardeşlerinin katilleri ile işbirliği yapması kabul edilemez bir cinayettir. Bu hiyanetin sonu hüsrandır. Bu insanlar artık bir an önce kendilerine  yanı doğru yola dönmelidirler. İşbirliçilik ve hiyanetin  sonu daima hüsranla sonuçlanır.

Günümüzde, Uygur Türklerinin Milli Ruhu Çin’in Zülum Ateşinde    Tavlanmış ve Çelikleşmiştir.
Uygur Türklerinin milli ruhumuz,Çin’in  zulüm ateşinde  tavlanmış ve çelikleşmiştir. Uygur Türklerinin Milli kininin de günümüzde,   örs ile çekiç arasında  polat  misali  son derece  sert ve güçlü bir hale  geldiğini de   düşünüyorum. Ayrıca. Uygurların milli idrak ve vicdanı Çin baskı, zulmü ile Millet Hainlerin ihanetleri arasındaki  tutumularında gerçek ve doğru  değerlendirme ve  yerini bulmuştur. Bu değerlerlendirme  dafalarca test edilmiş ve tecrübeler sayesinde bugünlere   intikal etmiştir. Uzun esaret yılları süresince Çin’in dayanılmaz baskı ve  işkenceleri altında  pişen  Uygur milli Ruhu ve gururu günümüzde hiç olmadığı kadar dayanıklı ve güçlüdür.   Biz Çin’in bu baskı ve zulümleri karşısında bize ihanet edenleri   gördükçe milli kin ve nefretimizi onlara karşı olduğu kadar  Çin yönetimine karşı daha çok daha fazla ve daha  verimli bir şekilde kanalize etmemiz  gerekir.
Bugün Uygur Türklerinin vicdanlı,imanlı ve onurlu birer bireyleri olarak  moralımızı asla bozmamalıyız. Bugün düşmek ve manen yıkılmak günü değildir.Bugün,  moralimizi    ve ruhumuzu canlı tutarak parlak ve muhteşem geçmişimizi yeniden nasıl ayağa kaldırabileceğimizi   ve onu  tekrar  nasıl karşılayacağımızı düşünme   günüdür.
Bizler  Allah’ın bizlere lütfedeceği bu   kurtuluş gününün   yarın, belki de yarından da yakın olduğuna  inanmalı, güvenmeli ve  daima  mutlaka tahakkun edeceğinin  bilincinde olmalıyız.

Son Söz Olarak Şunları  İfade Etmek İstiyorum ;

  • Bugün İşgalcı Çin yönetiminin biz Uygurları bir birimize düşürerek, birimizden ayırıştırarak,bölerek yok etmeye çalışması, bu şen’i ve aşağılık amaçları için asla yeterli değildir.
  • Çinlilerin bu zehir dolu tertip ve suikastları geçmişteki diğer tuzak ve yok etmeye yönelik uygulamaları gibi ,bu kez de büyük bir başarısızlık ve hüsran  ile  sonuçlanacaktır.

( Yazı,  2. ve son bölümü ile  bitmiştir.)

Türkiye Türkçesine  Aktaran : Hamit GÖKTÜRK

Share
421 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ