logo

trugen jacn

ÇİN İŞGALİ ALTINDAKİ DOĞU TÜRKİSTAN’DA GASBEDİLEN KADIN HAKLARI

Türkiye’de feminist geçinen bazı çevreler maalesef Çin işgalindeki Doğu Türkistan’da yaşayan Doğu Türkistanlı kadınların hakları konusunda duyarlı değillerdir.Onların bakış açılarını sahip oldukları ideoloji belirler, o ideolojide Marksizm gibi Türk’ e düşman olan bir düşünce olunca başka birşey beklememek gerekir.
Ama tüm dünyada yapayalnız kalan Doğu Türkistanlı kadınlar katliamcı,baskıcı ve zalim Çin’in zulmüne karşı direnmekte ve hala dimdik ayakta durmaktadır.

Uygur Kadınlarına Çin zulmü Resimleri ile ilgili görsel sonucu

Yücel TANAY

Çin’de iktidarı silah zoru ile ele geçiren ÇKP.iktidarı, 1949 yılında Doğu Türkistan’ı işgal ettiğinden beri yerli halkı asimile etmek ve yeryüzünden silmek için her türlü baskıcı politika ve uygulamaları yoğun bir şekilde yürürlüğe koymuş, bu uygulamaların bazılarında kısmen sonuç elde etmişse de, birçoğu o kadar zorluğa rağmen milli kimlik ve kültürünü korumaya çalışan halkın direnişinden dolayı başarısızlığa uğramıştır. Ama bugün devlet kılığına bürünmüş ve insanlıktan nasibini almamış bu komünist suç örgütü hiç ara vermeden yeni – yeni ve daha sert, daha baskıcı, hatta insanın akıl fikri ermeyecek, erse de vicdan sızıntısından dolayı hemen vazgeçecek cinsten fikir ve uygulamalar üretiyor ve bununla ne sonuç elde edebileceği, ya da ne tür felaketlere yol açabileceğini hiç düşünmeden, muhatabın maddi, manevi, dini, milli, kültürel değer ve kıymetlerini hiç hesaba katmadan, hesaba katsa da her türlü sonucu göze alarak hemen yürürlüğe koyuyor ve sıkı bir şekilde icraattan geçiriyorlar. Yaklaşık 60 yıldan beri Çin’in hem işgali altında ezilen hem yukarıda bahsettiğimiz insanlık dışı uygulamalardan dolayı inim, inim inleyen Doğu Türkistan halkı yıllardan beri bir taraftan bu baskıcı politikaların muhatabı olarak uygulamaları yerine getirmeye çalışırken, diğer taraftan var gücüyle kendisini ve hamiyetindekileri korumaya çalışmaktadır. Ama ne acıdır ki, bu baskıcı politikalardan dolayı milyonlarca Doğu Türkistanlı kadın, Türk milletinin anneleri hayatını kaybetti, milyonlarcası amansız hastalığa yakalandı, binlerce genç fidanın, geleceği annelerinin namusu kirletildi, binlercesi baskı ve haksızlıklara dayanamadığından dolayı intihar etti, hala milyonlarca annemiz ve kız kardeşlerimizi bu baskı ve zorluklara maruz kalmaktadır. Dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş zulüm ve baskıdan dolayı endişe, korku, gözyaşı, kan, çile onların hayatının bir parçası haline gelmiştir.

Uygur Kadınlarına Çin zulmü Resimleri ile ilgili görsel sonucu

Çin hükümeti, Doğu Türkistanlı kadınlara ne tür zulüm ve işkenceler yapıyor? Bunları neden yapıyor ve bunun sonuçları nelerdir ? 

1.Zorla Cahil bırakma politikası :  Malumunuzdur ki, tarihten beri işgalciler kendi sömürüsündeki halkı cahil bırakarak istediği şekilde yönetmişlerdir. Kendileri de ta 20. yüz yılın başlarına dek Mançu İmparatorluğunun sömürüsü altında kalan ve çok cahil olduklarından dolayı kendilerinin Mançu değil de Çinli olduğunu bile bilmeyen, 1911 yılında Mançu İmparatorluğunun yıkılmasından sonra suni şekilde ortaya çıkan ve hızlı yayılan Büyük Çin Milliyetçiliği akımına kapılan Çinliler, özellikle 1949 yılından hâkimiyeti ele geçirmekle beraber, dışarıya doğru yayılmaya başlamış ve Doğu Türkistan, Tibet, İç Moğolistan gibi ülke ve bölgeleri işgal ettikten sonra, bu bölgelerdeki yerli halkı tamamıyla Çinlileştirmeye çalışmıştır. Bu çalışmaların ilki yerli halkı cahil bırakmak ve aydın kesimi temizlemek olmuştur. Bu çerçevede Çin yönetimi, bir taraftan yerli halktan yetişmiş aydın, elit kesimi ortadan yok ederken, diğer taraftan halk arasında komünizmi yayma propagandası yürütmüştür. Bu uygulamaların ana hedefi olan aydın erkekler ölüme sürüklenirken, bayanlara bütün işi gücü, hatta emzikteki çocuklarını bile bıraktırıp kamplara toplatıldı ve bir taraftan beyin yıkama operasyonuna tabii tutularak komünizm ilkeleri hakkında eğitim verildi, diğer taraftan yaşlısı, genci, hatta hamile bile ayırtmadan sabahtan akşama kadar ağır koşullar altında zorunlu çalıştırıldı. Bir de buna ek olarak dini kötüleyen, dinle alay eden, dinin insan beynini zehirleyici hurafelerden oluşan düşüncelerden başka bir şey olmadığı telkin edildi. Okullarda normal eğitim durdu, müfredat tamamen komünist sisteme göre ayarlandı. Böylece Doğu Türkistanlı erkekleri gözden yok etme ve kadınların beynini yıkama politikası geniş kapsamlı devam ettirildi. Bu sistemin etkisi günümüzde de açık görülmekte, kadınların özel ya da mesleki eğitim alması kısıtlanmış, dini eğitim almasıysa tamamen yasaklanmıştır. Bazı yerlerde kısıtlı izin verilse de müfredat konularında komünist sistem ve Çin Komünist Partisini öven konuların ağırlıklı olarak öğretilmesi ve bu yönde propaganda yürütülmesi zorunlu kılınmaktadır.

Uygur Kadınlarına Çin zulmü Resimleri ile ilgili görsel sonucu
2. Zorunlu çalıştırma ( Haşar = angarya) politikası:  Şimdi size soruyoruz: bu devirde dünyanın neresinde angarya vardır? Türkiye’de ortaokul ya da lise öğrencilerinden: angarya nedir? Diye sorduğunuzda mutlak çoğunluğu bilmezler, anlamını bilseler bile, bu devirde dünyanın hiçbir yerinde angaryanın kalmadığını söylerler. Doğru, bu devirde dünyanın hiçbir yerinde angarya kalmamıştır, ama sadece ve sadece Doğu Türkistan hariç. Evet, Doğu Türkistan’da 60 yıldan beri sistemli bir şekilde angarya politikası uygulanmaktadır. Doğu Türkistan halkının büyük çoğunluğu yazın tarımla, kışın ise el sanatı ve zanaatla uğraşarak hayata tutunmaya çalışıyorlar. Ama Çin Hükümeti, Doğu Türkistan halkının ek gelir elde etmesini engellemek ve devlet kazancını artırmak maksadıyla halkı kışın hiç boş bırakmıyor, elerinden uzak yerlere gönderiyor ve havanın dondurucu soğuğuna bakmadan çok ağır koşullar altında çalıştırıyor. Bu çerçevede her evden 12 yaşla 75 yaş arasındaki erkeklerin tümü, eğer erkek olmazsa aynı yaş grubundan, hatta hamile kadınlar da angaryaya gitmek zorundadır. Bu uygulama, özellikle Doğu Türkistan’ın güneyinde bulunan Kaşgar, Hoten ve Aksu illerine bağlı uzak ilçe ve köylerde çok sıkı yürütülmektedir. İnsanlar genelde kumlu bölgeleri tarıma uygun vaziyete getirmek, su gitmeyen ya da yağmur yağma ihtimali olmayan yerlere suni dere yapımı, kum akışını önlemek için çölün kenarına ağaç dikme gibi işler yaptırılıyor ve bu çalışmaların hepsi elle yapılıyor, hükümet hiçbir şekilde makine ya da araç sağlamıyor. Ağır koşullarda aylarca aç ve susuz, sabahtan akşama kadar mola bile vermeden çalıştırılan Doğu Türkistanlılar, özellikle de kadınlar ve çocukların çoğu baygın düşüyor, bazıları hayatını kaybediyor. Günlük vazifesini bitiremeyenler hayvana bile reva görülmeyen dayak, hakaretlere maruz kalıyor ve daha da ağır işlerlerde çalıştırılıyor, bazı kadınlar ise daha da kuytu yerlerde çalıştırılıyor ve onları nezaret eden kimselerin taciz ve tecavüzüne uğruyorlar. Birkaç aylık angarya boyunca herkes kendi yiyecek – içeceğini kendisi hazırlıyor, hükümettense onlara hiçbir teminat verilmiyor.

Uygur Kadınlarına Çin zulmü Resimleri ile ilgili görsel sonucu
3. Kırsal Kesimde Oturanlara  Yönelik Eğitimi Politikası:  Çin hükümeti, liseyi bitiren öğrencileri üniversite sınavına girmeden önce iki yıllık köy eğitimini tabii tutmuştur. Bu uygulama 1960’lı yıllarda başlamış ve 1980’lere dek devam etmiştir. Liseyi bitiren her öğrenci kendi memleketinden uzak yerlere ve ücra köylere gönderilerek çiftçilik ve hayvancılık eğitimi bahanesiyle iki yıllık şekli değişmiş angaryaya tabii tutulmuştur. İki yıllık bu kamlarda dayak ve hakaret hiç eksik olmaz, vazifesini zamanında bitiremeyen erkekler dayak yerken, sorumlu kişilerin bazı özel isteklerini yerine getirmeyen kız öğrenciler ise yılsonunda sonuç raporu almak için ya rüşvet vermeye ya da iki yıldan beri kabul etmediği isteğe boyun eğmek zorunda kalıyordu. Yoksa eğitim süresi uzatılır, yıllarca o ağır çalışmadan kurtulamazlardı. Aksi takdirde bu gençlerin ne üniversiteye girebilmesi, ne hizmet bulup çalışması mümkün değildi. Bu sistemden dolayı milyonlarca gencin hayatı heba oldu, kızların namusu kirlendi, birçoğuysa intihar etti. Sistem gerçi 30 yıl önce çöktü, ama etkisi ve yankıları hala devam ediyor. Bazı vicdansızlar ise Doğu Türkistan’da bu sistemin tekrar yürürlüğe koyulmasını ileri sürüyorlar. Bu politikaya ağır bedel ödeyen Doğu Türkistan halkıysa politikanın tekrar gündeme gelmesinden çok tedirgindir.

Uygur Kadınlarına Çin zulmü Resimleri ile ilgili görsel sonucu
4.Uygur Gençlerinin Ucuz İşgücü ve Assimilasyon Amaçlı Merkezi Çin’e üzere götürme politikası :  Zalim Çin Hükümeti, yıllardan beri uygulamakta olduğu asimile politikasını hızlandırmak için 2000’lı yıllardan başlayarak meslek edindirme, yoksul aileleri kalkındırma bahanesiyle Doğu Türkistanlı 17 ile 22 yaş arasındaki fiziği düzgün, evlenmemiş kızları topluyor ve Çin’in iç kesimlerine götürüyor. Bu uygulama kapsamına erkekler alınmamıştı, sonra art niyetlerinin deşifre olmasından endişe ederek sembolik sayıda erkekleri almaya başladılar. Çin’den her gün binlerce Çinli iş bulmak için Doğu Türkistan’a akın ederken, fazla iş gücü olarak tanımlanan bu kızların Çin’e götürülmesi çok manidar bulundu ve bazı tepkiler ortaya koyuldu, ama hiçbir tepkiye aldırmayan Çin Hükümeti, kendi politikasını uygulamakta ısrar etti. Resmi makamların bildirdiğine göre şuana dek Çin’e götürülen Doğu Türkistanlı kızların sayısı bir milyonu geçmiş durumda. Bu kızlar adeta mülteci kamlarını andıran yatakhanelere yerleştiriliyor, sabah 8 din akşam 10’a kadar ağır koşullar altında çalıştırılıyor. Bir Çinli işçinin 400 dolara yaptığı işi, bu kızlara 40 dolar gibi çok düşük maaşla yaptırıyor, üstelik o maaş kendilerine vermiyor, belki bunları toplayıp, hükümete teslim eden mahalle muhtarına gönderiyor. Mahalle muhtarı da o maaşın en azından yarısını kendi cebine indirdikten sonra, gerisini ailesine veriyor. Bir de bu kızların aralarından en güzelleri seçilerek bazı yetkililerin kucağına, onlardan sonra bar, pavyon, otel gibi batakhanelere sürüklüyor. Namusuna, ırzına düşkün olan halkın bu kızları sonuçta kendilerini o bataklığın tam ortasında buluyor, o bataklıktan bir yolunu bulup kurtulanlarsa memleketi, mahallesi, ailesinin yüzüne leke sürmek, namusunu kirletmek gibi suçlamalardan çekinerek intihara kalkışıyor. Kızlarını çalışmaya gönderen ailelerse, kızları çalışma süresini doldurup evine dönene kadar perişan oluyor ve adeta ateş üstündeki kıl gibi kıvranıp dururlar. Peki, kızını niye gönderiyor bu aileler, göndermese olmaz mı? Hayır, göndermeden mümkün değil. Çünkü bu devlet politikası, ne yapıp edip gerçekleştirilmesi lazım. İlden ilçelere, ilçeden köylere, köyden mahallelere belli sayıda kız toplanması için emir verilir. Emire uygun kızlar tek – tek tespit edilir ve gözden geçirilir. En uygun görülenlerin evine haber gönderilir, vermek istemeyenler tehdit edilir. Direnenlerin mal varlığına, tarlasına, bağına, hayvanlarına el konur, aile mahalleden, köyden sürgün edilir. Dolayısıyla, aileler hiç istemese de kızlarını vermek zorundalar. Ama Çin hükümeti bu işlerin tamamen ailelerin rızasıyla ve hiç kimsenin zorla götürülmediği tezini hala savunmaktadır.

Uygur Kadınlarına Çin zulmü Resimleri ile ilgili görsel sonucu
5.Dini.Milli baskılar,zulümler Ve Yasaklar  Ülkesi :  Çin’in  bir tehditler ve yasaklar ülkesi olduğu bütün dünyaca bilinmektedir. Her türlü kötülüğü,bakı ve zulüm ile assimilasyon ve soykırım politikalarını sinsi yalanlar,sahtekarlıklar ve geleneksel Çin aldatmaları ile porselen tabakta teşhir etmeden utanmayan Kurnaz Çin Hükümeti, bazı göstermelik uygulamalarıyla dünya halkının gözünü boyamaya ve kandırmaya  çalışıyor ve Çin’de her türlü dini inancın serbest olduğunu, isteyen herkesin istediği gibi inanma ya da inanma hürriyetine sahip olduğunu ileri sürmektedir. İşin aslına bakarsak hiçte öyle değildir. Çin hükümeti, 60 yıldan beri din konusunda, özellikle de egemenliği altındaki 200 milyona yakın Müslüman’ı bizzat ilgilendiren İslam Dini üzerine çok ağır baskılar yapıyor, bunu baskıyı Doğu Türkistan’da en yoğun şekilde yürütüyor. Doğu Türkistan’da bir zamanlar camilerin neredeyse tümü ibadete kapatılmış ve Çinliler tarafından domuz ağırı ya da kiler olarak kullanılmıştır. Bu durum bazı yerlerde ta 80’lı yılların ortasına kadar devam etmiştir. Şimdilerse camiler gerçi ibadete açık, ancak camiye girmek isteyenlerden birçok koşul aranıyor.

Çin'de Yasaklar Levha Resimleri ile ilgili görsel sonucu

 Doğu Türkistan’da İşgalcı Çin’in  Astığı Bir Uyarı Levhası  : Pamuk Tarlasında Namaz Kılmak Yasaktır !

Mesela, camiye girebilmek için :

1. Kadın olmamak (kadınıların Cami’ye  girip ibadet etmeleri yasaktır.)

2. 18 yaşın altında olmamak

3. Devlette çalışan  Memur ve işçi olmamak (Emekliler dahil)

4.  Komünist Çin Partisi üyesi olmamak;

5. Öğrenci ve öğretmen olmamak;

6. Emekli vs. olmamak lazım.

 Özellikle de kadınların camiye girmeleri baştan beri yasaklanmış, girenlerse hapse atılmıştır. Ayrıca, kadınların toplu ibadeti, sohbet, toplantı hakları da yasaklanmış, yasağa uymayanlar çok ağır cezalara çarptırılmıştır. Şubat 1997’yılında Doğu Türkistan’ın Gulca şehrinde meydana gelen katliam, kadir gecesini ibadetle geçirmek için bir eve toplanan bir grup kadının polislerce gözaltına alınması ve bir kaçının işkenceyle öldürülmesiyle başlamıştır.
Doğu Türkistan’da Çin sömürgeciliğine karşı mücadele eden kahraman Türk kadınları birer asenadır, Türk kültürünün Doğu Türkistanda yeşermesini sağlarlar.

Share
1295 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ